AŞK
Aşk, geleneklere hapsedilemeyecek kadar asi, özgür kalınca arsız, engellenince de saldırgan bir güçtür.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde aşk şöyle açıklanmıştır: “Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi, sevda, amor.” Aşk, bir kimseye ya da herhangi bir şeye karşı beslenen aşırı sevgi, ilgi ve bağlılık duygusu, bir derin sevgi ilişkisidir. Bu ilişkide bedensel ve ruhsal güçlü duygular hakimdir. Aşk, sevginin varabileceği en üst noktadır.
Aşk, içimizde günden güne büyüyen, gerçeğin değil de hayalin iz sürüldüğü uzun soluklu bir keşfetme yolculuğudur. Tıpkı Halikarnas Balıkçısı’nın yazdığı bir hikâyede anlatıldığı gibi: “Balıkçı bir adam varmış, denizden her döndüğünde etrafında insanlar birikirmiş ve sorarlarmış ona heyecanla: Bugün ne gördün denizde? Balıkçı parıltılar içerisinde denizkızlarını gördüğünü anlatırmış her seferinde. Köylüler bu balıkçının denizden dönüşünü sabırsızlıkla beklerlermiş, balıkçı da büyük şevkle açılırmış denize. Yine bir gün balıkçı denize açılmış ne görsün denizkızları, peri kızları denizde öylece duruyorlar. Köye döndüğünde yine etrafına toplanmış halk sormuş balıkçıya: “Bugün ne gördün” diye. Balıkçı: “Hiç” demiş. “Bugün hiçbir şey görmedim.”
Hikâyedeki balıkçı da onu sabırsızlıkla bekleyen köylü halk da biziz aslında. Bir şeyleri hayal etmek gerçeğini yaşamaktan, görmekten daha heyecan verici ve daha yaratıcıdır. Mecnun’un Leyla’nın hayaline aşkı da böyledir. Sevmek güç verir aşığa. Hayal etmek bizi yaşama bağlar, yeni fikirler üretmemize vesile olur. Kısacası, insan hayal ettiği kadardır. Aşk, iki bilincin birbirlerinden bir anlık bile olsa ayrılmama isteğidir. Yücelttikçe yüceltmektir sevdiğini. Yani aşk, seven ile sevilenin benzeşmesi; “ben” ve “sen” kelimelerinin yerini “biz” kelimesinin almasıdır.
SEN AKLIMA DÜŞTÜĞÜN ZAMAN*
Sen aklıma düştüğün zaman
Birdenbire düşüncelerim yeşil tonlarına bürünür
Ağaç yaprağı oluverirsin, çimen kokar her yer
Karanfildeki kelebeksin güzel.
Sen aklıma düştüğün zaman
Mavisindir artık
Balıksın deniz kokarsın
Dalga dalga yürürsün denizde
Milyonlarca kumsun parlayan sahilde
Gökyüzündeki örtüde ayımsın, güneşimsin, yıldızımsın
Başı sen olan sonu belli olmayan evrenimsin.
Sen aklıma düştüğün zaman
Beden saatim sıfırlanır
Damarlarımda sen akmaya başlarsın
Gözümden inen sen oluverirsin
Kalbim sen çarpar
Parmak uçlarımdan sen yayılıverirsin
Ayaklarım sana gelmek ister
Ellerim ellerine uzanmak
Sen aklıma düştüğün zaman
Bayram yaşarım ben
Elimdeki bayrak,
Cebimdeki şeker
Başucumdaki yeni elbisem
Yüzümdeki tebessüm
İçimdeki neşem oluverirsin.
Sen aklıma düştüğün zaman
Ben diye bir şey kalmaz bende
Varlık da sensindir, hiçlik de
Sen aklıma düştüğün zaman
Ben bütün tanıdıklarımı
Sensiz bütün yaşadıklarımı
Teker teker kovarım zihnimden
Yeni bir resim belirir
Ressam ben çizilen sen…
Sen aklıma gece ikide düşmüşsen
Ben saat üçü, beşi, yediyi, onu arkadaş yaparım kendime
Seni satırlara dökerken…
Ve kendimi sende yitirmişken…
(*Zeliha TEKİN, Şiire Yön Veren Akademisyen Şairler Antolojisi, Akademisyen Kitabevi)
Keşif yolculuğunuz hiç bitmesin…
