Dolar 44,8677
Euro 52,9709
Altın 6.960,43
BİST 14.484,91
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 14°C
Az Bulutlu
Ankara
14°C
Az Bulutlu
Sal 17°C
Çar 16°C
Per 10°C
Cum 12°C

Sürdürülebilir İnsanlık

z.tekin@alparslan.edu.tr Akademisyen - Yazar
3 Aralık 2021 13:14

Sürdürülebilirlik, daimî kalabilme yeteneğidir. İnsan denen varlık, 200 bin yıl önce Doğu Afrika’da ortaya çıktığı günden bu yana isteklerine ulaşabilmek, aç gözlülüğünü doyurabilmek ve sözde medeniyet adına yaşadığı gezegenin kaynaklarını hoyratça kullanmış, tahrip etmiştir. Yani, yaşadığı gezegen ve insan da dahil diğer canlılar için bir tehdit haline gelmiştir. Böylece, yaşama tutunmaya çalışanlar ile yaşamı elinde tutanlar arasındaki fark gitgide büyümüş; insanlığımız Kabil’in para, güç, merhametsizlik üçgenine esir düşmüştür.
Kalbi katran karası, beyni bataklık çukuru olan insansı görünen 2,5 yaşındaki kızına/torununa tecavüz eden, kendi ahlaksızlığını, acizliğini ve hiçbir vasfa sahip olmayışını eşini katlederek gizlemeye çalışan merhametsizleri yazalım ilk önce. Onların kâğıt üzerinde bir dini varmış gibi gözükse de aslında hiçbir dinle ilişkileri yoktur. Onların bir mezhebi olmadığı gibi ataları da belli değildir. Bu insanların ait olduğu yer Soysuzlar Mezarlığı’dır.
“Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz derhal kadının hayat şartlarına bakın” demiş John Stuart Mill. Kadını, erkeğin gölgesine hapsetmekten vazgeçmediğimiz ve “kadın ikinci sınıftır” gibi hastalıklı bir düşünce sarmalından çıkamadığımız sürece ne bu cehaletten kurtulabiliriz ne kadın ve kız çocuk kıyımının önüne geçebiliriz ne de vicdanlı, aklı başında bireylere sahip gelişmiş bir toplum olabiliriz. Hz. Muhammed, kadınlara eziyet eden erkekleri uyarmış, şiddet davranışını onaylamadığını şu sözlerle belirtmiştir: “Kadınlara el kaldırıp hakaret etmeyin, fena söz söylemeyin. Allah sizden, kadınlara karşı iyi ve hayırlı olmanızı ister; çünkü onlar sizin analarınız, kızlarınız veya teyzelerinizdir. Sizin hayırlınız, eşine hayırlı olandır. Kadınlara ancak iyi insanlar iyi davranır; onlara ancak kötü kişiler, kötü davranır ve ihanet eder. Ben yaşamım boyunca hiçbir kadına el kaldırmadım, beni örnek alın”.
İnsanlığımızın sürdürülebilirliğini ölçmek için şu soruları soralım kendimize:
Annemin ve babamın görüp görebileceği en iyi evlat olabildim mi?
Kardeşlerimin görüp görebileceği en iyi kardeş olabildim mi?
Eşim için tüm fedakarlıkları yapıp, koruyup kollayabildim mi? Onun için en iyisi olabildim mi?
Kendi varlığımın yansıması olan çocuklarıma en iyi anne/en iyi baba olabildim mi?
Arkadaşlarımın iyi günlerinde ve kötü günlerinde yanlarında olarak onlara en iyi dost olabildim mi?
Ülkemin görüp görebileceği en iyi vatandaş olabildim mi?
Yalnızca kendim için değil de dünyanın geleceği için iyi işler yapabildim mi?
Bu sorulara dürüstçe “evet” diyebiliyorsak, hayatımızda doğru işler yapan, adaletli biriyiz demektir. Şayet bir soruda bile “hayır” cevabını vermişsek, sorulara evet diyemiyorsak maalesef bizim insanlığımız eksiliyor demektir. Hayatımızı, yaptıklarımızı, ilişkilerimizi gözden geçirmeli ve en değerli fıtri sermayemiz olan vicdanımızı sorgulamamız gerekir. Şayet sorgulamıyorsak, belli bir süre sonra yüreğimiz acımamaya, içimiz sızlamamaya ve gözümüzden yaş gelmemeye başlayacaktır. “En mükemmel adalet insanın kendi vicdanıdır” demiş Victor Hugo, Allah vicdanımızı ve insanlığımızı sürdürülebilir kılsın inşallah.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.