Dolar 45,9046
Euro 53,3739
Altın 6.656,81
BİST 13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
22°C
Parçalı Bulutlu
Çar 24°C
Per 24°C
Cum 20°C
Cts 18°C

Dr. Mustafa Torun – Türkiye Kültürel Açıdan Nasıl Bir Ülkedir?

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı, Yazar mtorun3@gmail.com    
16 Mayıs 2023 16:41

Türkiye Kültürel Açıdan Nasıl Bir Ülkedir?

“Bir kültürü yok etmek için kitapları yakmak zorunda değilsiniz.Sadece insanların kitap okumasını durdurmanız yeterlidir.” Ray Brandbury
***
Milletvekilliği seçimi bitti. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldı. Sosyal ve görsel medyada ki paylaşımları ve yorumları okuduğumda ve dinlediğimde öfkenin bir partiye, bir gruba ve hedefteki kişilere yönlendi(rildi)ğini , akıl süzgecinden yani beynin kıvrımlı kısmından geçmeden, korku merkezi olan ilkel beynimizin yön verdiğini, Amigdala denen bu merkezin devreye girdiğini bir hekim olarak görebiliyorum. Hani nerede bilim ve akıl? Niçin soğukkanlı olayları değerlendiremiyoruz?
***
Konuya neden nesnel bakamıyoruz? Niçin duygularımız ön plana geçiyor? Neden bu konudaki yetkin bilim insanlarının düşüncelerine başvurmuyoruz? Sorular, sorular…
Gelin bu kültürel durumu bir hekim gözüyle, daha önceki bilgilerimizi de gözden geçirerek, irdeleyelim. Ne dersiniz?
***
Türkiye gibi bir İmparatorluk geleneği olan ülkelerde feodal üretim tarzının üst yapısı olan kültür ağırlığını bu olayda da hissettirmektedir. Feodal üretim ilişkileri içinden doğan kapitalist üretim tarzı batıdaki kadar yaşamımızda etkili olamamıştır. Çünkü biz bir burjuva demokratik devrim sureci yaşayarak feodalizmi tasfiye edemedik. Burjuva yasam tarzının etkisini yavaş yavaş sanayinin geliştiği kentlerimizde görebilsek de, derin çatışmaları hâla yaşıyoruz. Adını net koyduğumuzda yarı feodal yarı sömürge bir ülkeyiz. Bunu akıldan çıkarmayalım. Bu üretim ilişkilerinin kültürümüze yansıması ve kültür çatışması yaşamamıza neden olmaktadır. Kabaca bugün yaşadığımız şehirli-köylü yaşam çelişkisi bunun somut göstergesidir. Aile içi çatışma, evliliklerde aileler arası kültür, deprem bölgesindeki seçimde yaşanan oy verme çelişkileri ve dengesizlikleri bunun somut örnekleridir.
***
Biz bir Osmanlı geleneği ve kültürünü miras olarak devraldık. Bu mirası küçümsememek gerekir. Birinci Dünya Savaşı´nın zayıflamakta ve dağılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu´nun paylaşılmasını amaçladığını bilmekteyiz. Bunun için bu büyük savaşa Birinci Paylaşım Savaşı da denilmektedir. Çöken ve dağılan imparatorluktan yeni bir ülke ve yönetim tarzı oluşturuldu. Yönetim tarzı olarak “Cumhuriyet” yani halkın kendi kendini yönetme tarzı benimsendi.
***
Cumhuriyetle birlikte kulluktan yurttaşlık anlayışına geçilmesi, sanayi ve kültürde yapılan büyük atılımlar bizi coğrafi yönden olmasa da, diğer yönlerden “Ortadoğulu Olmaktan” çıkartmıştır diyebiliriz. Seçimden sonra bizlerin bir türlü akıllanamadığımız, tipik Ortadoğu ülkesi olduğumuzu üzerine basa basa vurgulanmakta, artık bu ülkede siyaset yapmanın anlamı olmadığını, celladını seven bir halktan birşey olunamayacağı gibi sayısız betimleme yapılmış. Yazık ki ne yazık!..
***
Cumhuriyet birikimleri olarak sayabileceğimiz kuruluşlarımız (Telekom, Aliağa, Sümerbank, Şeker fabrikaları vb.) üretim sürecimizi geliştirmiş, buna uygun olarak eğitim, sanat ve kültürde büyük atılımlarda (köy enstitüleri, opera, bale, müzik ve yaşam tarzımız) bulunmamıza yardımcı olmuşlardır.
***
Yakın zamanlarda, hele bugünlerde toplumsal olarak gerilediğimiz ve kazançlarımızı kaybettiğimiz doğrudur. Fakat bu durum bana göre geçicidir. Sakın ola endişelenmeyin derim. Toplumsal ilerleme mecrasını bulup daha doğru bir yolda akacaktır. Bunu asla unutmayın!..
***
Keyfinizi bozmadan sözlerimi her zaman olduğu gibi güzel bir türkü ile bitireyim. Benim çok sevdiğim dostum, hemşehrim Mehmet Seske’nin bu güzel türküsü umarım meramımı sizlere anlatır.
Ayağımıza diken batsa da gül sanıp, doğru bellediğimiz yolumuza usanmadan gideceğiz.Başka çaresi yok.
***
Yollar Seni Gide Gide Usandım
Ayağıma Diken Battı Gül Sandım
Ben De Seni Bir Vefalı Yâr Sandım
De Gidinin Gızı Senden Yâr Olmaz

Sevgilerimle…

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.