Doç.Dr. Zeliha Tekin – Doğunun Voltaire’i Ömer Hayyam
DOĞU’NUN VOLTAIRE’İ ÖMER HAYYAM
Bu yazıda, yaşadığı dönemde Nizamülmülk, Hasan Sabbah, Selçuklu Sultanı Melikşah, İmam Gazali ile yolları kesişen filozof Ömer Hayyam’ı kaleme almak istedim. İstedim ki Hayyam’ın eserlerindeki derinliği bir nebze de olsa yansıtabileyim.
İngiliz şair Alfred Tennyson’un “Fezaya fırlatılmış bir gezegendir ki güneşe eşdeğerdir” dediği İranlı (Nişabur) şair ve filozof Ömer Hayyam başta matematik (kübik denklemleri incelemiş ve gruplara ayırmış, Binom Açılımını kullanmıştır) olmak üzere, astronomi (Selçukluların kullandığı güneş yılı esasına dayanan Celali Takvimi’ni tasarladı), felsefe, mantık, fizik, tarih, hukuk, siyaset, hadis, Kur’an-ı Kerim ve tıp konularında araştırmalar yapmış; adını ölümsüzleştiren ve hayatı sorguladığı rubailer yazmıştır. Gerek yazdığı şiirler gerekse de çok şarap içmesi yüzünden sürekli tenkit edilen Hayyam, yaşadığı dönemde alim/bilgin olarak ün kazanmış rubaileri ile de sonraki dönemlere damgasını vurmuştur. O şarap içişini ise rubaide yazdığı gibi “nefes alabilmeye” bağlamıştır:
Benim şarap içişim keyif için değildir,
Fesad için ve edebi terk etmek için de değildir,
İstiyorum ki beyhudelik sayesinde bir nefes alayım,
Benim şarap içmem ve mest olmama bu nedenledir.
Derler ki cennette Huri, Kevser olacak,
Orada saf şarap, bal ve şeker bulunacak,
Sen şarap kadehini doldur, bana ver,
Bir peşin, bin alacaktan iyidir.
Hayyam’ı önemli yapan onun şiiri değildir, onun hayatının şiiridir. Hayyam’a göre bilgi arayışı her Müslümanın yapması gereken kutsal bir görevdir ve en büyük cihat kendini fethedebilmektir. Pek çok ilim bilse de hiçbir şey bilmediğini şu rubai ile dile getirmiştir:
Her ilmi gönül anladı, bildi demişim,
Cehlim ne kadar az diye mağrur imişim,
Heyhat akıl gözüyle baktım, gördüm,
Geçti ömür anladım ki hiç bilmemişim.
Zamanı ve dünyayı rubailerine karamsar bir dille işleyen Hayyam, dörtlüklerinde yaşanılan şeylerin gerçek olduğunu, dünyadan başka öteki dünya olmadığının altını çizmiş cennet ve cehennem hakkında aşağıdaki dizeleri yazmıştır:
Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
O var sandığın şey yok mu, o yok arama!
Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
Kim gitmiş de getirmiş haberini?
Kimselerin bilmediği bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya değer mi?
Ey Kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş!
Bırak onu bunu da gönlünü tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende,
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!
Rus yazar Alekseyeviç Jukovski Hayyam’ın zıtlıklarla örülü özelliklerini şöyle sıralamıştır: “Hayyam inançları tahrip eden özgür düşünceye inanan; ateist ve materyalist, tasavvufla dalga geçen bir panteist; inançlı bir Müslüman, tam bir filozof, keskin gözlemci, bilim insanı; kadın peşinde koşan, yalancı sofu ve bir münafıktır. Hayyam sadece bir günahkâr değil, aynı zamanda pozitif dinin ve her türlü ahlak inancının inkarının vücut bulmuş halidir; o kendini yaşamın zevklerinden ziyade ilahi konulara, kendi iç dünyasına adamış yumuşak huylu bir kişidir; o septik epikürcüdür, o İranlı Ebu’l Ala’dır, Voltaire’dir, Heine’dir.”
Hayyam cahillik ile ilgili çokça yazmaya gerek duymaz. Sebebi hikmeti ise Hayyam’ın cahilleri zekâ çizgisini aşamamış zavallılar olarak görmesidir. Onun tahammül edemediği insanlar, her şeyi bildiğini sanan ve Hayyam’ın “Ham Sofu” şeklinde nitelendirdiği doğru düzgün hiçbir şey bilmeyen gafillerdir.
Dünyayı ellerinde tutan üç beş kişi cahil oldukları içindir ki kendilerini dünyanın en büyük bilgini zannederler. Sen işine bak, onlar eşek oğlu eşek olduklarından, kendileri gibi her eşek olmayanı dinsiz, kafir sanırlar.
İyiliğe âşık olan kibre ve bencilliğe düşman olan Hayyam, her zaman ehil insanlarla birlikte olunmasını ve ehil olmayan insanlardan uzak durulmasını öğütler. “Düşmanım Zaloğlu Rüstem bile olsa baş eğmem, dostum Hatem-i Tayy bile olsa minnet eylemem” diyen Hayyam bu düşüncelerini şiirine şöyle yansıtmıştır:
Cana nice bir alçağa hizmet etmek,
Her lokmaya sen konma, sakın olma sinek,
Minnet çekme, bir somunu ye iki gün,
Minnetten yeğ su yerine kan içek.
1131 senesinde 83 yaşında ölen Hayyam’ın türbesi (anıt mezar) memleketi Nişabur’dadır. Ruhu şad olsun, ışığı her daim aydınlatsın…
Kaynaklar:
Abdülbaki Gölpınarlı (2018). Hayyam ve Rubaileri, İstanbul: İnkılap Kitabevi.
M. Sadık Cennetoğlu (1989). Ömer Hayyam Büyük Türk Şairi ve Filozofu, İstanbul: Yön Yayıncılık.
Zeliha Tekin (2023). Cehennet, İstanbul: Scala Yayıncılık.
