Türkiye Masası

Altılı masa diye isimlendirilen sonrasın da halkın tabiri ile Türkiye Masası diye şöhret bulan 6 muhalefet partisinin ortak çalışması, Türkiye siyaset tarihinde bir ilktir. İdeolojileri farklı, hitap ettiği kesimleri farklı, programları farklı, çalışmaları farklı 6 siyasi parti, farklılıklarını bir kenara koyup Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek çalışmalarda ortak hareket etmek için bir araya gelmeleri, hiçte küçümsenecek bir hadise değildir.
4.buluşmasını Gelecek Partisinde gerçekleştiren Türkiye Masası 7 saatten fazla süren bir görüşme gerçekleştirdiler. Görüşmenin sonunda “ortak hedefler ve ilkeler” adıyla on maddelik bir bildiri yayınladılar. Bu bildiride; kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı güçlendirilmiş parlamenter sistemi, özgürlükçü kamu düzeni, her tür ayrımcılığa son verecek çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü demokrasi, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, toplumsal barış ve tarafsız, bağımsız yargı önünde hesap verirlik, sosyal devlet ve gelir adaleti, üretim ve istihdam odaklı ekonomi, siyasi etik reformu, etkin ve itibarlı dış politika başlıkları altında hedef ve ilkeler yer aldı.
Normalde Türkiye siyasetinde bu ilkelere yabancı değiliz. Kurulmuş bütün partilerin parti programında bu ilkelere rastlayabiliriz. Hatta çoğu ilkeleri TC Anayasa’sında anayasa maddesi olarakta görebiliriz. Altı siyasi parti bir araya geldi ve sil baştan daha önce olmayan ilke ve hedefler ortaya koymadılar. Var olan ve olması gereken “ilke ve hedefleri” sıralayarak, bu ilke ve hedeflere hep beraber sadık kalacağız, “Bu referans metin aynı zamanda milletimize ve partilerimizin tabanlarına ortak bir taahhüt niteliği taşımaktadır” dediler.
Bu ve bunun gibi taahhütleri, daha önceki ve mevcut iktidarlarda verdi. Taahhütlerine sadık kaldılar veya kalmadılar. Bir müddet sadık kalsalar da sonradan bozdular. Bu taahhütlerin sorgusunu halk sandıkta soruyor. Bu Millet; Eric Fromm’un “gerçekleri görmek, hayır diyebilme cesaretidir” cümlesindeki cesareti gösterebilen bir millettir.
Mevcut muktedirler, Türkiye Masasını itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hatta hain ilan ettikleri bir şahsın “voltran”lı yorumlarından bile medet umar hale gelmesi, Türkiye Masasının doğru yolda olduğunun ve halk nezdinde bir karşılığının olduğunu da göstermektedir. Burada ilkelerden çok liderlerin altına imza attıkları taahhütlere ne kadar sadık kalacağıdır. Çünkü son zamanlarda, dün söylediğini bu gün yalanlayan siyasiler enflasyonu yaşanmaktadır bu ülkede.
Türkiye Masasının müdavimleri ve hadimleri, Türkiye gerçekleri ile alakalı sorunların çözümünde samimiyet sınavından geçemez, ikbal ve istikbal derdine düşerse, umut bekleyen milyonların da vebalini almış olacaklardır. Genel başkanından parti çaycısına kadar, insanca yaşama ümidiyle Türkiye Masasına inanmış yığınlar var. Mesuliyet büyük ve yük ağırdır.
Görüşülen konular, hedefler ve ilkeler çözüm bekleyen halkın sorunları ile örtüşmesi elzemdir. Ortaya konan “hedef ve ilkeler” olmazsa olmazlarımız olsa da, yarınından emin olmayan insanlar var. Ay sonu değil, ortasını bile getiremeyen memurlar, işçiler ve emekliler var. Kara kara düşünen çiftçilerimiz, nakliyecimiz, esnaflarımız var. Hâsılı, alım gücü eriyen koca bir toplum var. Türkiye Masasına bu insanların güvenmesi lazım.
Kime kusura bakmasın! Yıllarca insanları “bir lokma bir hırka” kültürünü dini mütevazilik diye inandırmaya çalıştılar. Dini hayat, millilik, huzur, sağlık ve sıhhat ekonomik refaha göre şekil alır. Türkiye Masasının müdavimlerinden Ali Babacan; “İnsanca yaşamak lüks değildir. İnsanların buzluğa et değil ekmek koyması kader değildir” diyor. İnsanlığın ortak kaderi; Allahın nimetlerinden faydalanan zengin azınlığın nimetlerden faydalandığı kadar faydalanmaktır. Selam ve dua ile kalın.










