Başlarken…

” 4.5 milyar yaşında bir kürenin içinde, on binlerce yıldır yaşam mücadelesi veren insan; kürenin ve yaşamın sırrını çözmek adına, boynunda takılı olan ve her anında varlığını hissettiren, zaman prangasına rağmen, epey zorlu mücadeleler vermiştir. Aynı gökyüzüne baksa da, aynı oksijeni solusa da insanlar, pek çok farklı eserler bırakmışlardı, bu zorlu mücadeleden yerin altına. Arkeologların bulduğu her bir parça kocaman bir hikâye gizliyordu ardında. Bulunan sadece işlenmiş bir taş, lahit, bir madeni para, bir el veya savaş aleti değildi. O işlemenin kıvrımlarına gizlenmiş nice yaşamlar vardı adeta. Ve ben kısacık ömrümün farkındalığıyla, tüm zamanların merakıyla çıktım bu yola. Çünkü; o taşların buz gibi olmadığını fark ettim ilk elimi dokunduğumda. Sıcaktı, sıcacıktı, adeta bana anlatacak hikâyesi vardı ve fısıldıyordu kulağıma. O işlemelerde ki sır ve gizemlerden, beni gezgin bir dervişe çevirecek muhteşem bir enerji sirayet etmişti ruhuma. Artık bir bütündüm, evet bir bütün. Milyarlarca yıllık yerküre ve milyonlarca yıllık insanlık tarihinin tamamını kapsayan bir bütün. Onlardan bir parçaydım ama aynı zamanda bütünün tamamı. Tanrıya Musalar’ını [1] gönderip bir çiçek demeti sunduğu ve onu tanınmış bir şair yaptığı için teşekkür eden çoban gibi, inanıyorum ki tanrı bana da musalar’ını gönderdi, ilham perisi Kleio’yu [2} gönderdi ve bana tarihin tozlu sayfalarında sürecek bir ömrün ilhamını verdi adeta. Müzelere ya da ören yerlerine giderken yürüdüğüm yollar değildi beni gezgin yapan aslında. Belki dışarıdan öyle görünse de ben tarihin derinliklerinde ilerliyordum içimde, kendi dünyamda. Gezgindim evet, kâh doğuda, kâh batıda, kâh çok uzak diyarlarda. Mısır’da piramitlere hayranlık duyarken, piramitlerin yanında yatan binlerce kölenin ya da Çin Seddi’ni yapan ustaların hayatlarının merakıyla. İsimler ve takvim yapraklarında ki rakamlar değişse de insana dair duygular hep aynıydı oysa. Bunu keşfetmiştim kendimce. Dört bin yıllık bir şiirin sözleri nasıl beni anlatıyorsa; o taşlardaki çiçekler, günlük yaşama dair resimler ve motifler de öyleydi. Mısır’da M.Ö.2000 yılına ait bir şiirin sözlerine kulak verin meselâ; bakın nasıl da günümüze ve bize dair, bakın nasıl da hissedeceksiniz en derininizde ‘’Sevgilim beni sevinçle karşılayınca/Kolları açılmış/Ta uzaklarda ki Punt ülkesinden/Dönen bir gezgin gibi duygularım/Her şey değişiyor; akıl, duyular/Cana can katan tuhaf kokulara karışıyor/Beni öpmek için dudakları aralanınca/Başım dönüyor, içmeden sarhoş olmuşum gibi
Bu büyüleyici yolculukta beni yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederi
[1} Müzler veya Musalar, Yunanca Μουσαι – Mousai sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcük ise etimolojik olarak, akıl, düşünce, yaratıcılık yeteneği gibi anlamlara gelen “men” kökünden gelmektedir. Latince musa. Yunan mitolojisinde, bunlar ilham tanrıçaları, ilham perileridir. Hesiodos`un Theogony`sine göre, Müzler tanrıların kralı Zeus ile bellek tanrıçası Mnemosyne’in kızlarıdır. Efsaneye göre Zeus, Mnemosyne ile tam dokuz gece geçirmiştir ve her gece için de bir müz doğmuştu.
Müzele
Euterpe: Flüt (müzi
Erato: Korolu-lirik-aşk şiirle
Kalliope: Destan-epik şi
Kleio: Tar
Melpomene: Traged
Polymnia: Kutsal şiirl
Terpsikhore: Da
Thalia: Komed
Urania: Gök bili
[2} Kleio: Tarih Müz’üdür. Dokuz Musalar’dan, ilham perilerinden biridi
Çoğunlukla bir parşömen tomarı veya tabletlerle resmedilmişti.

NURİ ÖZMUT KİMDİR?
Değerli okurlarım sizlere kendimden kısaca bahsetmek isterim
1982 yılında Manisa’nın Alaşehir ilçesinde doğdum.Bana fotoğrafçı ve Gazeteci olan rahmetli dedemin adı verilmiştir.Babam Bilgi Özmut’tur .Kendisi de dedem gibi fotoğrafçılık ve çifçilikle uğraşmıştır.Babamı 8 yaşında iken kaybettim.Annem Sevinç Özmut ev hanımı ama kültürlü ve yaşama sevincini hiç yitirmeyen bir kadındır.Benim üzerimde emeği çok olan eşşiz bir kadındır.Alaşehir’de yaşamaktadır. Ben Alaşehir’in sokaklarında oyunlar oynayarak büyüdüm… Tarihe ve müzelere olan ilgim çocukluğumdan gelmektedir.Hayatımın bir döneminde dalgıçlıkla da ilgilendim…yaklaşık 15 metreye kadar tüpsüz dalışlar yapabiliyorum,olta ile balık tutmayı , su altındaki canlıları gözlemlemeyi ve yüzmeyi çok seviyorum.Meslek hayatıma baba mesleği fotoğrafçılık ile başladım ve 10 yıl devam ettim..Sonrasında farklı bir sektör olan tv ve radyo alanında çalışmaya başladım.2 yıl devam ettikten sonra kameramanlıktan stüdyo şefliğine yükseldim. Daha sonra ailevi nedenlerle ve kendi isteğimle işi bıraktım.Son olarak ise şuanki mesleğim olan özel güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum.Severek evlendiğim ve en büyük destekçim olan eşim Sibel Özmut ve varlığı için rabbime hep şükrettiğim dünya tatlısı oğlum Atlas Deniz ile birlikte İzmir’ de yaşıyorum.Tarihi,uygarlıkları,insanları, doğayı ve hayvanları incelemeyi,araştırmayı, öğrenmeyi ve öğrendiğim bilgileri anlatmayı seviyorum.
ARAŞTIRMACI YAZAR GEZGİN NURİ ÖZMUT











Çok başarılı bir yazı emeğinize sağlık
Çok güzel olmuş nuri bey elinize emegenize saglik basarilarinizin devami dilerim