Av. Deniz Özgün Kaplan – 45 yıllık iktidar: 12 Eylül

Av. Deniz Özgün Kaplan – 45 yıllık iktidar: 12 Eylül
12 Eylül’ü, Türkiye’nin siyasal yapısında bir karşı devrim momenti olarak değerlendirmek gerekir. Darbenin gayriresmi ideolojik çerçevesini, ulus ve ümmeti aynı potada eritme anlayışı oluşturuyordu. Bugün bu sentez MHP ve AKP pratiğinde somutluk kazanıyor.
Bu husus, AKP’nin 2002’de gökten düşmediğini gösterir. 1946’dan itibaren Türkiye, soğuk savaşın antikomünist bloğuna eklemlenmişti. İmam-hatiplerin, kuran kurslarının, tarikatların vs. önünün açılması, bu sürecin doğal bir sonucuydu. Kitlelerin rızasını devşiren ama düzenin sınıfsal temellerini sarsmayan bir modernleşme pratiği burada gözlemlenebilir. AKP, bu uzun tarihsel çizginin en bütünlüklü iktidar formudur.
Menderes’ten Özal’a uzanan sağ siyaset cumhuriyetin radikal ögelerini sürekli törpüledi, ancak cumhuriyetle doğrudan hesaplaşmaya cesaret edemedi. Erdoğan yönetimi ise hem fiilen hem 2017 referandumuyla partili cumhurbaşkanlığına geçişi kurumsallaştırarak bu eşiği aştı. Yasama-yürütme-yargı dengesini yürütme lehine kalıcı biçimde dönüştürdü; iktidarın mekanını saraya kaydırdı.
12 Eylül’le başlayıp neoliberal otoriterliğe uzanan bu sürekliliği, ancak devrimci demokratik bir hat kırabilir. Bu da emek eksenli ve laik bir karşı hegemonya tesis edilebildiği ölçüde mümkün olacaktır.
Habermas’ın kamusal alanın çöküşü saptaması, neoliberal ve otoriter sürekliliğin Türkiye’de yarattığı tahribatı özetler niteliktedir. Bu düzenin meşruiyet zemini, Gramsci’nin rıza üretimi mekanizmasıyla ayakta tutulmuştur. Ancak tarih, direnenlerin yazdığı bir süreç olmalıdır.
Emekçi sınıfların, kadınların, gençlerin ve ezilen tüm halkların örgütlü mücadelesi, 12 Eylül’ün mirasına verilmiş en sahici yanıttır.
Kahrolsun 12 Eylül düzeni, yaşasın eşit ve özgür bir gelecek.
Av. Deniz Özgün KAPLAN
CHP Mamak Belediye Meclis Üyesi










