8.Kıtadan Bildiriyorum

Bazı kaynaklarda adı 7. kıta olarak geçen ama aslında bilim camiasında 8. kıta olarak tanınan Kaliforniya ve Hawaii arasında yer alan Büyük Pasifik Çöp Alanından haberiniz var mıydı?
Burası, medyada tarif edildiği gibi çöp adası biçiminde değilse de, bu bölge suda yüzen küçük çöplerle dolu. Büyük Pasifik Çöp Alanı 1997 yılında bir tekne yarışından dönerken çöp yığınının içinde kalmak zorunda kalan Amerikalı tekne kaptanı ve oşinograf, Charles Moore tarafından fark edilmiş. Moore’un çöp yığınından kurtulması tam yedi gün sürmüş. Moore’un bulduğu şey bilim camiasını harekete geçirmiş ve bu sayede gezegenin yaşadığı çevre krizinin en büyük belirtilerinden biri olan Büyük Pasifik Çöp Alanı görünür hale gelmiş. Oldukça ürkünç.
Verilere göre; dünyada dakikada 1 milyon plastik su şişesi, günde yarım milyon plastik pipet ve yılda 4 trilyon naylon torba kullanılıyor. Tüm bu plastiğin neredeyse üçte biri de direkt denizlere gidiyor. Akıntılar sonucunda bunlar belli noktalarda kümelenme eğilimi gösteriyor. Ezcümle, bu çöp alanı hiçte tesadüf eseri değil. Bizim eserimiz. Ama gurur duyulacak gibi değil.
Soru şu: plastik neden doğada çözülemiyor? Cevap, plastiğin üretim yönteminde gizli efendim. Bizim anlayabileceğimiz şekilde özetlersek, plastik polimerlerde karbon-karbon bağı bulunuyormuş. Bu bağlar insan evlatlarının arasındakinin aksine çok güçlüymüş. Dolayısıyla plastikler çok dayanıklıymış ama kurtulması da bir o kadar zormuş. Uzmanlar, organik maddeleri ayrıştıran organizmaların, doğada yaygın olan belirli bağ türlerine saldırmak için milyarlarca yıl içinde evrimleşmiş olduğunu ancak plastiğin içinde karşılarına çıkan bu yeni ve güçlü bağları parçalayabilen çok az organizmanın var olduğunu söylüyorlar.
Off şiştik mi yine. Kısaca; ne kadar az plastik o kadar az çöp. Peki karbon-karbon bağı bu denli kötüyse neden kullanılıyor? Çünküüüü raf ömrü diye bir gerçek var. Raf ömrünü uzatmak için.
Böyle yazınca aklıma raf ömrü bitmeyen siyasilerimiz geldi. Onları da parçalayamayan politik organizmalar var. O zaman ne kadar az plastik dokulu politikacı o kadar çok organik siyaset!










