Dolar 45,9017
Euro 53,4516
Altın 6.758,29
BİST 13.890,91
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 20°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
20°C
Hafif Yağmurlu
Sal 21°C
Çar 24°C
Per 23°C
Cum 21°C

ŞU DIŞİŞLERİ SERENCAMIMIZ…

ŞU DIŞİŞLERİ SERENCAMIMIZ…
14 Ağustos 2021 20:03

Bugün dünyaya hükmeden emperyalist devlet ABD, bir zamanlar gemilerini Akdeniz’e sokmak için haraç verdiği tek devlet Osmanlının küllerinden doğmuş Türkiye Cumhuriyetinde; yine NATO’dan müttefik olmamıza rağmen Avrupa devletleri içesinde bile (Macaristan’ı saymazsak) dostumuz tek ülke yok.

Görüyor sununuz dört milyon Türkün yaşadığı Almanya bile aleyhimizde.

Türkün Türk’ten başka dostu yok tamamda, karşılıklı menfaatlerin korunmasında bazı devletlerin bizimle birlikte olması gerekmez miydi? Örneğin Almanya. Hâlbuki sadece 500bin Ermeni’nin bulunduğu Fransa’da çok güçlü lobi ve diasporası sayesinde Fransız Parlamentosunda Türkiye aleyhinde karar aldırabiliyorlar. Biz Alman Federal ve yerel parlamentolarında Türk soylu milletvekillerini bile tarafımıza çekemiyoruz. Demek ki bir yerlerde bir şeyler yanlış gidiyor. Diğer Avrupa ülkelerinde bulunanlarla birlikte 5-6 milyonu bulan Türklerin, neden tüm Avrupa’ya hükmeden güçlü lobileri ve Türk Diasporası olmayaydı?

Türkiye Suriye konusunda şu anda ölüm kalım savaşı veriyor. Ne var ki yurt içi de yurtdışı da uyuyor. Dışişleri bakanlığında, TBMM dışişleri komisyonlarında, Türk Alman, Fransız, İngiliz, İtalyan v.s. Dostluk Derneklerinde, içerimizde yaşayan yabancı uyrukluların oluşturdukları derneklerde tık yok. Yalınız bunlar mı? Para babalarının oluşturdukları TUSİAD, MÜSİAD, ATO, İTO, BAROLAR BİRLİĞİ. ODALAR BİRLİĞİ, HAK-İŞ, KAMU-SEN, MEMUR-SEN, gibi yüzlerce kuruluşlarda uyuyorlar. Hele bu ekonomi kuruluşlarının duyarsızlıkları affedilir gibi değil. Bu duyarsızlıklarının zararını, ekonomi dibe vurduğunda herkesten çok onlar görecekler. Bizde “At kazığını koparınca bir yere iki kıçına vururmuş” deriz mi diyeceğiz. Şimdiye kadar “Heyette heybet vardır” atasözünden hareketle oluşturacakları birkaç lisan bilen bilgili birikimli bilinçli heyetlerle Avrupa, Amerika, Afrika ülkeleri hemen taranmalıydı.

Yapılan şu; diplomasiyi bilen bilgili birikimli tecrübeli bürokratlar monşer diye dışladılar küstürüp emekliliğe zorladılar. Bunların yerine ömründe tek gün -dışişleri de değil-, devlette memurluk yapmamışları memur ve büyükelçi tayın ettiler. Şimdi bunlar ne kadar başarılı olabilirler ki. Ben bunları söyleyince muzip yapılı bir dostumuz “Onlar şeyhlerinin abdest suyunu götürüp getirmekten başka bir şey beceremeyen asosyal insanlar oldukları için acayip başarılı olurlar” esprisinde bulundu.

Örneğin genellikle sosyal demokrat olan Şükrü Elekdağ, Onur Öymen, Faruk Loğoğlu gibi onlarca isimlerden yararlanılmıyor anlamak mümkün değil. Olaya, akıl ve bilimi öteleyerek sadece din açısından bakanlar ülkeyi her geçen gün çıkmaza sokarlar.

Yurtdışında beş yıl görev yapmış ve anılarının birçoğunu yayınlamış bir kişi olarak, yurtdışı görevlere tek de değil birkaç dil bilen, sosyal yönü kuvvetli olan elemanlar alınmalıdır. Çünkü lisan bilen, müzik, folklor, Türk enstrüman aletleri çalan, el sanatları v.s. gibi koltuğunda birkaç karpuz olanlar, ülkesinin ve insanlarının tanıtımında yurt dışında daha yararlı oluyorlar.

Ben diğer bir öğretmen arkadaşımla 23 Nisan ve 19 Mayıs Milli Bayramları için hazırladığımız Folklor Ekibini, Nurnberg Başkonsolosluğu vasıtasıyla temin ettiğimiz davul zurna eşliğinde şölen saatleri dışında şehrin dört noktasında öğrencileri oynatmamız, sonunda halaya Türkleri davet etmemiz, dayanmayarak halaya katılan Almanlarla meydan adeta karnavala dönüşüyordu. Ki ertesi gün şehrin belediye başkanı tekrarını rica etmişti. Ne yazık ki davul zurnacımız gittiği için tekrarlayamamıştık. Yerel basın günlerce bahsetmişti. Fürt şehrinde bir öğretmen arkadaş büyük bir efor sarf ederek Alman öğretmen ve öğrencilerden ekip hazırlamıştı.

Üzücü bir açıklamada bulunayım. Bu satırların yazarı aynı zamanda on yıldır “Ankara Asılsız Ermeni Soykırımı Derneği Başkanı” dır. Daha bir devlet dairesi veya yetkilisi çağırıp veya ziyaret edip sormadılar ki “Siz ne yapıyorsunuz ne ediyorsunuz. Bizden bir isteğiniz var mı size nasıl yardımcı olabiliriz?”. Hâlbuki bu tür çalışmaları en iyi devlet destekli Sivil Toplum Kuruluşları yapıyor.

Bizde “Size uzunsa bize yerden sürünür” diyerek kabuğumuza çekildik. Bu kadar basiretsizlik, duyarsızlık, ilgisizlik olur mu kardeşim. Lafa sıra geldi mi mangalda kül bırakmıyorsunuz.

Amerika Avrupa gâvuru vekâlet savaşlarıyla Müslümanı Müslümana kırdırarak Ortadoğu’nun enerji kaynaklarının üzerine oturmak istediklerini inkâr bile etmiyorlar. İslam ülkelerinin en iyisi biz iken biz böyle isek diğer İslam ülkelerinin durumu tahmin edin artık

Bir yurtdışı anımla yazımı sonlandırıyorum:

Almanya öğretmenliğimde Tercüman Gazetesinin Almanya baskısında, 24 Nisanda asılsız Ermeni soykırımı ile ilgili Türkçe Almanca dört sayfa ek verdi. Ben de on kadar Tercüman Gazetesi alarak eklerini okumaları için okuldaki Alman öğretmenlerin kutularına birer tane koydum. Alman öğretmenler harıl harıl okurken benim koyduğumu sempati ile karşıladılar. Ama beraber çalıştığım yine Türkçe edebiyat öğretmeni, ama çok ilerici(!) çok devrimci(!) Konyalı yurttaşım bana “Yahu senin başka işin yok mu kardeşim? Adamların kafalarını karıştırıyorsun?” talihsiz sözleriyle sanki amirim imiş gibi çıkışmaz mı?

“Buyur buradan yak Faik” buna derler işte. Ölür müsün öldürür müsün? Bu beyni yıkanmış arkadaşla kavgaya kadar gittik. Gerisini anlatmayayım. Zaten bir yıl öncede bu arkadaşım 23 Nisan Bayram Şöleni için yine benim büyük kartonlara ağaç kalemlerle(15-20cm) “Ne Mutlu Türküm Diyene-Yurtta Sulh Cihanda Sulh” gibi Türkçe Almanca afişler “Güya Almanlar ırkçılıktan çok çekmiş” böyle ırkçı sözlerden hoşlanmıyorlar diyerek yine karşı çıkmıştı.

Dışişlerimizin hal-i pür melali böyle işte. Bu kadar yanlışlar Avrupa ülkelerinde olsa değil bakanlar hükümetler istifa eder. Ama Türkiye bir değil birkaç bakanın hırsızlıkları belgeleniyor ne bakanlar ve nede hükmet istifa ediyor. Ar namus tertemiz. Oooooohhh göreve devam. Yazık yazık ülkemize yazık…

Eğitimci yazar Ayhan Şahin

(0533 553 38 60)

Nuri ŞAHİN baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.