Otorite Sever Misiniz?
Bu yazının konusu, ilginç bir deneyin sonucu. Stanley Milgram deneyin sahibi. Deneyi uzun uzun anlatmayayım sadede geleyim hemen. Deneyden çıkan sonuca göre Milgram şöyle diyor: “En masum kişiler bile kendi ahlaki değerleri kapsamında yapmaları imkansız gözüken bir şeyi, otorite baskısı altındayken tereddütsüzce yaparlar”. Gördünüz mü, kocaman bir sözcüktür, otorite. Otorite beraberinde itaati getiriyor. Peki insanlar neden itaat eder?
Milgram deneyi ahlaki açıdan tartışmalı olsa da, sosyal psikoloji alanında çığır açan bir araştırma olmuş. Bu deney, insanları en korkunç suçları bile işlemeye iten çeşitli faktörlerin anlaşılmasını sağlamış. Otoriteye itaat insan doğasının bir parçasıdır diyor konunun uzmanları. Doğumdan itibaren önce anne babamıza, sonra öğretmenlerimize, sonra da işverenlerimize itaat etmeye şartlanmışız. İtaat ihtimali, bir otorite figüründen veya kuruluştan geldiğinde artıyormuş üstelik. İnsan evladı olarak otorite konumundaki kişilerin en bilgili kişiler olduğuna inanıyormuşuz.
Hele ki o otorite politikacı ise tam teslimiyetteyiz. Politik otorite bize bir görev verdiğinde, gerçekten o göreve layık ve o görevin gerektirdiği donanıma sahip en bilgili kişi olduğumuza inanıyoruz. Çünkü otorite bizi seçti. En büyük biziz. ‘Güüüçç bende artık’ naraları atarak salınıyoruz ortalarda. Hazza bakar mısınız. Bu nedenle otoriteye bireysel olarak karşı gelmek çok zordur. Milgram’ın çalışması, insanları neyin itaat ettirdiğinin ve hatta gerçekten ne derece itaat ettiklerinin cevaplarını içermemekle birlikte, diğer araştırmacılara, insanları neyin, emirlere uymasını sağladığını göstermiş oldu.
Otorite her zaman hatasız mıdır? Hep doğruyu söyleyip doğruyu mu yapar? Bir düşünün. Zarar veren otorite yok mudur? Tarih bize yine fısıldıyor. Diyor ki; otorite karşıtı eylemler ancak çoğunluk kitlelerce yapıldığında başarılı olabilmiştir. Bir elin nesi var ki!
