Evrenden Cevap Var: Lütfen Bana Mesaj Göndermeyin
Yükselen moda, çekim yasası hakkında az çok bildikleriniz vardır.
Kişisel gelişimimize aşırı önem verdiğimiz son dönemlerde, kahve sohbetlerimize eşlik eden, entelektüel ablalar ve ağabeylerin ağdalı konuşmalarının başat konusu, sosyal mecralarda kişisel gelişimimize ne denli değer verdiklerini uçuk eğitim fiyatlarıyla gözümüzden cebimize sokmaya çalışan reklamlar. Rhonda Byrne’nün yazdığı Secret kitabıyla başlayan şuursuzluk akımı.
Bu çekim yasasına göre, hayatta yaşadığımız bütün deneyimler, aslında düşüncelerimizin bir sonucuymuş. Eğer zengin olacağımızı düşünüyorsak zengin oluyoruz, eğer borçlanacağımızı düşünüyorsak borçlanıyoruz, hatta uçağın düşeceğini düşünüyorsak uçak düşüyor. Vay be! Bunu başarabiliyor olsaydık dünya yaşanmaz bir yer olurdu herhalde. Byrne’ne göre, düşüncelerimizin manyetik özellikleri var ve bunlar belli frekanslarda salınıyor. Bu salınımlar, evren tarafından algılanıyor ve düşüncelerimiz düşündüğümüz şeyi çekiyor. Çekim yasası şu anda özellikle, New Age takipçilerinin ve bazı kişisel gelişimcilerin başvurduğu bir iddia konumunda. Çekim yasasının kuantum fiziği ile en ufak bir ilişkisi yokmuş. Daha genel olarak fizikte, Byrne’nün iddia ettiği gibi benzerler birbirini çeker diye bir şey de yokmuş. Tam tersine, ters yükler ya da ters manyetik kutuplar birbirini çeker diyor uzmanlar.
Bilimin bize söylediği şu: düşüncelerimizin manyetik alanlar oluşturduğu doğru fakat düşüncelerin oluşturduğu manyetik alan, dünyanın manyetik alanından 10 milyar kere daha zayıf. Denilen o ki; televizyondan telefona, radyodan elektrik akımlarına kadar çoğu cismin manyetik alanı, düşüncelerimizin manyetik alanından katbekat daha güçlü ve düşüncelerimizin etkisini kolayca siliyor. Ezcümle; düşüncelerimizin oluşturduğu manyetik alanın, başımıza gelen şeyleri etkileyecek şekilde evrene şekil vermesi bilimsel olarak mümkün değil. Yani evrenin umurunda değil. Üzüldük mü? Evet. Gerçekler acıdır dostlar ama kendimizi kandırmak daha üzücüdür.
Neticeye gelirsek, çekim yasası diğer New Age ilkeleri gibi bilimsel temeli olmayan, kuantum fiziği ile hiçbir bağlantısı bulunmayan, ciddiyetten uzak bir iddia olarak duruyor. Bu yasayı ciddiye alırsak, Afrikalıların sömürüldükleri için değil, zengin olmayı isteyemedikleri için fakir olduklarını söylememiz ne kadar gerçekçi olabilir. Soykırımların ve yüzlerce trajedinin, bunu yaşayanların olumsuz düşündükleri için gerçekleştiğine inanabilir miyiz?
Hasta mı olduk, kaza mı geçirdik, tek bir sebebi var, düşüncelerimiz. Öyle mi dersiniz!
