Dolar 45,9257
Euro 53,5072
Altın 6.651,17
BİST 14.181,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Açık
Ankara
25°C
Açık
Çar 25°C
Per 26°C
Cum 26°C
Cts 26°C

ERHAN OKTAY – CUMHURİYET ŞEHİTLERİMİZ

ERHAN OKTAY – CUMHURİYET ŞEHİTLERİMİZ
22 Aralık 2023 23:29

ERHAN OKTAY – CUMHURİYET ŞEHİTLERİMİZ

Bugün Cumhuriyetimize tam 93 yıl önce yapılan saldırının ve ihanetin kara gününü yaşıyoruz. Ne yazık ki, sonraki yıllarda da pek çok kez yaşadık Bu aziz milletin bir ferdi olarak, bu vahim olay her aklıma gelip, hatırladığımda cumhuriyete yapılan saldırı nedeniyle boğazım düğümlenir ve içim burulur. Fazilet, ilim, irfan, medeniyet, çağdaş uygarlık ve aydınlık demek olan cumhuriyet içimizdeki yobaz kişilerce saldırıya maruz kalmıştır. Yüce Türk Milletinin, bin bir güçlüklerle kurmuş olduğu Cumhuriyet, o tarihlerde iç mihraklar ve inkılap aleyhtarları tarafından her fırsatta yıkılmaya çalışılıyor birtakım saldırılara maruz kalıyordu. O zamanlarda, Cumhuriyetimiz henüz daha çok yeniydi ve 7 yaşındaydı, genç bir cumhuriyeti korumak ve kollamak aziz milletimizin asli vazifesiydi. Asteğmen Mustafa Fehmi KUBİLAY isminde genç bir vatan evladı, vatan ve namus borcu olarak bildiği, kutsal, şanlı ve şerefli askerlik mesleğini yapmak üzere, Menemen Piyade Alay Komutanlığına gitmişti.

Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim tarafından yönlendirilen, çember sakallı, sarıklı ve cüppeli, dördü silahlı toplam 6 kişi, 23 Aralık 1930’ tarihinde, sabah namazından sonra camiden aldıkları Yeşil Sancağı yola dikerek, silah zoruyla etraflarına halkı toplamaya başladılar. Elebaşılar arasında, Giritli Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini “Mehdi” olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söylediler.

Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyleyerek halkı tehdit ettiler. Diktikleri bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve “Şapka giyen kâfirdir, tekrar yine şeriata dönülecektir.” diyerek bir isyan hareketi başlattılar. Kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası, halk arasında büyük panik yarattı. Tüm bunlardan amaç; cumhuriyeti yıkmak ve hilafeti yeniden geri getirmekti.

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, Alay Komutanı, Yedek Subay Kubilay’ı olay yerine, olayları bastırmak üzere gönderdi. Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine geldi. Kubilay askerlerin yanından ayrılarak, tek başına isyancıların arasına girip teslim olmalarını istedi. Gruptan isyancı birisi ateş ederek Asteğmen Kubilay’ı yaraladı. Kubilay yaralı halde kaçarak cami avlusuna sığınmış, ancak Derviş Mehmet ve arkadaşları Kubilay’ın peşinden gidip, Derviş Mehmet’in çantasından çıkardığı testere ağızlı kör bağ bıçağıyla yaralı Asteğmen Kubilay’ın başı kesilmiş, Kubilay’ın başı, yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlanarak Menemen meydanlarında dolaştırılmıştır. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaralar, ancak açılan ateş sonucu o da şehit olur. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu şehit düşmüştür.

Cumhuriyete karşı yapılan isyan neticesinde, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa Türkiye Cumhuriyetinin Başkomutanı ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla Genelkurmay Başkanına gönderdiği taziye mesajında, özetle “Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey, temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.” Demek suretiyle Cumhuriyet devrimlerinin bu tür isyan hareketleriyle sindirilemeyeceğini ve bilakis daha da güçleneceğini ima etmiş ve dile getirmiştir.

Kubilay Olayı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925’deki Şeyh Said İsyanından sonra tanık olduğu en önemli ve affedilmesi mümkün olmayan kanlı vahşetidir. Gerici yobazların Cumhuriyetimize saldırısında 3 vatan evladı kaybedilmişti. Devlet Kubilay’ın şehit edilmesine çok sert tepki gösterdi. 27 Aralık 1930 günü Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında bu hususla ilgili bir toplantı yapıldı. Bazı kaynakların ifadesine göre, Mustafa Kemal Paşa, Kubilay’ın şehit edilmesi olayına çok hiddetlenmişti. Daha birkaç yıl önce, Yunan İşgalinin acısını tatmış bir yöre halkına bu olayın yaşatılması çok büyük bir esefti, yaralayıcı ve yıllarca unutulması mümkün olmayacak kara bir gündü. Mustafa Kemal Paşanın, bu olayın meydana gelmesi üzerine bazı kaynaklara göre; Menemen ilçesinin haritadan silinmesini emrettiği söylenmektedir.

Bu kanlı olayın faillerinin yargılanması ve gerekli cezai işlemlerin verilerek infaz edilmesi için 31 Aralık 1930 günü Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde 1 Ocak 1931’den itibaren 1 ay süre ile Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim ilan edilmiş ve 1. Kolordu Komutan Vekili General Mustafa Muğlalı Başkanlığında bir Divanı Harp kurulmuştur. Divanı Harp tarafından yapılan yargılamalar neticesinde, 105 sanık hakkında Anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak, azmettirme veya Mehmet’in Mehdiliği için harekete geçtiğini bildikleri halde, zamanında hükümete haber vermedikleri ve tekkelerin seddinden sonra ayini tarikat icra ettikleri suçlamalarıyla 37 sanık hakkında idam cezası, 41 sanığa da çeşitli sürelerde hapis cezaları verilmiş, olayla ilgisi olmadığı ve suçsuz olduğu anlaşılan 67 sanığın ise beraatına ve salıverilmesine karar verilmiştir.

Yargılanan ve cezaları onanan 28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen’de Kubilay’ın testere ağızlı kör bağ bıçağıyla başının kesildiği yerde asılarak idam edildi. Bu idamlara neden teşkil eden, kanlı vahşet ve Cumhuriyete çekilen silahlar hiçbir zaman unutulmadı, asla da unutulması mümkün değildir. Olayın hemen ardından Menemen’de devrim şehidi iki bekçi ve Kubilay adına anıt dikildi. Anıtın üzerinde aynen şöyle yazmaktadır. “İnandılar, dövüştüler ve öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçileriyiz.” Yazmaktadır. Benim bu asil milletin kanını taşıyan bir neferi olarak, Menemen kelimesini duyduğum her zaman bu yaşanan olay aklıma gelir ve tüylerim diken diken olur boğazım düğümlenir, o olayın anısına ve o olayı ölümsüzleştiren o anıt hemen gözlerimin önüne gelir. Menemene her gittiğimde de, öncelikle o anıta giderim. Aziz maneviyatları önlerinde eğilerek, onlara duymuş olduğum ve son nefesime kadarda duyacağım minnet duygularımı iletirim.

Kahraman vatan evlatlarının kalleşçe katledilmelerini yüce milletimiz asla unutmadı ve unutmayacak, böylesine eşsiz kahraman vatan evlatları sayesinde milletimiz ve atamızın bizlere emanet ettiği cumhuriyet ilelebet var olacak, payidar olacaktır. Aziz şehitlerimiz, sizler sayesinde milletimiz ve cumhuriyetimiz ayaktadır, her zaman da ayakta dimdik olacaktır. Sizleri rahmet, özlem ve minnetle anıyorum. Ruhlarınız şad olsun.

Yazan: Erhan Oktay

Son Sözü Başkent Söyler baskenthaber.org baskenthaber.org@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.