Ey Feylesoflar Bana Umudu Anlatın!
Filozof Gabriel Marcel’a göre umut insanda varoluş duygusunu oluşturur, kişinin yabancılaşmasını engeller ve kendini gerçekleştirme yönündeki kararlılığına yol açar.
Friedrich Nietzsche ise umuda karamsar yaklaşır ve umudun insanın yaşadığı eziyetin süresini arttırdığını söyler ki; bazen ona hak vermemek mümkün değil.
Erik Erikson’a göre umut, kişinin isteklerini elde edebileceğine ilişkin kalıcı bir inançtır.
Staats, umut istekler ve beklentiler arasındaki etkileşimdir der. Ara sıra etkileşimde kopukluklar olmuyor değil.
Kant ve Hume gibi filozoflar ise umudu insan doğasında var olan bir duygu olarak ele alırlar.
Fromm’ a göre umut, istemek, istekleri gerçekleştirmek için yeni yollar bulmak ve vazgeçmemektir. İşte olay bu zaten. Bu nedenle yaşamda karşılaşılan güçlüklerle baş etmede, olumsuz koşulları iyileştirmede ve hayalleri gerçek kılmada umutlu olmak önem arz eder.
Umutla yaşayan yalnızca birey değil, uluslar ve toplumsal sınıflar da umut, inanç ve direnme güçleri sayesinde yaşıyorlar. Bilgeliklerinden sual olunmaz feylesoflarımız şunu demek istiyorlar kısaca; umutsuz bir birey bile toplumda umutla ilgili bir hava varsa bundan etkilenerek içindeki umut kıvılcımlarını canlandırabilir. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.
Umut fakirin ekmeği değil, yaşamın doğasında ve insan ruhunun dinamiğinde var olan, her eve lazım bir unsurdur. İçinden geçtiğimiz bu zor dönemlerde üreterek, yardımlaşarak, paylaşarak, bölüşerek, güvenerek diri tutmamız gereken kıymettir umut. Ne yerinde bir sözdür; çıkmadık candan umut kesilmez!
