Ömer Fethi Gürer – 1 Mayıs ve Taksim Gerçeği
1 Mayıs ve Taksim Gerçeği
1 Mayıs yaklaşıyor.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da aynı tartışmalar yeniden gündemde.
Oysa bazı gerçekler tartışmaya açık değildir.
1 Mayıs, işçinin ve emekçinin günüdür.
Bu kabul ediliyorsa, o günün nasıl ve nerede kutlanacağı da keyfi biçimde sınırlandırılamaz.
Taksim Meydanı bu ülkenin emek tarihi açısından sıradan bir alan değildir.
Bir hafızadır. Birikmiş bir mücadelenin simgesidir.
Bu nedenle 1 Mayıs’ın Taksim’le anılması bir tercih değil, tarihsel bir gerçekliktir.
Ancak mesele sadece meydan tartışması değil.
Bugün çalışma hayatının içinde bulunduğu tabloya bakmak gerekiyor.
Asgari ücret artık “en düşük ücret” olmaktan çıkmış, geniş kesimlerin temel geliri haline gelmiştir.
Bu durum, çalışanların giderek yoksullaştığını açıkça ortaya koyuyor.
Taşeronlaşma yaygınlaşmış, güvencesizlik derinleşmiş, sendikal örgütlenme zayıflamıştır.
Çalışanların hak arama yolları daralmış, iş güvencesi ciddi şekilde aşınmıştır.
Bir başka başlık ise iş güvenliği.
Her yıl yüzlerce insan, önlenebilir nedenlerle hayatını kaybediyor.
Bu tabloyu “kaza” diyerek geçiştirmek mümkün değil.
Emekliler…
Uzun yıllar çalışmış milyonlar bugün geçim sıkıntısıyla karşı karşıya.
Gençler…
Staj adı altında çalışma hayatının içinde, ancak çoğu zaman hak ve güvence açısından eksik durumda.
Vergi sistemi…
Yük yine dar gelirlinin omuzlarında.
1 Mayıs, sadece bir kutlama günü değildir.
Aynı zamanda bir yüzleşme günüdür.
Çalışma hayatındaki sorunların açıkça konuşulduğu, çözüm arandığı bir gündür.
Emeğin hakkı teslim edilmeden,
çalışan korunmadan,
sosyal adalet sağlanmadan…
1 Mayıs gerçek anlamına ulaşamaz.
Ve unutulmamalıdır:
1 Mayıs işçinin günüyse,
işçi de kendi tarihinin olduğu yerde olmalıdır.
