Diyetisyen Mahsun Fırat Demir – Can Tatlıdır!
Diyetisyen Mahsun Fırat Demir – Can Tatlıdır!
Toplumda yaygın olan “hastalanmadan önce ne yediğimizin çok da önemli olmadığı” düşüncesi, bilimsel gerçeklerle örtüşmemektedir. Burada söz konusu olan hastalıklar akut enfeksiyonlar değil; yıllar içinde gelişen insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, bağırsak mikrobiyota bozuklukları ve kardiyovasküler hastalıklardır. Bu tablolar genellikle ani değil, uzun süreli yanlış beslenme alışkanlıklarının bir sonucudur.
Beslenme bilimi, günümüzde yalnızca kilo kontrolü ile sınırlı değildir; hastalıkların önlenmesi, metabolik dengenin korunması ve yaşam kalitesinin artırılması açısından temel bir role sahiptir. Fonksiyonel beslenme yaklaşımı; inflamasyonu azaltmayı, bağışıklık yanıtını güçlendirmeyi ve bağırsak–beyin eksenini desteklemeyi hedefler. Liften zengin besinler, fermente gıdalar, omega-3 yağ asitleri ve yeterli protein alımı bu yaklaşımın klinik açıdan önemli bileşenleridir.
Tıbbi beslenme tedavisi ise diyabet, tiroid hastalıkları, gastrointestinal sistem bozuklukları ve hormonal düzensizlikler gibi klinik durumlarda bireye özgü planlama gerektirir. Her bireyin metabolik yanıtı, genetik altyapısı ve mevcut sağlık durumu farklıdır; bu nedenle standart ve genelleştirilmiş diyet listeleri uzun vadede yetersiz kalmaktadır.
Günümüz yaşam koşullarında hazır paketli ürünlerin tüketimi tamamen kaçınılmaz değildir ancak tamamen zararlı olarak etiketlenmesi de bilimsel değildir. Asıl belirleyici olan; içerik etiketlerinin doğru okunması, rafine şeker, sodyum ve katkı maddelerinin değerlendirilmesi ve porsiyon kontrolünün sağlanmasıdır. Diyetisyen rehberliği, bu ürünlerin bireyin sağlık durumu doğrultusunda nasıl ve ne sıklıkta tüketilebileceğini belirlemede kritik rol oynar.
Bilgi çağında yaşamamıza rağmen, her bireyin beslenme alanındaki tüm bilimsel verileri doğru şekilde analiz etmesi mümkün değildir. Sosyal medyada yetkinliği olmayan kişiler tarafından paylaşılan içerikler, kısa vadeli sonuçlar vaat ederek bilimsel temelden uzak öneriler sunmaktadır. Oysa beslenme, anlık çözümlerle değil, sürdürülebilir ve kanıta dayalı yaklaşımlarla yönetilmesi gereken bir disiplindir.
Bağırsak mikrobiyotası, yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı değildir; bağışıklık fonksiyonları, uyku düzeni, ruh hali ve bilişsel performans üzerinde doğrudan etkilidir. Bu nedenle beslenme tercihleri, bireyin yalnızca fiziksel sağlığını değil, yaşam kalitesini de belirler.
Sonuç olarak beslenme, bir irade ve disiplin sürecidir. Profesyonel destekle ya da bilinçli bireysel farkındalıkla sürdürülen doğru beslenme alışkanlıkları, gelecekte oluşabilecek ciddi sağlık sorunlarının önlenmesinde en güçlü koruyucu faktördür. Bugün ne yediğiniz, yarın nasıl bir sağlık tablosuyla karşılaşacağınızı belirler.
Can tatlıdır ve bu canı korumak, bilimsel bilgiyle mümkündür.
