Dolar 44,7647
Euro 52,8602
Altın 6.937,27
BİST 14.263,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Az Bulutlu
Ankara
22°C
Az Bulutlu
Cum 22°C
Cts 15°C
Paz 12°C
Pts 13°C

Frekanslar ve Biz

Son Sözü Başkent Söyler baskenthaber.org baskenthaber.org@gmail.com
30 Kasım 2021 16:06

Biliyoruz ki evrendeki her şey titreşimler ile birbirleriyle etkileşim halindedir. Dünyadaki her şeyin ve her canlının kendine özgü bir titreşimi vardır. Bu, vücudumuzdaki bütün organlar ve hücreler için de geçerlidir. Bazı nesneler aynı veya benzer frekansta titreşir. Bir dalganın bir saniye içindeki döngü sayısına “frekans” denir. “Hertz” birimiyle ölçülür. Frekansın birçok çeşidi var. Radyo frekansı, renk frekansı, ışık frekansı, biyolojik frekans vb.
Dünyanın da bir frekansı var. Schumann rezonans diye adlandırılıyor. Değer aralığı 7.83 ve 33.8 Hz olarak saptanmış. İnsanın da. İnsanın bir frekans aralığı var. Bu aralık 62-72 mhz dir. Ama ortalama 68 kabul edilir. Frekans 62 altına indiğinde çeşitli hastalıklarımız çıkar. Örneğin grip, 57mhz de ortaya çıkar. Her organın kendine özgü titreşimi de var. Örneğin karaciğerde 42 mhz olduğunda kanser ortaya çıkabilir.
Bir insanın beden frekansını yüksek tutması onun sağlıklı olmasını sağlar. Bizim duygu ve düşüncelerimizin frekansı da bizi etkiler.
Amerikalı Bilim Adamı Dr. David Hawkins , ( 1927-2012) frekanslar , frekansların bilinç düzeylerinde etkisi , ilişkisi üzerine binlerce araştırma yapmış ve ortaya Hawkins bilinç haritası denen Tabloyu çıkarmıştır.

Yapılan araştırmalardan kritik seviyenin 200-cesaret olduğu, ölçümü 200 un altında çıkan duyguların düşüncelerin, durumların kişiyi ve çevresini zayıflattığı , yorduğunu, aşağıya çektiğini ortaya çıkartmış.
Bir başka ilginç bulguysa , yüksek bilinç frekanslarının şaşırtıcı sayıda düşük frekansı dengelediği yönünde . Bireylerden herhangi birinin bilinç frekansı yükseldiğinde , çok sayıda düşük frekanslı bilinci etkileyip dengeleyebiliyor.
Biz hangi düşünceyi, duyguyu yayarsak evrende o enerjinin karşılığı olan bir titreşim aralığı vardır. Dolayısıyla aslında düşüncen/duygun evrende dolaşır ve kendisiyle eşdeğer enerjiyi bulur. Enerji eşleşmeleri yaşanır. Mesela günlük hayatta bazı insanlara daha çok çekiliriz. Bu benzer frekansta olmamız nedeniyledir.
Bu sadece kişiler için geçerli değildir. Olayları da kendimize böyle çekeriz.
Benzer benzeri çeker yasası gereği böyle olur.
Örneğin sabah eşinizle tartıştınız. Oldukça gerildiniz ve negatif bir ruh halindesiniz. Bu negatif diğer olayların ya da kişilerin de gün boyunca size çekilmesine neden olur. Yolda trafikte kalırsınız, iş yerine geç kalır amirinizden uyarı alırsınız, bilgisayarınız çöker, beklediğiniz havale bir türlü gelmez vs. Bir kartopunun çığa neden olması gibi gün sonunda patlamaya hazır bir bomba gibi olabilirsiniz.
Size göre her şey üst üste gelmiştir. O gün hayatınızın en şanssız günüdür. Tüm bunlar neden aynı gün oluyordur anlayamazsınız.
Tüm her şeyin bir frekansı var demiştik. Dolayısıyla her şey diğerlerini yaydığı titreşimle etkiler. Diğerlerinin bizim yaydığımız titreşime tepkisiz kalmaları mümkün değildir yani.
Bizim titreşimimizle uyumlu olan her şey, karşı koymaksızın hayatımıza çekilecektir.
Titreşimi yaratan bizim duygu ve düşüncelerimiz. Geçmişte daha çok beyin ve düşünceler üzerine odaklanılmıştı. Ancak 1993 lerde bazı çalışmalar yapıldı.
Yapılan bilimsel çalışmalarla öğrendik ki kalbin elektromanyetik alanı beynin elektromanyetik alanından 5000 kat daha fazla. Bu demek oluyor ki bir duyguyla birlikte yaydığımız titreşim çok güçlü. Eğer düşük titreşimli duygulardaysak onlara ait titreşime sahip olay ve kişileri kendimize çekiyoruz. Buna benzer benzeri çeker ilkesi diyoruz. Yani siz eğer kendinizi sürekli suçlu hissediyorsanız hayat size bunu göstermek ve düzeltmenizi sağlamak adına size kendinizi suçlu hissettirecek kişi ve olayları gönderiyor. Aynı şey diğer duygular için de geçerli.
Mesela kendinizi değersiz hissediyorsunuz. yaydığınız titreşim, çekim yasasını çalıştırıyor işte. Çekim yasası bizlere verilmiş bir hediyedir aslında. Günümüzde “çekim yasasını çalıştır evin, araban olsun istediğin aşkı bul” gibi kullanılıyor olsa da, bunun aslı kişinin sahip olduğu negatif duyguların ona tıpkı bir ayna gibi yansıtılarak, kişinin bunları temizlemesini sağlamaktır. Aksi halde nefsiyle hareket eden kişiler, bunlara saplanıp kalır ve özlerinden, özlerindeki pozitif duygulardan uzaklaşabilir karanlıklar içinde kalabilirlerdi. Yaydığımız titreşim bir nevi bize ayna olacak durum ve kişileri çeker bu yasa gereği. Bu durumda herhangi bir negatif olay ya da kişi ile karşılaştığımızda kendimize şunu sormamız gerekir: “bu olay ya da kişi bana bende olan neyi göstermek için çıktı karşıma”
Bu şekilde farkındalıkla hareket ettiğinizde bir süre sonra bu iç konuşmaların daha çok farkında olup, onları dönüştürerek kendi zihninize hakim pozisyona geçebilirsiniz. Sizler bilinçaltınıza ekilmiş tüm o size sınır çizen yanlış kalıpları fark etmeye başlayacak, bunlardan kurtulmak için çalışmalar yapacaksınız. Duygularınızın, düşüncelerinizin kısacası hayatınızın kontrolünü elinize alacaksınız
insanı diğer varlıklardan ayıran bir aklı vardır. Bunu kullanmak, özgür irademizle seçimler yapmak, hayatımızı yeniden dizayn etmek mümkündür.
Bizlerse sürekli geçmişte yaşayıp olanlara üzülüyor, kahrediyor ya da geleceğe yönelik hayallerde yaşıyoruz. Bunlarla ilgili hep şikayetçiyiz ama değiştirmek için de bir çaba sarf etmiyoruz. Sürekli şikayet titreşimlerindeyiz. Buradan şükür enerjisine geçmek ve titreşimimizi yükseltmemiz gerek.
Frekanslarımızı nasıl yükseltiriz?
Bilgi beyin frekanslarını yükseltir. Esanslar da frekansı yükseltir. Gül kokusu en yüksek frekanstır.
Sağlıklı gıdalar çok önemlidir. Hazır yiyeceklerde frekans 0(Sıfır). Taze yiyeceklerde daha yüksektir.
Dinlediğimiz müziklerde etkili. Dünyayla uyumlu müzikler 432 mhz dir. Ancak şu an pek çok dinlediğimiz şarkı bunun altında
Frekans yükseltmeye yönelik tasarlanmış bazı cihazlar da vardır.
Ancak frekansın temel kaynağı biziz. Yani bizim duygu ve düşüncelerimiz. Dolayısıyla diğer tüm yöntemler bize kısa süreli geçici etkiler yaratacaktır sadece.
Aslında hayata bakışımız duygu ve düşüncelerimiz ilk 7 yaşta oluşmaya alınan bilinçaltı kararlarla şekilleniyor. Mesela bir köpekle ilk kez karşılaşan bir çocuk düşünelim. Eğer bu ilk karşılaşmada aralarında sevgi bağı oluşmuşsa çocuk hayatının ilerleyen dönemlerinde de köpekleri seviyor, oynuyor. Ama ilk karşılaşmada köpeğin onu ısırdığını ve canının yandığını düşünelim. O zaman belki bu travmasını çeşitli yollarla çözene kadar köpekler çocuk için acı veren, kaçınılması gereken bir şey olacak. Karşılaştığı köpeğin oldukça uysal olması bile belki onu bu anlamda yatıştırmaya yetmeyecek. Neden çünkü bir kök inanç oluştu köpeklerle ilgili.
Bunun gibi pek çok konuda bizler kök inançlar oluşturuyoruz ve bu bizim hayata bakışımızı, duygu ve düşüncelerimizi etkiliyor. Dolayısıyla frekansımızı.
Düşünce ses ve ışıktan yüksek bir hıza sahiptir. Her şey düşünceyle başlar. Düşünceyi değiştirdiğimizde yazılım değişmeye başlıyor. Yazılım değiştikçe dna da değişiklikler oluyor. Düşünce geliştikçe idrak artıkça biz dışarıyı da farklı görmeye başlarız.
Kısacası Düşünceler duygulara neden oluyor. Duygularımız oluş halimizi belirliyor. Oluşumuz bize kişi ve olayları getiriyor. Bu zincirleme bir durum. Burada önemli olan kendini bilmek. Pozitif duygu ve düşünceler üreten kişiler haline gelmek çok önemli. ama bu “olumlama yaptım, tamam benim işim” şeklinde olmaz. Çekim yasası böyle çalışmaz. Aslında pek çok isteğimizin olmama nedeni de budur. Yüzeyde kalan, kalp seviyesine inmeyen hiçbir istek kolay kolay olmuyor. Siz herhangi bir şey istediniz. Örneğin falanca özellikleri olan çok iyi bir eş istiyorsunuz kendiniz için. O zaman o eş diye tariflediğiniz kişi ile aynı frekansta olmalısınız. Öyle birinin frekansı nasıl olurdu düşünün. Sizin içinizde değersizlik duygusu varken daha kendinizi sevmiyorken olduğunuz frekans alanında sizce tam olarak istediğinizi söylediğiniz kişi var olabilir mi? 10 katlı bir bina düşünelim. Siz frekans aralığı olarak 2. Kattasınız. Ama istediğiniz özelliklere sahip kişi mesela 6. Katta. O kattan sizi görmesi mümkün mü? Bu durumda istediğiniz özelliklere sahip kişinin frekans katında olmalısınız. Aksi halde sizinle aynı katta bulunan size kendinizi değersiz hissettirecek, sizi gerçekte sevmeyecek insanları çekeceksiniz hayatınıza.
Şu an hangi duygudayım. Hangi düşüncedeyim? Var olan falanca düşüncemi nasıl değiştiririm? Bunu sürekli yaptığınızda farkındalık başlıyor. Bu konu ile ilgili kitaplar okuyabilirsiniz. Ya da bunlarla ilgili profesyonellerle çalışarak frekansınızı yükseltmek de elinizde. Bu anlamda bizler hipnoz/regresyon terapisi, nefes terapisi, ve bazı diğer yöntemler kullanarak danışanlarımızla çalışıyoruz. Psikiyatrik tanılar almış kişiler psikiyatrist ve psikologlarla çalışmalıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.