Dolar 45,7111
Euro 53,4819
Altın 6.716,81
BİST 13.865,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 21°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
21°C
Hafif Yağmurlu
Sal 21°C
Çar 24°C
Per 23°C
Cum 20°C

Ekoloji Birliği, “HALKIN İKLİM KANUNU İÇİN HÜKÜMETE VE MİLLETVEKİLLERİNE AÇIK ÇAĞRI!” – Mustafa AKGÜL Başkent Haber

Ekoloji Birliği, “HALKIN İKLİM KANUNU İÇİN HÜKÜMETE VE MİLLETVEKİLLERİNE AÇIK ÇAĞRI!” – Mustafa AKGÜL Başkent Haber
4 Mart 2025 19:21

Ekoloji Birliği:Çevre Komisyonundan jet hızıyla geçirilen ve her an TBMM Genel Kurul gündemine gelmesi beklenen İklim KanunuTeklifi’nin geri çekilmesini ve katılımcı şeffaf süreçlerle sivil toplum örgütleri ve bilim insanlarının görüş ve önerileri doğrultusunda, doğanın ve toplumun yararına olacak şekilde yeni bir “Halkın İklim Kanunu” hazırlanması talebiyle hükümete ve mülletvekillerine aşağıda ki açık mektubu gönderdi.

İKLİM KANUNU TEKLİFİ HAKKINDA
HÜKÜMETE AÇIK MEKTUP

26.02.2025 tarihinde TBMM Çevre Komisyonuna; metninde 21 defa ‘sermaye’, 27 defa ‘ticaret’ ve 134 kez ‘piyasa’ kelimelerini geçirdiğiniz adı İKLİM KANUNU olan bir kanun teklifi getirdiniz. Komisyonda kabul ederek yakın zamanda TBMM Genel Kuruluna getirmeyi planladığınız teklifte ‘doğa’ kelimesi sadece 5 defa geçiyor; emek, emekçi, işçi kelimeleri ise hiç geçmiyor.
Büyük şirketlerin çıkarları için hazırlamış olduğunuz bu ticaret kanununu asla gerçek bir İklim Kanunu olarak kabul etmiyoruz.
Sizler, bu ülkenin havasını soluyan, suyunu içen, toprağında üreten milyonlarca insanın sesini duymazdan gelerek, sermayenin taleplerini halkın iradesinin önüne koyarak bir yasa hazırladınız. Bu teklif, halkın değil şirketlerin çıkarlarını korumaktadır ve havamızı, toprağımızı, suyumuzu pazarlık konusu hâline getirmektedir. Sivil toplumun, bilim insanlarının, meslek örgütlerinin hazırlık sürecine dahil edilmediği, demokratik katılım mekanizmalarının işletilmediği bu yasa teklifini kabul etmiyoruz.
Türkiye’de kuraklık, seller, orman yangınları, gıda ve su krizi, sağlık sorunları giderek derinleşirken; siz, bu krizle gerçekten mücadele etmek yerine, karbon ticaretiyle, büyük şirketlere yeni kazanç kapıları açarak, halkı ve doğayı gözden çıkarıyorsunuz. Gerçek bir İklim Kanunu, doğayı koruyacak, halkın haklarını savunacak ve geleceğimizi güvence altına alacak bir yasa olmalıdır. Oysa sizin sunduğunuz taslak, emisyon ticaretini düzenleyen, doğayı metalaştıran, halkın yaşam hakkını şirketlerin yatırım planlarına feda eden bir metinden ibarettir.
Gizli kapılar ardında hazırladığınız ve topluma reva gördüğünüz bu yasa, iklim adaletini sağlamaktan uzak, eşitsizlikleri daha da derinleştiren bir yaklaşıma sahiptir. Halk sağlığını, temiz hava ve su hakkını yok saymaktadır. Kadınları, çocukları, işçileri, çiftçileri, yoksulları yani ezilen toplum kesimlerini koruyacak hiçbir mekanizmaya sahip değildir. Şirketlerin iklim ve çevre suçlarını denetleyecek ve cezalandıracak mekanizmalardan yoksundur.
Bizler biliyoruz ki bu yasa ile iklim krizini gerçekten durdurmak için değil, karbon ticareti adı altında piyasaya yeni rant alanları açmak için çabalıyorsunuz. Emisyon ticaretiyle, karbon piyasasıyla, çevreyi kirletme hakkını satın alabilen şirketler yaratıyor, doğayı metalaştırarak iklim krizini çözebileceğinizi iddia ediyorsunuz. Sizin de bilmenizi isteriz ki: Bu ülkenin havasını, suyunu, toprağını; yoksulların sofrasındaki ekmeği, çiftçilerin tarlasındaki ürünü, işçilerin alın terini, kadınların mücadelesini, gençlerin geleceğini satılığa çıkaramazsınız.
Halkın rızası olmadan çıkaracağınız hiçbir yasa bizim yasamız değildir! Eğer gerçekten bu ülkenin geleceğini, doğasını ve insanlarını koruma niyetiniz varsa, bu yasayı geri çekin!
Gerçek bir İklim Kanunu için halkın sesine kulak verin ve Halkın İklim Kanununu baştan yazalım!

HALKIN İKLİM KANUNU İÇİN MİLLETVEKİLLERİNE AÇIK ÇAĞRI

Sayın Milletvekili,
Bu talebimizi hükumete ve tüm iktidar ve muhalefet milletvekillerine açık mektup ile gönderdik:

Mektuplarımız
Sayın Milletvekili,
Sizleri sermayenin değil Halkın İklim Kanununu savunmak için gerçek ve etkili bir mücadeleye çağırıyoruz:
Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesi bir yol ayrımında. Komisyondan geçen ve yakın zamanda TBMM Genel Kuruluna gelmesi beklenen İklim Kanunu teklifi halk sağlığını, iklim adaletini, toplumsal ortak faydalarımızı ve doğayı koruyacak bir yasa mı olacak, yoksa sermaye odaklı, etkisiz ve adaletsiz bir metinden ibaret mi kalacak?
İklim krizi hepimizi etkileyen ve artık geri döndürülemez sonuçlar doğuran bir gerçekliktir. Türkiye, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini her yıl daha da ağır biçimde yaşamaktadır. Afetlerin şiddeti artmakta, can güvenliği riskleri tehlikeli boyutlara ulaşmakta, gıdaya, temiz suya ve temiz havaya ulaşım gittikçe zorlaşmakta, halk sağlığı bozulmaktadır. Ekolojik yıkımın neden olduğu etkiler toplumu ekonomik kayba uğratmakta ve bölgesel göçlere zorlamaktadır.
Yıllardır, Türkiye’nin dört bir yanından iklim adaletini, ekolojiyi ve yaşamı savunan insanlar olarak sizlere seslenmekteyiz: Türkiye’nin mevcut çevre politikaları, yaşamsal haklarımızı ihlal, topraklarımızı işgal ediyor. Ekmeğimizi kursağımızdan alıp şirketlerin kâr hırsını doyuruyor. Toplumsal eşitsizliği artırıp bizleri savunmasız bırakıyor. Ve toplum olarak bizim, yedi coğrafi bölgenin yedisinde de artık sabrımız hızla tükeniyor.
İklim krizi ile mücadelenin en etkili politika belgesi olması gereken bu Kanun, halkın, sivil toplum örgütlerinin ve bilim insanlarının katkılarıyla hazırlanmamış, hatta Meclis’teki partilerle bile istişare edilmemiştir. Yaşamlarımızı doğrudan ilgilendiren bir düzenlemenin en geniş toplumsal ittifak sağlanmadan yasalaşmasına müsaade etmeyeceğiz.
Şu anda Meclis gündeminde bulunan İklim Kanunu teklifi, ciddi eksiklikler ve yanlış yaklaşımlar içermektedir. Bu haliyle yasalaşması, Türkiye’yi iklim krizine karşı daha dirençli hale getirmek yerine, sermaye odaklı çözümlerle halkı ve doğayı korumaktan uzak bir düzenleme olacaktır. Bu nedenle, teklif Genel Kurul’da oylanmamalı, geri çekilmeli ve katılımcı bir süreçle bilimsel gerçeklere dayalı olarak hazırlanmalıdır.
Bu ülkenin yurttaşları olarak, tüm milletvekillerini, Genel Kurul’a eksiksiz katılarak bu yasayı bizim lehimize geri çektirmeye ve taleplerimizi gözeterek, doğanın, toplumun, tüm canlıların haklarını koruyacak ve iklim adaletini sağlayacak bir Halkın İklim Kanunu için üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz.

10 MADDEDE HALKIN İKLİM KANUNU

Halkın İklim Kanunu:
1.
Ticaret Kanunu Değil Doğa ve Toplum İçin İklim Kanunu Olmalıdır
Öncelik sermayenin değil, doğanın ve toplumun ortak geleceği olmalıdır!
Kanun teklifi, iklim krizi ile mücadeleyi karbon piyasalarına ve ticari mekanizmalara indirgeyen bir yaklaşım içermektedir. Bu teklif ile sermaye gruplarına ve büyük şirketlere yeni piyasa alanları açılırken, somut bir sera gazı azaltım hedefi öngörülmemekte; kirletme hakkı ile doğa alınıp-satılabilir bir metaya dönüştürülmektedir. Halkın İklim Kanunu ise krizin sebebi olan ekolojik yıkımı önleme perspektifinden yola çıkarak doğanın, toplumun ve gelecek nesillerin ortak çıkarlarını korumalıdır. Bu ortak faydanın ilk adımı olarak sera gazı salımlarının mutlak azaltımını sayısal bir hedef olarak tanımlamalıdır.
2.
Kömürden ve Fosil Yakıtlardan Çıkış İçin Net Bir Plan Ortaya Koymalıdır
“İklim krizine yol açan kömür ve diğer fosil yakıtlar, enerji denkleminden aşamalı ve planlı bir şekilde çıkarılmalıdır.”
Kanun teklifinde, kömür ve diğer fosil yakıtlardan çıkış için net bir takvim belirlenmemiş, fosil yakıt teşviklerinin sonlandırılmasına ve yeni projelerin durdurulmasına dair somut bir düzenleme getirilmemiştir. Oysa ki, iklim krizinin başlıca sebeplerinden biri olan fosil yakıt kullanımı; ekosistemleri, halk sağlığını, işçi sağlığı ve iş güvenliğini tehdit etmektedir. Halkın İklim Kanunu, bilimsel verilere dayanarak öncelikli kömür olmak üzere fosil yakıtlardan çıkışı net tarihler vererek hedeflemeli, bu geçişi adil ve güvenceli olacak şekilde planlamalıdır.

3.
Emekçiler için Adil Bir Geçiş Planlamalıdır
Fosil yakıtsız bir ekonomiye dönüşümün bedeli emekçi halkın sırtına yüklenmemeli, toplumun tüm kesimlerinin insan onuruna yakışır bir geleceğe sahip olması garanti altına alınmalıdır.
Kanun teklifi, adil geçiş tanımı yapmasına karşın, bu geçişe ilişkin somut bir mekanizma içermemektedir. Kapitalizmin doğa üzerinde yarattığı tahribat ile ortaya çıkan iklim krizi toplumları ekolojik, sosyolojik ve ekonomik olarak dönüşüme zorlamaktadır. Sermayenin inisiyatifine bırakıldığında, bu dönüşümün emekçiler için işsizlik, güvencesizlik ve sosyal hak kayıplarıanlamınagelmesikaçınılmazdır. HalkınİklimKanunundaişçilervebusektörlerinyoğunolduğubölgelerdeyaşayan toplulukları koruyacak adil bir geçiş mekanizmasının kurulması gerekmektedir. Toplumcu ekonomik programlar ve bütçeler, yeni iş olanakları ve sosyal güvence ile bu dönüşümün bedelinin emekçilerin sırtına yüklenmesi engellenmelidir. Fosil yakıtların yarattığı ekolojik ve sağlık sorunlarının, tahrip edilen ekosistemlerin onarılması için programlar hayata geçirilmelidir.
4.
İklim Adaleti Perspektifiyle Tasarlanmalıdır
Eşitsizliği besleyen kapitalist ekonomi-politik rejimin neden olduğu iklim krizine bağlı hak kayıpları adalet düzlemi içerisinde giderilmelidir.
Mevcut kanun teklifi, toplumun tüm kesimlerini kapsayacak bir iklim adaleti yaklaşımı sunmamaktadır. İklim krizinin nedeni sadece karbon emisyonlarına indirgenemez; bu kriz, doğayı ve insan yaşamını ikinci plana atan mevcut emperyalist, neoliberal, kapitalist sistemin bir sonucudur. Gelişmiş ülkeler tarihsel sorumluluklarını yerine getirmeli, Türkiye ise hem bu konuda hakkını savunmalı hem de hızla artan kendi sorumluluğunu üstlenmelidir. İklim krizi aynı zamanda bir insan hakları krizidir. Doğada yarattığı yıkımın yanı sıra, tarımsal üretimde gerileme, su ve gıda güvenliği riskleri, iklim göçleri gibi etkilere neden olan bu kriz, her ülkeyi aynı derecede etkilemediği gibi, toplumun her kesimini de aynı oranda etkilememektedir. Halkın İklim Kanunu, işçiler, işsizler, yoksullar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, LGBTİ+lar ve engelliler gibi halihazırda toplumun en çok ezilen kesimlerinin haklarını koruma altına alarak iklim krizinden en az etkilenmelerini sağlayacak bir adalet güvencesi vermelidir.

5.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Sağlamalıdır
İklim krizi risklerine eşit maruz kalınmadığı hesaba katılmalı, toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımı benimsenmelidir.
Kanun teklifi, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle oluşturulmamıştır. İklim krizinin kadınlar, LGBTİ+lar ve çocuklar üzerindeki etkileri sadece can kaybı/hastalık gibi olgularla sınırlı kalmamakta, krizin yarattığı felaketler kadınları, LGBTİ+ları ve çocukları şiddete ve cinsel istismara daha açık hâle getirmektedir. Gelir dağılımında ve istihdamda kadınlar ve LGBTİ+lar haksızlığa daha çok uğramaktadır. Halkın İklim Kanunu, iklim krizinin etkilerine karşı kadınları ve tüm farklı cinsel yönelimli bireyleri güvence altına almalıdır.
6.
Halk Sağlığını Güvence Altına Almalıdır
Tüm doğa, canlılar ve toplum için sağlıklı yaşam hakkını güvence altına alacak düzenlemeler yapılmalıdır.
Kanun teklifi, iklim krizi sürecinde gelişen sağlık risklerine dair herhangi bir önlem ortaya koymamakta, insanların ve diğer tüm canlıların sağlıklı yaşam hakkını güvence altına almamaktadır. İklim kanununda ekosistem sağlığını onaracak ve koruyacak önlemler alınmalı, insan sağlığını etkileyen çevresel faktörleri göz ardı edilmemelidir. İklim krizi yüzünden artacak kronik hastalıklar, salgınlar, sıcak dalgaları ve afetler yüzünden artacak diğer sağlık sorunlarına müdahale edebilecek iklim krizine dayanıklı bir sağlık sistemi oluşturulmalıdır. Bu sağlık sistemi başta emekçiler, işsizler, yoksullar, çocuklar, yaşlılar, kadınlar, LGBTİ+lar ve engelliler gibi toplumun en çok ezilenleri olmak üzere tüm toplumun ayrımsız ve ücretsiz ulaşabileceği toplumcu bir sistem olmalıdır.
Halkın İklim Kanunu, hava kirliliği başta olmak üzere fosil yakıtların bugün neden olduğu çevre ve sağlık sorunlarını da ele alan bütünlüklü bir iklim eylemi planlamalıdır.

7.
Üst Ölçekli Ekosistem Planlaması Yapmalıdır
Ekosistemler plansız ve kâr odaklı madencilik, enerji, sanayi, endüstriyel tarım ve hayvancılık
ve yapılaşma baskısından kurtarılmalı; ormanlar, sulak alanlar, denizler ve kıyılar rant ve talana karşı korunmalıdır.
Kanun teklifi, ekosistem odaklı bütüncül bir yaklaşım içermemekte, iklim krizinin nedenini yalnızca sera gazı salımına bağlamakta, doğal yutak alanların hızlı tahribatını göz ardı etmektedir. Ekosistemler, ulusal ve uluslararası tüm sınırları aşan bütüncül yapıları gereği bileşenleri açısından tekil değerlendirmeye tabi tutulamaz. Halkın İklim Kanunu, arazi kullanım planlamasının, enerji, sanayi ve madencilik faaliyetlerinin, endüstriyel tarım ve hayvancılığın, kentsel tasarımların ve yapılaşmanın, üretim-tüketim biçimlerinin ve ekonomik modellemelerin ekosistem üzerindeki baskısını tümden ele almalı ve en aza indirecek önlemler içermelidir.
8.
İklim Değişikliğine Uyum Politikaları Geliştirmelidir
İklim afetlerine dirençli kentler ve kırsal yerleşimler yaratılmalı, afet eylem planları, gıda ve su politikaları iklim krizi gerçekliği dikkate alınarak hazırlanmalıdır.
Kanun teklifi, kuraklık, sel, yangın, sıcak dalgaları gibi iklim krizinin mevcutta yaşanan ve gelecekte sıklığı ve şiddeti artarak yaşanacağı öngörülen afet etkileri konusunda uyum politikalarına değinmemektedir. Tespit, önleme, hazırlık ve yönetim gibi bir dizi süreçle planlanması gereken afet yönetimi sürecinin güçlendirilmesi gerekliliği açıktır. Halkın İklim Kanununda yaşam alanlarımızı ve doğayı yıkıcı afet etkilerinden koruyacak mekanizmaların bağlayıcı olarak ortaya koyulması gerekmektedir. İklim krizine dirençli, yerel ve doğa ile uyumlu üretimi destekleyecek tarım politikaları geliştirilmeli, olası gıda krizlerine ve açlığa karşı toplumun tüm kesimlerini koruyacak önlemler alınmalıdır.
Su varlıkları sermayenin denetimsiz büyümesi için metalaştırılmamalı; enerji, sanayi, madencilik, kentleşme, endüstriye tarım ve hayvancılık sektörlerinin baskılarından korunmalıdır.

9.
Halkın Katılımını Sağlamalı ve Hesap Verebilir Olmalıdır
İklim Kanunun halkın nezdinde meşruluğunun sağlanabilmesi için tüm politika yapım süreçleri katılımcılığa ve hesap verebilirliğe açık olmalıdır.
Kanun teklifi hazırlanırken halkın politika yapım sürecine katılımı devre dışı bırakılmıştır. Sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin, sendikaların ve bilim insanlarının hazırlık sürecine katılımı kısıtlanmış, toplumun tüm kesimleri paydaş olarak ele alınmamıştır. Halkın İklim Kanunu katılımcılığa açık olmalı ve toplumun tüm kesimlerinin fikirlerini içermelidir. Kanun ile sorumluluk alanları tanımlanmalı ve sorumlular daima hesap verebilir olmalıdır.
10.
İklim Suçlarına Karşı Denetim ve Yaptırım İçermelidir
Kamu idaresinin yanı sıra kamu yararına çalışan meslek örgütlerinin de katılımıyla şeffaf ve hesap verebilir bir denetim mekanizması oluşturulmalıdır.
Kanun tasarısı, mevcut hâliyle sadece uluslararası piyasalarla emisyon ticaretini düzenlemektedir. Şirketlerin emisyon azaltım stratejilerini gerçekleştirmeleri ve çevresel standartlara uymalarının garanti altına alınması için şeffaf bir denetim mekanizması ve caydırıcı yaptırımlar tanımlanmamıştır. Denetim sağlanmadan ve yaptırım uygulanmadan bir yasanın fiilen uygulamaya geçirilmesi mümkün değildir. Şeffaf ve hesap verebilir bir denetim ise ancak kamu idaresinin yanı sıra kamu yararına çalışan meslek örgütlerinin de katılımıyla oluşturulacak bağımsız teknik kurullar aracılığı ile mümkündür. Halkın İklim Kanununda, şirketlere yönelik denetimler aracılığıyla ihlaller tespit edilmeli, bağlayıcı ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı ve iklim suçları asla cezasız kalmamalıdır.
Halkın İklim Kanunu
https://www.change.org/dogaiciniklimkanunu
#Ekoloji Birlği

#MustafaAkgülEğitimciYazar

#BaşkentHaberGenelYayınYönetmeni

#OkuyalımOkutalımFarkındaOlalımTÜRKİYEM.

mustafaakgul06@gmail.com
Tel:05052762754

Eğitimci Yazar Mustafa Akgül mustafaakgul06@gmail.com Nevşehir'in  Ürgüp İlçesi  Ayvalı(Aravan) Köyün'de doğmuş,ilkokula başladığı yıl Kapadokya'nın sihirli,mistik dünyasından Ankara'ya göçmüştür. İlk ve ortaokulu Kayaş'ta lise eğitimini Atatürk Lisesi'nde tamamlamıştır Hacettepe İstatistik'ten ayrılıp Gazi Üniversitesi İşletme'yi bitirmiş aynı üniversitede yüksek lisansa başlamış ve halen Hacı Bayram Üniversitesi Sosyal Bilimler İşletme Yüksek Lisans öğrencisidir , Anadolu Üniversitesi  Kamuyönetimi Bölümü'nüde bitiren Mustafa Akgül,yerel ve ulusal basında dönem dönem güncel olaylara ve eğitime ilişkin yazılar yazmaktadır Halen ilkokul öğretmenliği yapan Mustafa Akgül'ün bir grup öğretmen arkadaşı ile birlikte çıkardığı "Katre-i Hatıra",isminde öğretmen anıları kitabı, "Heybe" isminde şiir kitabı ve "Renkler Konuşuyor-Birlikte Güzeliz" isminde çocuk kitabı vardır. Şuanda da 'Başkenthaber.Org'da genel yayın yönetmenliği konusunda danışmanlık yapmaktadır.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.