Yok Oluyoruz Ama Aşkla Değil
Siyasetin, vatan ve millet bütünlüğü beraberinde kamu yararını gözeten erdemli ilkelerinden kaydığı bir dönemdeyiz. ‘Amannnnn bidaamı gelcez dünyaya’ nakaratıyla davranışlarını ölçüp biçmekten aciz kafalarla eğlencelere dalınmış bir dönemdeyiz. Bilgisine hayran olunacakların, bilgisine uymayan karaktersizliklerine karaktersizlik kattıkları bir dönemdeyiz. Yaradandan ötürü yaratılmış her canlıyı sevmek gerekmiyor muydu? Neydi sevmek sahi? Bilimin, insanı sevmekten vazgeçip kuyusunu kazar olduğu bir dönemdeyiz. Hoşgörü dinine sahip olmakla birlikte özveriden dip köşe kaçılan bir dönemdeyiz. Özveri, gerektiğinde kendi yararından vazgeçebilme cesareti değil miydi? Hep benim istediğimcilik, ben ne dersem oculuk, duruma göre kayırmacılık, kişiye göre kıyakçılık, asmacılık kesmecilik erdem oldu da alkışlanıyor mu?
Ey insanevladı!
İster titre, ister amuda kalk ama kendine gel. Ne diyor bak Mahatma Gandhi: Bizi yok edecek şunlardır: İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlaktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı. Yok oluyoruz işte daha ne desin adam!
