Hayatı Çekmeye Değer Kılanlar İçin
Zorlu geçen bir haftanın sonunda…
Okula giderken, arabama aldığım Nijeryalı Habib’e ‘’ Üniversitede ne okuyorsun? ‘’ diye sordum. Coğrafya dedi. Danışmanın kim, dedim. Mr. Mertol, dedi. Gördün mü, diye sordum. Yok, dedi. Tam yanında şu an, dedim. O da şaşırdı, ben de şaşırdım. Dünyanın diğer ucundan, bilmediği bir şehre gelen Habib ve ben, aynı arabada, aynı yere doğru gidiyoruz. Küreselleşme bu olsa gerek, diye düşündüm.

Bu arada bu hafta dersime bir konuk çağırdım: Sevgili Mustafa KILINÇ. Kendisi, bir fotoğraf sanatçısı. Birbirinden güzel yerleşim yerlerinin görsel ziyafetini bana sundu. Sonunda şöyle bir cümle yazmış: ‘’ Hayat çekmeye değer! ‘’ Fotoğraf sanatından çıkan bu cümlenin anlamının, benim için manalı olduğunu düşünüyorum. Bu arada, Mustafa Bey’in çektiği 3 fotoğrafı da yazıma koydum. Bir tanesi, ödüllü bir fotoğraf! Ama kendisi mütevazı davranarak ‘’ İşin, sanat tarafındayım. ‘’ dedi. Ödül almak için fotoğraf çekmiyor. Hikayesi yürek burkan cinsten ama bir o kadar da asil duruşlu… Bu sevdaya, şehit olan abisinin askerden getirdiği fotoğraf makinesi ile başlamış. Onun anısını yaşatmak ve hafifletmek için… 36 pozluk eski fotoğraf makinelerini anlattığı sunumda, 37. karenin peşindeyim, deyip sözü noktaladı.

İşte, tam da sözün bittiği yerde başlıyor her şey. Yazamıyor, sadece hissediyorsunuz. Diliniz tutuluyor ama gözlerinizle söylüyorsunuz. İlk aşkınızı hatırlıyor, ilk öpücüğünüzün heyecanını yaşıyorsunuz. Hayatın, anlarda olduğunu siz de biliyorsunuz aslında. Ama anı yaşamakta zorlanan benim gibiler, geçmiş ve gelecekte yaşayıp, yazmayı antidepresan olarak kullanıyor. Yukarıdaki 3 fotoğraf, bir öykü yazıyor bana. Demli çayın, kadın emeği ile sofraya geldiği bir köy evine gidiyorum.

Şair, diyor ya:
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
( Ataol Behramoğlu)
Farklı bir ülkeden gelen Habib, bizi ve kültürümüzü tanırken, hayatı çekilir kılan ufak bir dal bulup tutunmak lazım, diyorum. Tüm acı ve zorluklara inat, Mustafa Bey gibi bir çekilecek hobi bulup, bu yazıda size veda ediyorum. Sonuçta bunları okuyarak siz de beni çekiyorsunuz. Sevgili komşum, geçen yazımda selam yollamadım, diye kızmıştın ya… Senin çektiklerini de ben biliyorum. İdare edelim, bir yere kadar, sabır taşını çatlatmadan birbirimizi çekelim…

Değerli hocam yazınız da bizi de anmanızdan gurur duydum. İyi ki tanıdım sizi Teşekkürler selamlar