Muharrem Gür – Milli İrade

Milli İrade
Sanırım 31 Mart seçimlerinin ardında toplumun geneli en azından bir süre seçim kelimesini dahi duymak istemiyordur. Ama hazır seçim konuşulmayan bir sürece girmişken partileri, adayları, vaatlerini, seçim sonuçlarını değil de biraz da seçmenleri analiz edelim.
Hemen hemen herkes tarafından neredeyse tartışmasız kabul görmüş bir ifadedir “milli irade”. Milli iradeye saygı, milli iradenin kararı vs. Milli iradenin kararı zaten herkes tarafından kutsanmış, kabul edilmiş olup kimsenin bu konuyu tartışmaya açmak gibi bir niyeti de yoktur.
Peki tartışılması gereken nedir?
Tartışılması gereken milli iradenin niteliğidir, içeriğidir.
Atina demokrasisi Antik Yunan’da uygulanmış bir demokrasi çeşidi idi ve halk temsilci seçmez direkt meydanda toplanır ve kararların oylamasına katılırdı.
O günden bu güne elbette demokrasi çok kabuk değiştirdi. En azından teorik olarak bir demokrasi tanımında mutabık kalındı diyebiliriz.
Yasalarca belirlenmiş yaşa gelen tüm vatandaşlar (bazı istisnalar dışında) ayrım gözetmeksizin oy kullanma hakkına sahiptir. Ortaya çıkan sonuca da milli irade diyoruz.
Mili irade sandığa oradan da ülke yönetimine yansırken her bir oya sadece bir sayı olarak değil nitelik olarak ta bakmak hem demokrasi hem de ülkelerin bugünü ve geleceği açısından çok önemlidir diye düşünüyorum.
Biraz daha açalım.
Biliyor muyuz?
TÜİK verilerine göre;
2022 yılı itibarıyla 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 9,1 dir. Yani Türkiye ancak ortaokul mezunu bir ülkedir.
Lise mezunu dahi olmayanların oranı % 52,9 dur.
Yine TÜİK verilerine göre kişi başına yılda 7,5 kitap oluyoruz.
Bu rakamların ortalama rakamlar olduğunu düşünürsek bunların çok daha altında bir eğitime ve okuma seviyesine sahip nüfusun varlığı da söz konusudur.
Daha başka verilere de bakabiliriz.
Peki sözü nereye getireceğiz?
Eğitim seviyesi bu kadar düşük, okumayan, okumayı sevmeyen bir toplumdan ve seçmen kitlesinden partilerin ve adaylarının adlarını bilmesini, söylemlerini analiz etmesini bekliyoruz. Hem de sadece bir partinin değil en azından 4-5 partinin karşılaştırmalı analizini yapmasını, birer hukuki metin olan anayasa değişikliklerinde karar vermesini istiyoruz.
Milli irade eğer toplumun tamamının tartışmasız mutabık kaldığı bir kavramsa milli iradenin sandığa nitelikli olarak yansıması gereği çok açık değil mi?
Eğitim seviyesinin bize göre oldukça yüksek olduğu batı ülkelerinde bu bir sorun olarak ortaya çıkmamaktadır. Bugüne kadar dünyada hiçbir ülke tarafından aşılamamış, tüm vatandaşların anayasal bir hak olarak eşitliğinin ve seçme hakkının olması prensibi üzerinden aksi gündeme dahi gelmemiştir.
Yukarıda özet olarak verdiğim birkaç rakamsal veri bile göstermektedir ki vatandaşların seçme ve seçilme hakkına dokunulmadan, milli iradenin kutsallığı zedelenmeden daha kaliteli, nitelikli olarak ülke yönetimine yansıyacak bir milli irade için formüller geliştirilebilir.
Muharrem Gür










