Dolar 46,2647
Euro 53,5460
Altın 6.212,95
BİST 13.900,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
26°C
Parçalı Bulutlu
Cum 28°C
Cts 22°C
Paz 22°C
Pts 25°C

Demokrat Parti Göç Politikaları Başkanı Erdem Demirdağ, bir öğretmenin okulunda vurulması hakkında açıklamada bulundu

Demokrat Parti Göç Politikaları Başkanı Erdem Demirdağ, bir öğretmenin okulunda vurulması hakkında açıklamada bulundu
10 Mayıs 2024 15:08

Demokrat Parti Göç Politikaları Başkanı Erdem Demirdağ, bir öğretmenin okulunda vurulması hakkında açıklamada bulundu“Sığınmacı meselesi gerçek bir ‘beka’ meselesidir!”

“İktidar, Türkiye’yi Avrupa ile göçmenler arasında karşılığını ‘euro’ ile tahsil ettiği bir tampon bölgeye dönüştürdü”

(DP Basın Merkezi – 10 Mayıs 2024) Demokrat Parti Göç Politikaları Başkanı Erdem Demirdağ, İstanbul’da Okul Müdürü olarak görev yapan öğretmen İbrahim Oktugan’ın yabacı uyruklu öğrencisi tarafından vurulması hakkında yazılı bir açıklama yaptı.

Demirdağ, disiplin suçu dolayısıyla okuldan atılan yabancı uyruklu lise öğrencisi tarafından görev yaptığı okulda vurularak katledilen eğitimci Oktugan’ın başına gelen olayın münferit kabul edilemeyeceği söyledi.

Demokrat Parti Göç Politikaları Başkanı Erdem Demirdağ, meselenin çok daha ciddi boyutlarda tehlike arz ettiğini ve bunu bir “beka meselesi” olarak değerlendirmek gerektiğini söyledi.

Demirdağ şu görüşleri ifade etti:

“Bu ev artık bir matem evidir!”

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir öğretmenimiz, okuldan atılan bir yabancı asıllı öğrenci tarafından hunharca katledilmişti.

Toplumsal olarak ‘sığınmacı’ şeklinde ifade edilen ve kimisi kaçak yollarla kimisi de AKP politikası neticesinde ‘geçici koruma statüsü’nde ülkemize giriş yapan bu insanların işledikleri suçları “münferit kabul edebilmemiz kesinlikle mümkün değildir!”

İktidar partisinin hamasetle ‘ensar-muhacir’ denklemine sıkıştırdığı sığınmacı sorununda, ülkemizde yaşayan yabancılar, kendilerini bu söyleme bağlı olarak ‘misafir’ ve ‘imtiyazlı’ kabul ediyor sanki. Ancak bugüne kadar hem toplumsal huzurun hilafına yaptıkları, hem de buna benzer cinayetlerle yaptıkları karşısında diyoruz ki; bu ‘ev’ artık bir ‘matem evi’dir.

“İmtiyazlı oldukları hissi ve cezasızlık algısı suçu artırıyor”

Sadece kriminal anlamda değil, birçok alanda, özellikle Suriye’den gelenlerin bir imtiyaza, ayrıcalığa sahip olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Sağlık ve eğitim sisteminden başlayarak özelde Suriyelilerin, genelde ise ülkedeki bütün yabancı uyrukluların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından ayrıcalıklı ve avantajlı olduğu ortadadır.

“Bizim çocuklarımız sınav yarışı ile Suriyeliler sınavsız olarak okullara kayıt yaptırıyorlar”

Yıllarca bin bir zorlukla okutulan, dirsekleri çürüyerek okuyan çocuklarımız sınava tabi tutulur, kimisi kazansa dahi yokluk ve imkansızlık nedeniyle kazandıkları yerlere kayıt yaptıramazken Suriyelilerin uzun bir süre sınavsız, sorgusuz, sualsiz istedikleri bölümlere kayıt yaptırması, hastanelerde ‘iki dakika’ya bağlanan garabet muayene sisteminde muayene için beklediği sırayı bir Suriyeli ya da yabancı başka uyrukluya kaptırması bu imtiyazın göstergesidir.

Ülkenin birçok yerinde vergilendirmede adaletsizliği sonuna kadar hisseden vatandaşlarımızın karşısına bir de vergiye, denetime tabi olmayan yabancı uyruklu rakiplerin çıkması da ayrı bir garabettir.

Tüm bunlar yanında AKP batırdığı ekonomiye çare olarak bu yabancı uyrukluları bir avantaj bilmekte, sigortasız, daha düşük ücretle çalıştırılan ve yüz binlerce gencimizin, insanımızın hakkını yiyen özel sektör istihdam politikasına göz yummaktadır.

“Kanun tanımaz tavırları var”

Yetmez gibi entegrasyona “hayır” diyerek geldikleri yerin toplumsal aidiyet, inan, örf, adet ve geleneklerini ülkemizde inatla sürdüren, bunun yanında oradaki istikrarsızlık ve kanun tanımaz tavrı da devam ettiren bir topluluğun, ülkemizde hissettiği imtiyaz ve iktidarın güçlendirdiği cezasızlık algısı ile yaptıkları ortadadır.

“Avrupa, ülkemizi göçmenler için tampon bölgeye dönüştürdü”

Nitekim Suriyeliler ve kaçak, düzensiz göçmenler ülkemizde iş, aş, hak ve güvensizlik sebebi olmaktan öteye gitmiş, hayatlara sebep olmaya başlamıştır.

Elbette bu yaşanan hadise tamamına mal edilemez, ancak iktidarın tavrı, Türkiye’yi Avrupa’nın göçmen güvenliği ve izolasyonu için bir tampon haline getirme, karşılığını da ‘euro’, ile tahsil etme anlayışı bu kişilerin, topluluğun nobranlığına, küstahlığına ve hoyratlığına, bu da ülkemizde ciddi bir güvenlik açığına dönüşmüştür.

Vatandaşlığımızı, bu ülkenin nüfus cüzdanını satan AKP hükümeti, bu yolla vatanı da satmıştır.

“Sığınmacı meselesi en hızlı şekilde çözülmeli, bunun gerçek bir ‘beka’ meselesi olduğu görülmelidir”

Henüz Suriye’de çatışmalar çıkmaya başladığı dönemde kurumsal olarak yaptığımız uyarılar, Türkiye’de sivil toplum ve siyasetin, her tür inisiyatifin son derece gerçekliğe uygun uyarıları dikkate alınmamıştır. Netice günbegün artan bir beka sorunu yaşanmaktadır.

İktidarın çeşitli hesaplar ve Orta Doğu’ya has hülyalarla başlattığı ‘ensar’ politikası çökmüş, ülkenin huzurunu da çökertmiştir.
“Türkiye sığınmacılar sorununu nasıl çözer?”

Suriye’den ya da sair ülkelerden gelen sığınmacılar, ‘Geçici Koruma Statüsü’ ile ülkemizde ikamet eden yabancıların ‘düzensiz’ seyahat ve ikameti engellenmelidir.

“Kuş uçmuyor” denen sınırlarımızdan yasadışı geçiş yapılan noktalar tespit edilmeli, burada ikame önlemler alınmalıdır.

Sığınmacı ya da kaçak göçmen çalıştıran işletmelerin tespiti yapılmalı, bu işletmeler için Türk vatandaşı istihdamına yönelik teşvikler sağlanmalıdır.

Münferiden yerel yönetimler tarafından yapıldığı gibi bu kişilere ait iş yerleri, işletmeler kapatılmalı, vatandaşımızın hakkı savunulmalıdır.

Eğitim ve sağlık sisteminden başlayarak, geçtiğimiz günlerde turizm sektöründe yaşanan gibi bir garabete, yani ‘milliyet farkı’na tekabül edecek uygulamalardan vazgeçilmeli, bu imtiyaz hissi ortadan kaldırılmalıdır.

Yargı ise bu kişilerin işlediği suçlar karşısında iktidarın ‘ensar-muhacir’ söylemine riayet ederek meselenin boyutunu göz ardı etmemeli, cesurca gereken cezaları vermelidir.

En önemlisi ise bu kişilerin geri dönüşleri için ülkeleri ile görüşülmeli, başta Suriye ile diyalog yolu kuvvetlendirilmeli, Türkiye’nin gelecek vadede taşıdığı riskler en aza indirilmelidir.

Ne bu mesele ne de AKP’nin dış politik tercihlerinin ülkemize ödettiği maliyetler ‘hamasi’ söylemlerle nihayete ermeyecektir.

Özelde bu meselenin çözümü Suriye Arap Cumhuriyeti ile bölgesel riskleri ortadan kaldırma gayret ve gailesi ile yeni bir diplomasi kurulmalıdır.

Haber Editörü
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.