29 EKİM KADINLARI DERNEĞİ ADALET VE DEMOKRASİ HAFTASI DOLAYISIYLA BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

THEMİS GÖZLERİNİ NEDEN KAPATIYOR?
Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy’un katledilişlerini belleklerimizde taze tutmak ve şiddete teslim olmamak için düzenlenen Adalet ve demokrasi haftasındayız. Aksoy 32, Mumcu ise 29 yıl önce gericiliğin hedefi oldular. Her ikisi de aydınlanma mücadelesinin birer neferi idiler. Onlar, insan haklarının, demokratik, laik, hukuk devletinde gerçekleşeceği inancında idiler. Hukuk insanları olarak adil bir toplumun inşasına bir tuğla koyabilmekti amaçları..Adalet ve Demokrasi Haftası, yıllardır, onların mücadeleci kimliklerinden örnek almak ve onların amaçlarını gerçekleştirecek bilinç yaratmak amacı ile düzenleniyor. Ne yazık ki aradan geçen onlarca yıla karşın ülkemizde koşullar giderek olumsuzlaşıyor. Bu yıl adalet ve demokrasi haftasını, yaşam hakkı başta olmak üzere pek çok hak ihlalinin yaşandığı koşullarda karşılıyoruz. 90’lı yıllarda aralıksız yinelenen aydın cinayetlerini, şimdi bir güne dörde varan kadın cinayetleri izliyor. Şiddet, yoksulluk, adaletsizlik almış başını giderken kamuya mal olmuş bir kadın sanatçı, beş yıldan bu yana müzik dünyasında olan şarkısının sözleri nedeni ile bugün dini aşağılamakla suçlanıyor. Bir televizyon sunucusu, kullandığı bir deyim nedeni ile gece ortası evinden alınıp ertesi gün de tutuklanıyor. Adalet tanrıçasının gözleri bağlı iken Adalet için susması gerekenler, aralıksız konuşuyor. Onlara soruyoruz;. Adalet Tanrıçası’nın gözleri neden kapalıdır?
Soruya biz yanıt verelim:Adalet, bir ülkede barışın ve huzurun çimentosudur. Onu sağlayacak olan bağımsız ve yansız mahkemelerdir.Yargının tüm tarafları, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde, insan hakları temelinde düzenlenmiş hukuk kurallarının ve vicdanlarının sesiyle hareket edeceklerdir.Siyaset ya da yandaşlık, adaletin düşmanıdır.Gerçeğin bulunması cesaret istiyorsa, cesur olmaktan korkulmayacaktır.Bütün yönleri ile aydınlanmamış bir dava,yeni suçların teşvikçısi olacaktır.Ülkemizde aydın cinayetlerinin hemen hepsi, tüm yönleri ile ortaya çıkarılamamıştır. Aksoy ve Mumcu’nun katledilişlerine ilişkin davada da eylemcilerin arkasındaki örgütler saptanamamış ve yargı önüne getirilememiştir.Bu tür davalarda cezasızlık bir yargı pratiğine dönüşmüş durumdadır.Bir ülkede cinayet işleyen ya da katliamlar gerçekleştirenler ellerini kollarını sallayarak gezerken, yasanın açık hükümlerine karşın tutusuz yargılanması gereken Sedef Kabaş’ın tutuklanması ve binlerce muhalif hakkında sadece düşüncelerini açıkladıkları için cezalar verilmesi adalet duygumuzu ciddi bir biçimde zedelemektedir..
Bugün bildiğimiz bir gerçek var ki, Aksoy ve Mumcu da, yazıları ve konuşmaları nedeni ile ya kurşunların ya da bombaların hedefi oldular.Onların yaşamlarından sorumlu olan devlettir.. Devlet, cinayetlerin aydınlatılmasından da sorumludur. Bu sorumluluk iktidarda bulunanlara aittir. İktidar güçleri, sadece kendilerine yakın olanları değil, muhalifleri de korumakla yükümlüdür. Yurttaşlar arasında çifte standartlı uygulamalar, birliği ve kardeşliği zaafa uğratır.
Biz kadınlar birlik ve kardeşlik içinde özgür yaşamak istiyoruz. Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu da, tüm yurttaşların barış ve huzur içinde yaşaması için mücadele ettiler. Bugün, hepimiz için tek yol, ülkemizde gerçek bir demokrasinin, adaletin ve hukuk devletinin inşası için bu mücadeleye devam etmektir. Kadınlar olarak, anıları önünde saygıyla eğilirken üstümüze düşeni yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isteriz… 24.01.2022
Genel Başkan
Şenal Sarıhan










