Uçurtma

Kirli kentin göğünde uyandırdı Güneşi Bekir
Soğukken şehir
Umarsızken Tanrılar
Sokakta dolanırken başıboş köpekler
Bir soğuk Ekim kalktı çocuklar
Kimi bindi babasının arabasında okul yoluna
Kimi sızarken gölgeler gibi sanayiye dolmuşla
Bekir beş çocuktan iki numara
Gözleri boncuk
Elleri yağdan kara
Tırnaklarında çıkmayan o kir
Çıkarıp çocukluğunu
Giydi tulumu
Çayı koyup ocağa
Süpürdü yağlı betonu gelmeden usta
Okumaya okurdu
Sarhoş babası anasını vurmasa
Adet ya bu dükkanda
Ne kadar doğru yapsa
Sövecek yine usta
Ahh usta
Ulan usta
Dişlerinde sıkılmaktan bir sızı
Öfke taşardı gözlerinden Bekirin
Yatıp ta arabanın altına göğe bakınca
Zili çalardı uzakta bir okulun
Çocuklar çığlık çığlığa
Teneffüsü yok ki sanayinin
Yok ki çırakların oyuncağı
Bir kedisi vardı yaralı
Bekir’e sığınmıştı
Öğlen yemeğinin ortağı
Yese de ustadan tokadı bölerdi ekmeğini
Gizli saklı okşardı
Kaptı cırcırı
Söktü paslı vidayı
Gök nasıl mavi
Düşler nasıl yakındı
Haftalığını alsa uçurtma yapacaktı
Eğildi usta arabaya
Yattı Bekir krikonun yanına
Düştü binemeyeceği lüks araba
Bekir’in sıska boynuna
Baktı kedi Bekirin yatışına
Kirli ellerine yapışmış lokma
Durdu zaman, sustu çekiç sesleri
Bekirin saçını belki ilk kez okşadı usta
Anasının kokusu vardı
Kan sızarken burnunda
Mavisi çitim çitim bir gök Ankara’da
Uçuyordu nazında
Alı da al mı al, düşler savuran bir uçurtma
AHMET GÖÇER










