Prof.Dr.Ali YILDIRIM, Deprem Sonrası Kimliklendirme Sorununa Değindi

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Adli Tıp Uzmanı Prof.Dr.Ali YILDIRIM, Deprem Sonrası Kimliklendirme Sorununa Değindi

Prof.Dr.Ali YILDIRIM; “Ülkemizi derinden yaralayan 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen depremde yaşamını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm ülkemize başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Deprem gibi doğal afetlerde meydana gelen can kayıplarının ciddi boyutlara ulaştığı durumlarda, insanlarımıza ikinci bir travma yaşatmamak için ölen kişilerin kimliklendirilmesinin doğru bir şekilde yapılması son derece önemlidir. Aksi takdirde doğru ve güvenilir olmayan kimliklendirme nedeniyle bazı deprem bölgelerinde görüldüğü üzere definden bir hafta geçmeden yeniden kimliklendirme nedeniyle (DNA analizi için) mezar açmalar (feth-i kabir) görülmektedir.
Kimlik tespit işlemlerinde kullanılan en güvenilir üç yöntem, parmak izi incelemesi, dental (diş) analiz ve DNA analizidir. Bunların yanında kurbanın adli genel muayenesinde üzerindeki giysiler, yara, ameliyat izleri ve dövmeler, eğer kullanıyorsa protezler ve kişiye ait özel eşyaların tamamı gibi ölüm sonrası bulgular da ölenin kimliğinin tanımlanmasına yardımcı olabilmektedir.
Felaket kurbanlarının kimliklendirilmesinde daha önceki felaketlerde yaşanan sorunların yaşanmaması için en büyük depremlerden biri olarak tarihe geçecek olan bu tür felakette kimliklendirme işlemleri dikkat ve özen içinde yapılarak kayıt altına alınmalıdır.
ACİL OLAN ENKAZIN DEĞİL, ALTINDAKİ CANLARIN KURTARILMASI ve YAŞAMINI KAYBEDENLERİN KİMLİK TESPİTİNİN YAPILMASI!
Asrın en büyük felaketlerinden biri olarak kabul edilen 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli ve on farklı ilimizi de ciddi şekilde etkileyen depremde, felaket kurbanlarının kimliklendirilmesi ileride karşılaşılacak hukuki ve cezai sorunları da engellemek adına acele edilmeden özenli bir şekilde ve mutlaka biyolojik örnekler (parmak izi, diş ve DNA analizi için) alınarak yapılmalıdır. Bölgede yakınları ölenlerden aldığımız ifade de doktor muayenesi olmadan muhtarlara sorarak cenazelerini gömdüklerini, bazılarının da cenazelerini alıp götürdükleri ve kendilerinin gömdüklerini ifade ettiler. Bu durum sonradan birçok mezarın açılmasına neden olacak. Ancak görülen o ki bundan sonra çıkarılacak çok sayıda cenazelerin parçalanma ve çürümeye bağlı bozulması nedeni ile DNA analiz yapmak ve yakınları ile karşılaştırmak çok zor ve maliyetli bir süreç olacak.
Ayrıca alelacele yapılacak olan defin işlemlerinde soğuk hava koşullarında 36,5 °C olan normal vücut sıcaklığının 35 °C ve daha altına düşmesinin etkisiyle hipotermiye giren/donan kişinin nabız ve solunum sayısı çok düşer ve buna bağlı olarak YAŞAYAN kişi ÖLDÜ sanılabilir. Bu nedenle ölen her kişiye yapılacak muayenenin hekim tarafından yapılması çok önemlidir.
ORGANİZASYON EKSİKLİĞİ
Yaşadığımız bu acılı süreçte Adli Tıp hekimlerinin ve diğer bileşenlerin sürece en kısa zamanda katılması gerekirken bu konuda ciddi bir organizasyon ve iletişim eksikliği nedeniyle özellikle Adli Tıp uzmanlarının kimliklendirme sürece katılmasının yanında, üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dallarında çalışan hekimlerin de Adli Tıp hizmetlerine katkı sunmasında ciddi aksaklıklar olmuş ve gönüllü çalışmak isteyen Adli Tıp Uzmanları bu konuda sıkıntı yaşamışlardır. Deprem ülkesi olduğumuz göz önüne alındığında yaşanan bu aksaklıkların bir daha yaşanmaması için bu tür afetlerde kimliklendirme sürecine katkı sağlayacak tüm uzmanların birlikte görev yapmasını sağlayacak, ihtiyaç duyulacak tüm ekipmanların olduğu tek merkezden yönetilen bir yapının ivedilikle kurulması çok gereklidir.
PSİKOLOJİK DESTEK DE UNUTULMAMALI
Depremin kısa ve uzun vadede afetin yaratacağı psikolojik etkileri, görevli ekibin ve kurban yakınlarının yaşayacağı muhtemel duygu durum bozuklukları ve psikotik diğer hastalıklar açısından psikiyatristlerin ve psikologların da bu süreçte görev almalarını sağlayacak sistemler kurulması önem arz etmektedir” dedi










