Dolar 45,9573
Euro 53,4384
Altın 6.589,33
BİST 14.125,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
25°C
Hafif Yağmurlu
Per 26°C
Cum 27°C
Cts 26°C
Paz 26°C

Mehmet Düğmeci – Yeni Belediyecilik Kavramı ‘’Mutlu Kent’’                       

Mehmet Düğmeci – Yeni Belediyecilik Kavramı ‘’Mutlu Kent’’                       
14 Mart 2025 22:43

Yeni Belediyecilik Kavramı

‘’Mutlu Kent’’                                             Gerçek anlamda, bilinen toplu yaşama faaliyetleri ve ilk şehircilik kurulumu milattan önce 5000’li yıllarda Mezopotamya bölgesinde, Fırat ve Dicle Nehirlerinin kuzey kısmında Sümer uygarlığının ön hazırlığı mahiyetinde gerçekleşmiştir. Çin Seddi’nden Tuna Nehri’ne kadar büyük bir coğrafyaya yayılmış olan İskitlerin MÖ 8000 yıllarında kurulduğunu düşündüğümüzde şehirciliği daha eski tarihlere dayandırabiliriz. Hatta yeni arkeolojik çalışmalarda Anadolu’da ve başka coğrafyalarda daha eski tarihlere dayandırılan antik uygarlıkların var olduğu tezi şehirciliğin başlangıcını tarihin daha da gerisine götürmektedir. Aynı şehircilik kurulumları dünyanın farklı bölgelerinde, farklı kıtalarda da sonraki yıllarda benzer şartlarla gerçekleşmiştir. Tarımın yaygınlaşmaya başlaması, insanların yeni keşfetmeye başladıkları verimli ve sulak topraklarda kümelenmelerine neden olmuş, bu alanlar bildikleri hayvancılık faaliyetlerini de geliştirmelerine ortam sağlamıştır.

Şehircilikten önce yeryüzünün farklı coğrafyalarında küçük topluluklar halinde yaşayan çeşitli gruplar yaşamsal gereksinimlerini kendi aralarında daha çok ortak payda ve asgari beklentilerle sürdürmekteydiler. Aslında aynı durum büyük metropollerin olduğu modern zamanlarda da yer yer coğrafyanın zarureti, aynı yaşam tarzını sürdürmek isteyen geleneksel topluluklar, muktedirlerin tercihi, imkân veya imkânsızlıklarla devam etmektedir.

Toplu yaşam alanlarında, kalabalık insan topluluklarının kendi aralarında yeni paylaşımların, sorunların, çözüm yollarının ve dahi; hukuk kurallarının, cezaların, mükâfatların, savunma, genişleme arzularının anlamlarını bulup disiplin altına alan şehir yönetimleri hatta şehir devletleri kurulmuştur. Çeşitli dillerde medeniyetin, uygarlığın, ihtişamın, düzenin, güzelliğin anlamı da şehir olmuştur.

Toplu yaşamla başlayan hukukun, profesyonel anlamda insan-insan, insan- diğer canlılar ve tabiatla ilişkilerinin ilk düzenlenmesi ilahi dinlerle peygamberleri vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Allah kendi yarattığı varlığın tabii özelliklerini en iyi bilendir. İnsana yol haritası belirleyen odur. O âlemlerin Rabbidir. Bu bağlamda Fâtır Suresi 24. ayet önemli bir kanıt niteliğindedir: ‘’Şüphesiz biz seni, hak ile bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet (toplum) yoktur ki bir uyarıcı gelmiş olmasın.’’ Milattan önce 2700’li yıllarda Hz. Nuh’un, 2000’li yıllarında da Hz İbrahim’in Mezopotamya’da şehircilik tarihi anlamında, izlerine rastlıyoruz. Arkeolojik buluntular dünyanın tüm coğrafyalarındaki çeşitli inanç ve beşeri normların temellerinin ortak bir inanç sisteminden dönüştüğü veya değiştiğini gösterir.

Tarihin akışı içerisinde tercih edilmiş veya zaruret haline gelmiş şehircilik için coğrafyanın imkânları, toplumun eğilimleri ve yöneticilerin hedefleri doğrultusunda fiziki imar planlamaları yapılmıştır.

Geçiş ve göç güzergâhında, ticaret yolları üzerinde, maden ve su kaynaklarının yakınında olması, yer şekillerinin ve zeminin (toprak, taş) durumu, iklim ve bitki örtüsü şehir planında coğrafyanın imkânlarını oluşturur.

Toplumun üzerinde ittifak ettiği değerleri, buna bağlı oluşan beslenme alışkanlıkları, çalışma düzeyleri genel eğilimleri olup planlamayı etkileyen diğer etmenlerdendir.

Azimli, bilgili, sabırlı, ileri görüşlü, inançlı, merhametli ve sıra dışı idealleri olan yöneticiler; tasarrufta bulundukları şehir planını etkileyen önemli etmenlerdendir.

Şehrin en önemli ve temel konusu doğru planlanmasıdır. Toplumun rasyonel ihtiyaçları dikkate alınarak coğrafî imkânlar nispetinde konutların, kamu kurumlarının, yeşil alanların, sosyal tesislerin, alışveriş merkezlerinin, öngörülen maksimum nüfusa göre yolların ve altyapı planlamasının yapılması gerekir. Şehrin kurgusunun ticaret, sanayi, eğitim, inanç, turizm, tarım kenti mi olacağı veya olması gerektiğine göre diğer şehirlere, limanlara, tarım alanlarına, hammadde ve ticaret merkezlerine ulaşım yollarının planlanması ve şehrin büyüme ve genişleme perspektifi doğrultusunda kara yolu, demir yolu, metro, hava yolu, tünel planlama ve uygulamalarının olması önemlidir.

Şehir; ibadethaneler, ihtiyaç olabilecek sosyal ve eğitim tesisleri, kamu binaları, ticaret ve alışveriş merkezleri, hastaneler, spor tesisleri, askeri tesisler, dinlenme alanları, meydanlar düşünülerek planlanmalıdır. Her bir tesis kullanım amacı ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda enerji maliyeti, zaman kaybı ve ekonomik maliyetler göz ardı edilmeden konumlandırılmalıdır.

Modern şehirciliğin sorumlu kurumsal temsilcisi belediyelerdir. Belediye başkanlarının atanma ve seçilme usullerinden bağımsız olarak şehrin planlanması ve sorumluluğu belediyelere bırakılmıştır. Merkezi yönetimler temel kuralları belirleme ve denetleme görevi dışında zaman zaman belediyelerin inisiyatif alanları ve hizmet konularını kendi uhdesine alabilmektedir.

Belediyeleri özet olarak tanımlayacak olursak: İnsanların en temel şehircilik hizmetlerini sağlarken onların huzurlu ve mutlu olabileceği, o kentte yaşamaktan razı olacağı hizmetleri ve ortamı sağlayan sorumlu kurumdur.

Sanayinin gelişmesi, ticaret merkezlerinin çoğalması, bankacılık faaliyetlerinin gelişmesi, lojistik sektörünün büyümesi, kara yolu ulaşım ağının yaygınlaşması ve iş hayatının, toplumun zenginleşmesi, talep ve alım gücünün artması dolayısıyla araba sayısı da artmakta ancak şehir içi yollarımız ve otoparklarımız artan ihtiyaca aynı oranda ve hızda cevap verememektedir. Bütün bu olumlu gelişmelerin sonunda şehri yaşanmaz hale getirecek ulaşılamaz, erişilemez ve karmaşık bir yaşam döngüsünden kurtarmak için doğru ve rasyonel ulaşım kurgusunu hayata geçirmek en önemli çözüm yoludur. Bunun için öncelikle toplu ulaşım seçeneklerinin tümü kullanılmalıdır. Metrolar, otobüsler, tramvaylar, trenler şehrin en ücra çeperlerine, yeteri kadar ulaşacak şekilde planlanıp hızla hayata geçirilmelidir. Çevre yolları, bağlantı yolları, köprüler, alt geçitler, katlı yollar, çok katmanlı kavşaklar ve yeteri kadar otoparklar yapılmalıdır. Ayrıca yeni teknolojilerle çok zor olmayacağını söyleyebileceğimiz uzun mesafeli şehir içi tüneller yeni bir çözüm önerisi olabilir.

Belediyeler kentin planlamasını yapıp uygulama süreçlerini takip etti. Su, kanalizasyon, doğalgaz, elektrik akışlarını sağladı. Parkların, yolların yapımı ve temizliği, çöplerin toplanması gerçekleşti. Modern çağda, teknolojinin ve modernleşmenin zirveye çıktığı bir dönemde şehirdeki ihtiyaçların tespit edilmesi, tanımlanması ve belediye hizmetlerinin takip edilmesi yeni nesil otomatik dijital sistemlerle uygulamaya geçilmesi için özendirici yönlendirmeler ve teşviklerle ‘’Akıllı Şehir’’ kavramı ortaya çıktı.

Modern şehircilik, şehirlere göçün yoğun yaşandığı, hızlı büyüyen, planlamaların sorunlardan sonra yapılmak zorunda kalındığı, karmaşık sorunların devamında imarın, altyapının, temizliğin, yolların, parkların iç açıcı bir nizamla tanzim edilemediği şehirlerin akıllı şehir sistemine geçmesi ve istenildiği ölçüde verim alınması zor görünüyor. Fakat bütüncül olmasa bile kısmen, parça parça uygulanabilecek doğru uygulamalarla iyi sonuçlar alınabileceğini değerlendirebiliriz.

Klasik şehircilik geleneğinde su yatakları havzasında, erozyon bölgelerinde ve tarım arazilerinde şehircilik kurulumları bulunmaz. Çoğunlukla şehirler dağ yamaçlarında ve kayalıklarda kurulmuş hatta küçük yerleşim alanlarında dahi bu uygulamaya özen gösterilmiştir. Şehirlere yoğun göçle beraber kontrolsüz yapılaşma ve şehrin genişleme yönleri oluşan rantla beraber ilkesiz büyümeye neden olmuştur. Sonuçta tabiatın kendi iç dinamiklerine muhalif karşı kurulum dayanıksız yapılarla beraber sel baskınları, toprak kayması ve depremler karşısında yıkıcı hasarlar oluşmasına, büyük mal ve can kayıplarına neden olmuştur.

Modern şehirciliğin en önemli sorunu haline gelmiş olan sanayi ürünleri, hızlı teknolojik değişimler ve tüketim tercihleri kentsel atık sorununu ortaya çıkarmıştır. Yer yer çevre felaketleri hatta dünyadaki canlı yaşamını dahi tehdit eden atıkların doğru yöntemlerle ayrıştırılması, dönüştürülmesi çok büyük maliyetlere sebep olsa da konunun hassasiyeti genel bütçeden önemli miktarda pay ayırılmasını zaruret haline getirmiştir. Kent yöneticileri de atık oluşumunun ana unsuru olan şehir halkının bilinçlendirilmesi ve temel tedbirlerin alınması konusunda büyük sorumluluk sahibidir. ’’Sıfır Atık’’ kavramı bilinçli tüketici, çevre dostu duyarlı vatandaşların en önemli gündem başlıklarından biri olmuştur. Bütün bunların yanında çöp ayrıştırma ve dönüştürme sistemlerinin ayrı bir sektör haline geldiğini ve ekonomik bir değere sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Büyük sanayi ve fabrikaların dışında sarf edilen enerjinin büyük bir kısmı şehirlerde kullanılmaktadır. Enerji tasarrufu konusunda vatandaşların bilinçlendirilmesinin yanında ‘’Yeşil Enerji, Temiz Enerji’’ kavramlarıyla gündeme gelen güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi sistemlerinin belediyelerin ilgilenmesi gereken konulardan olduğunu düşünebiliriz. Hidroelektrik santralleri yeşil enerji; doğalgaz, petrol ve kömür temiz enerji kaynakları olarak merkezi hükümetlerin tasarrufunda olan temel enerji kaynaklarıdır.

Son yıllarda şehirlerimizin gündeminde olan ‘’Sokak Hayvanları’’ kontrolsüz, sahipsiz, yerine göre insanlara zarar verebilen, hayvan sever veya hayvan dostu olarak tanınan duyarlı vatandaşların ilkel yöntem ve imkânlarla sokakta sahiplendiği canlılar, canlarımızdır. Bu durum maalesef modern şehirciliğin en önemli sorunlarından sayabileceğimiz bir handikap haline gelmiştir. Dışarıdan bakıldığında hayvanlarla çocukların, yaşlıların, bazı insanların yaşadığı sorunlar, acı sonuçlar ve hayvanların düştüğü sevimsiz durumlar vicdanlarımızı da zor durumda bırakmaktadır. Çözüm olarak önerebileceğimiz, sahipli hayvanların dışında çok az sayıda, kontrol edilebilir ve sürdürülebilir sokak hayvanları bırakılıp diğer canlarımız için belediyeler gerektiği kadar bütçe ayırarak şehrin uygun lokasyonlarında halkın ziyaret de edebileceği konforlu, insanlığa ve vicdana yakışır barınaklar oluşturmalıdır. Buralardaki hayvanlar kısırlaştırılarak nüfusu iyice azaltılmalı, ilave edilen farklı hayvan cinsleri ve ırklarıyla beraber güzel, doğal peyzaj uygulamaları ile gezi ve ziyaretler için cazip hale getirilmelidir.

Profesyonel olarak merkezi hükümetin temel sorumluluk alanlarına giren kimsesiz çocuklar, yaşlılar, engelliler ve ailelerin korunması, desteklenmesi ve takip edilmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı; çocuklar, gençler ve yetişkinlerin eğitimleri, akademik kariyer hazırlıkları için Milli Eğitim Bakanlığı; gençlerin, çocukların ve özellikle yetenekli sporcuların tespit edilmesi, desteklenmesi ve yeni vizyonlar kazandırması için Gençlik ve Spor Bakanlığı; toplumun uzun vadeli kültür politikalarını belirleyen, sanatla müzikle evrensel değerleri geçmişin iziyle harmanlayıp yeni yetenekleri geleceğe taşıma ve toplumu kültürel ve sanatsal aksiyonlarla bir araya getirip koordinasyonu sağlamak için Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumludur.

Yeni belediyecilik kavramını, bin yıllar içinde kabul görmüş, belediyelerin yasal görevleri olarak tanımlanmış temel şehircilik hizmetlerinin yanında, belediye mevzuatlarının el verdiği ölçüde sosyal belediyecilik, kültür – sanat, gençlik, kadın, yaşlı, engelli grupları destekleyen, yerel imkânlar çerçevesinde vatandaşlarının memnuniyet ve mutluluğunu pekiştireceği kurum olarak ifade edebiliriz. Tarihte, geleneğimizde şehir yöneticilerine verilen ismin ‘’Şeh’rül Emin’’ olduğunu biliyoruz. O, şehrin emanet edildiği, şehirdeki hayvanlar dâhil tüm canlıların güvenle yaşayabildiği, açın ve açığın kalmadığı ‘’Mutlu Kentin’’ sorumlusudur aslında Belediye Başkanı.

Belediye sınırları içerisinde bulunan tarihi değerlerin gün yüzüne çıkartılması, gerektiğinde ilgili bakanlıkla işbirliği yaparak toplumun ziyaretine ve bilim dünyasının hizmetine sunulması yerel yönetimlerin önemli sorumluluklarındandır. Ayrıca şehrin turizme kazandırılabilecek doğal potansiyeli ile oluşturulabilecek tematik değerleri, ziyaret merkezleri kentin turizm imkânlarını artırabilir.

Belediyelerin en önemli avantajlarından biri olan toplumun tüm çeperlerine ulaşabilme ve mekânlar, tesisler oluşturabilme potansiyeli ile ekonomik imkânları, hızlı organize olabilme kabiliyeti ile profesyonel merkezî kurumlarla; bakanlıklarla, üniversitelerle, sivil toplum kuruluşlarıyla, büyükelçiliklerle işbirliği yaparak profesyonel destekler de alabilir.

Ülkenin ekonomik seviyesi, eğitim sisteminin rasyonel normlarla kurumsallaşmış olması, orta ve alt gelir gruplarının ağırlıklı olduğu ve eğitim sisteminde eksiklerin, aksaklıkların olması ülkelerin yerel yönetimlerinin faaliyet tercihlerinde farklılık arz edecektir.

Gençlik: Şehirde yaşayan insanların en önemli parçası olan gençler doğal olarak merkezî yönetim tarafından desteklenmektedir. Gençlerin temel eğitimleri sağlandığı gibi, mesleki olarak alternatif eğitim ve deneyim olanakları sunulmaktadır. Kendilerini geliştirebilecekleri sportif ve sanatsal imkânlar sunulmaktadır. Ancak yerel yönetimler, gençlerin sorunlarını, eksiklerini, ihtiyaçlarını daha yakından görmekte ve eksikliklerinin ne gibi sorunlara yol açabildiğini derinden hissetmektedirler. Genç dediğimiz geleceğiyle ilgili yönünü tayin etmiş, yolunu çizmiş veya tam o kavşakta olan kimsedir. Onların geleceğine umut bağlayan ailesi, ülkesi ve hatta dünya insanları olduğunu söylerken birey olarak yük mü olacak, yoksa onların yükünü alıp değer mi katacak?

Yerel yönetimler, gençlerin yeteneklerine uygun olarak sanatsal ve sportif imkânlar bulabilecekleri gençlik merkezleri, gençler için ders çalışabilecekleri ya da kitap okuyabilecekleri ortamlar sağlayan kütüphaneler hizmete açmalıdır. Gençlere tanıtıcı, teşvik edici, donanım artırıcı daha fazla seminerler, söyleşiler, konferanslar, onları hayata hazırlayan kurslar, rehberlik, gibi hizmetler sunulmalı; eğlenebilecekleri, dinlenebilecekleri, sosyalleşebilecekleri kontrollü alanlar oluşturulmalıdır. Belediyeler bünyesinde kariyer uzmanları, psikologlar, alanlarında yetkin eğitmenler bulundurarak gençlere danışmanlık ve eğitim hizmeti vermenin yanında bu uzmanların belediye yönetimine de yön vermelerine fırsat vermelidir. Belediyelerin bütün bu ilgi ve çalışmaları şehrin köşe başlarında amaçsızca, kontrolsüz bekleşen gençlerle dijital bağımlılıkla karşı karşıya kalmış gençlerin kentin sosyolojisini müspet yöne doğru evirecek yolları açmasını sağlayacaktır.

Çocuklar: Belediyeler tarafından okul öncesi çocuklar için kreşler, oyun odaları, bebek kütüphaneleri ve gelişim taramaları yapılabilir. Çocuklar yetenek taramaları ile kültür merkezlerinde, spor merkezlerinde, bilim merkezlerinde, okullarından bağımsız olarak ama okul başarılarına da katkı sağlayarak geleceğe hazırlanmalıdır. Sportif ve sanatsal yarışmalar, sahne deneyim imkânları oluşturulmalı, doğal yaşam, tarım, hayvancılık deneyimleri için ortamlar hazırlanmalıdır.

Aile: Geçmişten günümüze toplumumuzun en önemli kurumu olan aile müessesesi toplumun zor zamanlarının en önemli direnci, sigortası olmuştur. Özellikle son yıllarda teknoloji, iletişim ve medya taarruzlarıyla ailelerimiz ciddi anlamda tehdit altındadır. Ailelerin yaşlılarına verdiği değer ve yapıcı, besleyici, onarıcı, iyileştirici uygulamalar ebeveynlerle aidiyet bağını kuvvetli tutmaktadır. Aynı şekilde çocuklarına, torunlarına yönelik sahiplik duygusu ve takip refleksi ailenin geleceğini tahkim etmektedir. Bu kadim kurumumuzun, en başta annesi olmak üzere babası, yaşlıları, engellileri ve çocuklarıyla beraber gerekli olan eğitim faaliyetleri; sosyalleşme, destek bakım için ‘’Aile (Kültür) Merkezleri’’ yadsınamaz öneme sahiptir. Merkezlerde seminerler, söyleşiler, sanatsal ve meslek kursları, dil ve beşeri bilim kursları, kültür ve doğa gezileri organizasyonu, kooperatifçilik ve ürün dijital satış eğitimleri verilmelidir. Mahallenin, semtin ortak etkileşim merkezi ve birlik beraberliğin timsali büyük aile modeli olarak değerlendirebileceğimiz sosyal belediyeciliğin de aile merkezleri üzerinden yardımlaşma bilinci oluşturarak imkânı olan bireylerin ve belediye imkânları ölçüsünde ihtiyaç sahibi aileler için destekleyici yardımların koordine edilmesine ihtiyaç vardır. Belediye hizmetlerinin tanıtıldığı, bu hizmetlerden nasıl yararlanılacağının anlatıldığı ve sorumlu vatandaş olarak yükümlülüklerinin yerinde uygulanabildiği merkezler önemli bir fonksiyon icra eder. Ayrıca işe ihtiyacı olan, çalışabilecek vatandaşlar için ilgili özel ve resmi kurumlarla bir koordinasyon birimi oluşturulabilir.

Kentin kenar semtlerinde özellikle orta ve alt gelir gruplarının gerektiğinde düşük ücretlerle kullanabilecekleri düğün salonları; nişan, mevlit, taziye, kına, asker uğurlama gibi toplantıların yapılabileceği konaklar ailelerin memnuniyeti ve huzurunu artıracak hizmet alanlarıdır.

Kültür ve Sanat: Her türlü müzik çalgı aletleri, resim, gelenekli sanatlar, halk dansları, tiyatro, yazarlık kursları her yaş grubu için mutlaka açılmalı. Kültür ve sanat içerikli festivaller, özel gün ve geceler, konserler, söyleşiler, tarih ve felsefe okumaları, sergiler doğru uygulamalarla, iyi duyurularla, gerektiğinde seçmelerle başlatılıp uygun mekânlarda veya açık alanlarda gerçekleştirilmelidir. Kentin tarihi, turistik merkezleri tanıtılmalı, bilinmeyen değerleri araştırılarak ortaya çıkarılmalı, ulaşım imkânı sağlanmalıdır.

Belediyeciliğin temel hizmetleriyle beraber yukarıda ifade ettiğimiz çalışmalarla daha donanımlı, değerlerini yaşayabilen, kendini ve fikirlerini rahatlıkla anlatabilen, duygularını ifade edebilen, riskleri bertaraf etme kapasitesi yüksek, geleceğe umutla bakabilen, meslek sahibi, hedefleri olan vatandaşlara sahip bir kent; dahası mutlu insanların yaşadığı ‘’Mutlu Kent’’’ inşa edilmiş olur.

Mehmet Düğmeci, Aralık 2024

 

 

Nuri ŞAHİN baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.