Gerçekleri söylemekten çekinmeyen, aydın bir bilim insanımız: Prof. Dr MEHMET CEYHAN

Selahattin YILMAZ, 22.5.2021
Geçtiğimiz günlerde, koronavirüs salgını ile ilgili açıklamalarıyla basında sıkça karşılaştığımız değerli bilim insanımız Hacettepe Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanlığı, Enfeksiyon Hastalıkları Derneği ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr Mehmet Ceyhan hakkında sosyal medyada ”Mehmet Ceyhan Tutuklansın” etiketiyle bir linç kampanyası başlatıldı. Bir anda TT oldu.
Ne demişti ki Ceyhan, böyle bir linç kampanyasına yol açan?
Koronavirüs salgınının tehlikeli boyutlara ulaşması üzerine iktidarın ”17 günlük tam kapanma” kararı aldığı gün Ahmet Hakan’ın ”Tarafsız Bölge” programına çıkan Mehmet Ceyhan:
” … alınan kararın doğru olduğunu; ama buna ‘tam kapanma’ denemeyeceğini; tam kapanma denebilmesi için acil mal ve hizmet üretimi dışında her yerin kapatılması, nüfusun %95’inin evde kalması; etkili olabilmesi için virüsün en uzun kuluçka süresi (14 gün) dikkate alınarak 28 gün olması gerektiğini;… ayrıca salgının küresel bir yalan olduğu propagandası yapan, pandemi kurallarına uymamayı teşvik eden aşı ve maske karşıtlarına karşı yaptırım uygulanması gerektiğini…” söylemişti.
Vay, sen misin bunları söyleyen?
Daha önce bir dedikodu yazarının hiç soruşturmadan yazdığı ve Ceyhan’ın ”çok uluslu aşı şirketlerinin sözcüsü” olduğu şeklindeki yalanın, sahibi olduğu haber sitesinde yayınlandığı tanınmış yazarımız gazetesindeki köşesinde bir yazı döşedi hemen.
Döktürmüş yazarımız:
”…Bilim” sözcüğünü ağzından düşürmeyen tıp insanlarının, hiç kuşku duymayan kendinden emin olma hali beni hep şaşırtıyor. Prof. Ceyhan pandemide bunun prototipi oldu!
Bu kadar mı toplumsal belleği zayıf/ hafızasız toplum olduk?
“Maske güvenilir değildir” dedi.
Bugün… “maskesiz sokağa aman adım atmayın” diyor; “evde bile kullanın!”
Dün söylediğinin bugün tam tersini söylüyor.
Dün dündür…Bugün bugündür…
Prof. Ceyhan meydanı boş buldu konuşuyor…”
Salgının başında aşı konusunda, virüsün mutasyonu konusunda söyledikleriyle, bugün söyledikleri arasında tutarsızlıklar olduğunu da yazmış yazısında.
Daha neler neler…
Yazısını da şöyle tamamlamış:
”Prof. Ceyhan’ın ekrana çıkmasının yasaklanmasını isteyecek değilim. Aksine. Daha da çok çıksın ki, “bilim dünyamızın” ibretlik hali görülsün.”
Bu yazıdan hemen sonra başladı linç kampanyası.
Önce, salgının yalan olduğu, maskenin ve aşının ölüme neden olduğu propagandası yapan sosyal medya grupları ”Mehmet Ceyhan tutuklansın” etiketli kampanya başlattı.
Ardından Yeni Akit Gazetesi, gezi direnişi sırasında ”başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla tanıdığımız Hilal Kaplan, üstte yazısından alıntı yaptığım yazarımızın yazdıklarını sıralayarak hücum ettiler Ceyhan’a.
Salgın konusunda ”panik ve korku” yaratmakla suçlandı.
Ne teröristliği kaldı, ne Ermeniliği, ne masonluğu.
Mehmet Ceyhan Hoca’yı burada uzun uzun savunacak değilim. Kendisini mesleğine adamış saygın bir bilim insanı. Bilim Kurulu’nun çoğu üyesi iktidara boyun eğip düşüncelerini açıklayamazken, o gerçekleri dile getirmekten hiç çekinmedi.
Ezberci değil, bilgisini çok iyi kullanan, bilgisinden çok yararlandığım aydın bir bilim insanı…
Twitter’da kendine yönelik suçlamalara tek tek yanıt vermiş. Ben sözü Ceyhan’a bırakarak yazımı bitireyim:
”Hakkımda bilerek terörist, ermeni gibi ırkçı ve nefret içeren, oğlu Pfizer’da çalışıyor diye kafa karıştırma amaçlı iftira ve yalan dolu yazılar yazan kişilere son kez ifade etmek istiyorum ki;
1) Adını verdikleri ilaç firmasında çalışan kişiyle soyadı benzerliği dışında bir ortak yönümüz yok…
2) Hiçbir ırka ve dine mensup vatandaşlarımızı rencide etmek istemem, siz iddia ettiniz diye yazıyorum. DNA analizime göre soyum Orta Asya’dan geliyor ve bir imamın torunuyum.
3)…terörist sözüne gelince, askerliğim boyunca taşıdığım piyade tüfeğimin dışında tek silahım steteskobum.
4) Halkı paniğe sevk etmek sözünü yanlış kişiye söylediniz. Beni şikayet eden grubun paylaşımlarına baktınız mı hiç?
Pandemi süresince devletin takılmasını istediği maskelerin öldürdüğünü, salgının olmadığını, devletin uyguladığı aşıların ölüme neden olduğunu söylüyorlar.
Kim halkı paniğe sevk ediyor şimdi?
Ben mi, siz ve onlar mı?
Bu birkaç kişinin yalanlarına inanan insanlara gelince;
Onların bilgisiz kalıp bu yalanlara kanmasından bizler de sorumluyuz. Onlar bu kişilerce Ortaçağ’ın karanlığına çekilirken, biz onları yeterince bilimin ışığıyla aydınlatamamışız. Ama aydınlatmalıyız. Bilim insanları olarak bu bizi yetiştiren bu ülkeye karşı zorunlu görevimiz.
Bilimsel doğruları söyleyip doğru yolu göstermeye devam edeceğimden şüpheniz olmasın.”
Yüreğine sağlık Mehmet Ceyhan!










