Hayal Gücünün Doğru Kullanımı
Hayal gücü her insanda olan bir şey. Çoğumuz hayal kurarız. Ancak kurduğumuz hayallerin hepsi gerçek olmuyor ne yazık ki. Peki bu hayaller neden gerçekleşmiyor? Bugün bununla ilgili konuşacağız.
Hayal gücümüzü yaşamımızda olmasını istediğimiz şeyleri var etmek için kullanıyoruz. Aslında bu istediğimiz şeylerin olması için evrenin yaratıcı enerjisidir.
Hayal kurma yerine isterseniz daha uygun bir kelime olan imgelemeyi kullanalım artık. İmgeleme zihinde bir resim yaratma yeteneğidir, diyebiliriz. Gerçekleşmesini istediğimiz bir şeyin net bir görüntüsünü yaratmak için hayal kurmayı kullanırız. Sonra, bu gerçek olana kadar ona odaklanmayı ve pozitif enerji yüklemeyi sürdürürüz.
İmgelemenin işleyişini anlamak için, bazı evrensel prensipleri bilmemiz gerekir.
Fiziksel evren enerjidir.
Evrenimizin yapı taşı “enerji”dir. Fiziksel olarak hepimiz enerjiyiz. Katı olarak algıladığımız şeyler enerjinin değişik biçimleridir. Enerji farklı hızlarda titreşir. Bu yüzden de inceden yoğuna farklı niteliklere, çeşitlere sahiptir. Düşüncelerimiz nispeten ince hafif ve bundan dolayı da çok hızlı ve kolayca değişebilen bir enerji şeklidir. Tüm enerji şekilleri birbirleriyle karşılıklı ilişki halindedir ve birbirlerini etkilerler.
Enerji manyetiktir.
Belirli bir titreşime sahip enerji, kendisine benzer bir titreşime sahip olan enerjiyi çekme eğilimindedir.
Düşünce ve duygular da manyetik enerjiye sahiptirler. Bunun sonucu olarak da benzer yapıdaki enerjiyi kendilerine çekerler.
Şekil fikri takip eder.
Düşünce, hızlı, değişken ve akışkan bir enerji şeklidir. Madde gibi yoğun şekillerden farklı olarak hemen, bir anda beliriverir.
Bir şeyin olmasını istediğimizde onu önce düşüncelerimizde tasarlarız. Düşünce daima olayın ya da fikrin gerçekleşmesinden önce gelir.
Sadece bir fikri düşüncelerimizde tutmak harekete geçmesek bile ona enerji verir ve gerçekleşmesine neden olabilir.
Çekim yasası
Evrene ne gönderirseniz onun size yansıyacağını bilmelisiniz. Buna sebep sonuç bizim tabirimizle ne ekersen onu biçersin ilkesi de denir. Buna göre en çok inandığımız, düşündüğümüz ya da hayalimizde en canlı şekilde şekillendirdiğimiz şey gerçek olacaktır. Burada duygunuzun düşüncenizin olumlu ya da olumsuz olması fark etmez. Siz hangi yayını yapıyorsanız size gelecek olan o yayındır.
İmgelemeyi kullanmak.
Değişim sadece yüzeysel şekilde imgelemekle olmaz. İşte bu yüzden doğru şekilde imgelemeyi öğrenmeliyiz.
Kısacası
Evrene yolladığımız her türlü tesir “evet” cevabını alarak bize geri döner. Bu ne demek: ağzımızdan çıkan sözler, düşüncelerimiz ve duygularımız biz farkında olmadan titreşimler halinde evrene yayılır ve oradan bize olay ve kişiler olarak geri dönerler. Evrenin programlanması “evet” kelimesi üzerinedir. Ona “ben değersizim” düşüncesi verirsen “evet sen değersizsin” i sana yaşatacak kişi ve olayları, “ben mutlu olmaya layığım” düşüncesi ya da duygusunu yollarsanız “evet sen mutlu olmaya layıksın” cevabını alacağınız kişi ve olayları size yollar.
