Dolar 45,9049
Euro 53,4055
Altın 6.685,16
BİST 13.902,62
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
22°C
Parçalı Bulutlu
Çar 24°C
Per 24°C
Cum 19°C
Cts 19°C

Abdullah Gündoğdu – Kadın Hakları Devrimi

Abdullah Gündoğdu – Kadın Hakları Devrimi
4 Aralık 2023 23:40

KADIN HAKLARI DEVRİMİ

Kadınlar asırlar boyunca Yahudi, Hristiyan ve Müslüman toplumlarda ezilmiş,erkeklerin uydurduğu dinsel görünümlü yasaklar ile özgürlükleri engellenmiştir.

İsa’nın havarilerinden Pavlus’ un İncil ‘de yer alan ve Hristiyanlarca yaklaşık ikibin yıl uygulanan buyrukları :

“Kadın, sessiz bir öğrenci gibi susacaktır. Kadın öğretmenlik , yöneticilik yapmaya kalkışmasın! Tüm yönetim işlerini kadına kesinlikle yasaklıyorum. Çünkü, Adem önce, Havva sonra yaratılmıştır. Adem suç işlememiş,Havva cennette aldanıp ilk suçu işlemiştir.” (Pavlus’un Timoteos’a Birinci Mektubu – 2/11,12,13)

“Ey kadınlar! Kocanıza Tanrı ‘ya taptığınız gibi kulluk edin.” (Pavlus’ tan Efesoslulara, 5/22,23,24)

“Erkek kadın için değil, aksine kadın erkek için yaratılmıştır.” (Pavlus’tan Korintoslulara Birinci Mektup, 11/9)

Yahudi – Hristiyan (Judeo-Humanism) olarak adlandırıp öven Eric Fromm gibi düşünürlerin tersine, Tanrı ‘yı “baba” (dolayısıyla erkek) olarak tanımlayan Yahudi – Hristiyan geleneğinde, öğretmenlik, yöneticilik Allah’ a özgü (Allah ‘ın erkek sayılması dolayısıyla da erkeklere yaraşır) işler olarak görülmüş ;bu nedenle öğretmenlik, yöneticilik işleri kadınlara yasaklanmıştır. Hristiyanlıkta kadın susturulmuş, ona yalnızca doğurma, doyurma, ev işleri yüklenmiş, Havva’ nın cennette iken işlediğine inandıkları ilk suçu yüklenmiş (=doğuştan suçlu) bir yaratık olarak, hep aşağılanmış, kocasına Tanrı gibi tapması öğütlenmiştir.

Sadece Yahudi geleneği ele alınacak olursa, durum yine böyledir. Günümüzde, Hindistan ‘da geleneklerini bozmadan korumuş bir Yahudi toplumu vardır. Erkekleri uzun sakallı şalvarlı, kadınları “frumqa” denilen kara çarşaflara bürünmüş, erkekler takkeli, tesbihli, üç adım önden gider, kadınlar başları önde, kocasının üç adım ardından gelir. Günümüzde İsrail’de kadınlar ile erkeklerin aynı kaldırımdan yürümelerinin bile yasak olduğu Musevi mahalleleri vardır. Yahudi geleneğindeki kadının durumu da budur.

Yahudilik, dörtbin yıllık, Hristiyanlık ikibin yıllıktır. Oysa Yahudi – Hristiyan Batı ‘da kadın özgürlükleri sadece yüz yıl önce başlar. Batı uygarlığının öncülerinden İngiltere’ de , kadınlar Lordlar kamarasına sokulmazken, Avam kamarasına ancak 1928 de girebilmişlerdir.

Aziz Pavlus’un kadın yasakları, ikibin yıla yakın uygulanmıştır. Batı ‘daki kadın özgürlükleri Yahudi – Hristiyan hümanizm ankayışının (Judeo-Christ Humanism) bir ürünü değil, tersine Yahudi – Hristiyan Gelenekleri ‘nin yıkılmasının bir ürünüdür. Kadın özgürlükleri, bu özgürlüklerin ortaya çıktığı tüm ülkelerde, yerleşik dinsel geleneklerin kırılmasıyla gerçekleşebilmiştir. Türkiye’ de de böyle olmuştur.

Ülkemizde kadınlar, ilk kez 1930 yılında yerel yönetim seçimlerinde oy kullanıp aday olabildiler. İlk defa 1934 yılında milletvekili seçimlerinde, milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuştular.

1935 ‘te yapılan seçimde, 18 kadın milletvekili TBMM’ ne girdi. (TBMM Meclis Albümü, TBMM Basımevi, Ankara)

O yıllarda hiçbir Avrupa ülkesinde bu sayıda kadın milletvekili yoktu. Peki, kadın özgürlüğünün çoğunlukla dinsizlik sayıldığı bir toplumda, bu nasıl gerçekleşebilmiştir?

Bir çok etken vardır. Kuran-ı Kerim ‘in yurttaşlarımızın anlayabileceği biçimde Türkçe’ ye çevrilip yayılmasının da etkisi olmuştur. Eskiden Arapça bilmediği için Kuran ‘da ne dendiğini aracılardan soran, çoğunlukla yanıltılan insanlar, Kuran’ da ;
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velisidirler”
dendiğini okuyunca, kadının erkeğe velayetinin, dolayısıyla öğretmenliğinin, yöneticiliğinin, vekilliğinin Müslümanlıkta yasak olmadığını görmüşlerdir.

Kuran’da : “Erkeklerin kendi çalışıp kazandıklarından bir payları, kadınların kendi çalışıp kazandıklarından bir payları vardır”
denildiğini okuyunca, Müslümanlıkta kadının çalışmasının, kazanmasının yasak olmadığını, dolayısıyla kadının toplum yaşamından dışlanıp eve tıkılmadığını öğrenmişlerdir.

Kuran’da “hür kadınlar” deyimi ile buyruğu altında kadınlı erkekli işçiler çalıştıran, üretken, işinin yöneticisi, evleneceği kişiyi kendi seçip boşanmaya kendisi karar veren Müslüman kadının nitelendiğini, kadına bunların yasaklanmadığını görmüşlerdir.

Türkçe anlamı “tartışmacı, çekişmeci kadın” olan “mücadile” suresinde, kocasıyla da peygamberle de tartışan bir kadının, Allah tarafından haklı bulunduğunu okuyup, kadının hakkını sonuna kadar aramasının yasak sayılmadığını kavramışlardır.

Kuran’ın Türkçe mealinin (anlamının) basılıp çoğaltılması sonucu, artık yurttaşlarımızı din konusunda kandırmak güçleştiği içindir ki, erkeği kayıran yanlış yorumlar üzerine kurulan yasakçı gelenek, kısmen gerilemiş, etkisi belli oranda kırılabilmiştir. Ülkemizde kadın özgürlükleri, kimi Kuran ayetlerinin erkekleri üstün tutan çarpıtılmış yorumlardan oluşan gelenek kırılarak, aşama aşama gerçekleşebilmiştir.

Kadınların milletvekili seçemedikleri-seçilemedikleri bir ülkede, kadın özgürlüğünün gerçek anlamda bulunduğundan söz edilemez. Kadın özgürlüğünün bu düzeyde bulunmadığı ülkelerde çağdaş uygarlık yoluna giremezler.

Türkiye Cumhuriyeti, 11 Aralık 1935 ‘te kadınlara milletvekili seçme – seçilme hakkı tanıyarak, çağdaş uygarlık yolunda dev bir adım atmıştır.
Bu yolda bilinç ve ısrarla yürümeliyiz…

Haber: Abdullah Gündoğdu

Kaynak :
Cengiz Özakıncı, Bütün Dünya Dergisi, Başkent Üniversitesi Kültür Yayını, sayı 2017/12, syf 10 – 14

Nuri ŞAHİN baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.