Mutluluk ve Zaman Bir de Nebati’nin Gözleri
Yaz ayları kapıda, içimizde kıpırtılar. Mutlu muyum acaba adlı duygu rüzgarları ruhlarımızı okşamaya başladı. Mutluluğun zamanla bir ilgisi olması gerekmez mi sizce de?
Aslında zaman algısı hakkında bilmemiz gereken ilk şey kavramın tam olarak bir algı olmaması değerli insan evlatları. Çünkü çevresel bir çok olay içeriğinde zaman bilgisini de taşıyor. Misal, güneşin gökyüzündeki konumu bizlere günün hangi diliminde olduğumuz konusunda kabaca bir bilgi verir değil mi fakat zaman algısı dediğimizde aslında herhangi bir sürecin net ve dolaysız farkındalığından bahsetmiş oluyoruz. Sizleri bilimsel detaylara gark etmek istemiyorum. Kısaca araştırmalar içsel bir saatin var olduğunu ispatlıyor. Popüler deyişle, biyolojik saatlerimiz tam olarak zamanı algılama görevini yürütüyor.
Yapılan araştırmalarda ortaya konan bir düşünceye göre herhangi bir durum, zamana ne kadar dikkat edildiği açısından analiz edilebiliyor. Mutlu olduğumuz durumlarda saatle hiç ilgimiz yoktur. Tam tersi zamanlarda ise nihayetinde durumun biteceğini tahmin ederek zamanı kontrol etme eğilimi gösteriyormuşuz. Bu sebeple de duvardaki saat sanki hiç değişmiyormuş gibi gözüküyormuş bize. Bilirsiniz işte, zaman durur. Zaman geçmek bilmiyor gibi geldiği zamanlarda iç saatinizin sesini dikkate almamak için zamanı düşünmemeye çalışın diyor uzmanlar. Nasıl olacak o dediğinizi biliyorum. İş başa düşüyor yine. Deneye deneye başaracağız, kendi menfatimiz için.
Zaman algımızı etkileyen bir başka şey ise mutluluk salgısı olarak bilinen dopamin hormonuymuş. Yapılan çalışmalar göstermiş ki, vücutta dopamin seviyesini arttıran maddeler zamanın daha hızlı geçtiği izlenimi uyandırıyor, bunun yanı sıra dopamin seviyesini azaltan maddeler de zaman algısını yavaşlatıyormuş. Buyur buradan yak!
Yahu nereden icap etti bu konu, sihirli bir formül verdin sanki diye sitemlenmeyin hemen. Hepimizin derdi değil mi mutlu olmak. Sayın Nebati’nin gözlerinde bulamazsanız bir umut olsun bu yazı dedim, kötü mü ettim!
