Sarıhan: Kadının ve Çocuğun Nafaka Hakkı Gasp edilemez

Kadının ve Çocuğun Nafaka Hakkı Gasp edilemez
Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı değişikliğine giderken, yalnızca seçim dönemi için bir hazırlık yapmıyor, aynı zamanda kendi dünya görüşü dışında gördüğü tüm yasal düzenlemeleri de yürürlüğe koymak istiyordu. Alışılmış gece yarısı icraatlarının bir ürünü olan eski – yeni Bakan, bu saptamamızda bizi hiç yanıltmadı. İlk iş olarak, kadınların nafakasına el attı. Konu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bilirkişiliğinde gerçekleştirilen toplantılarda görüşüldü. Hazırlanan taslak, Bozdağ’ın incelemesine sunuldu. Onun da görüşleri alındıktan sonra AKP kurmaylarının tasarıya son şeklini vereceği söyleniyor. Hedefte kadın var. Evlilik birliğinin, birlik olmasından çıkması halinde dahi kadın, çaresizlikten cehennem ortamında yaşamaya zorunlu kalacak. Uzun süredir gizlice tartışılan ve dün itibarıyla ete kemiğe büründürülerek basına yansıyan düzenleme göre; iki yılın altındaki evliliklere beş, beş ila on yıl arasındaki evliliklere on iki yıl süre ile nafaka ödenecek. On beş yılın üzerindeki evliliklere ise evlilik süresi dikkate alınarak yargıç süre takdir edecek. Tedbir nafakası denilen ve boşanma karara bağlanana dek, ihtiyacı olan tarafı ekonomik yoksunluğa düşürmemek için bağlanan nafaka hakkında bir açıklık yok. Aksine çekişmeli boşanmalarda, boşanma karara bağlandıktan sonra ancak nafaka ve tazminat konularının gündeme geleceği önerilmiş. Çekişmeli davaların çok uzun sürdüğü ülkemizde bu düzenleme, ekonomik güvencesi olmayan kadının yıllarca açlığa mahkum edilmesi demek. Ayrıca çekişmeli davalarda, mahkeme, “kusurlu yanın saptanması yerine ” evliliğin ruhen, fiziken ve sadakat yükümlülüğü yönlerinden sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar verecek. Bu düzenleme de erkeğin işinİ kolaylaştıracak. Nafaka süresini sınırlayan düzenleme, eğitimi devam eden çocuklar yönünden de uygulamaya konulacak. Var olan yasamıza göre 18 yaşını bitirmiş olanların öğrenimlerini sürdürmeleri halinde nafaka yükümlülüğü devam ederken, yeni düzenleme ile öğrenim sırasında işe giren ortak çocuğun nafakası kesilecek.
Bütün bu değişiklikler, bir ihtiyacın yansıması mıdır sorumuza verilecek yanıt ise doğrudan “hayır” dır. Bakanlıkça açıklanan istatistiklere göre şu anda nafakaların % 66 sı ödenmiyor. Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma oranları hemen hemen aynı (% 49-48.5) İlk bir yıl içinde boşanma oranı % 2.6, bir ila beş yıl arasında %33.4, altı ila on yıl arasında % 20.6, onbir ila onbeş yıl arasında %15.8. Nafakaların ödenmemesine ilişkin % 66,lık oran, erkeklerin zaten ödemedikleri nafakaları hiç ödemek istemediklerini ve buna yasal kılıf yaratmayı çalıştıklarını gösteriyor. “Nafaka Mağdurları” olarak kendilerini tanıtan ve uzun bir zamandan bu yana bu konuda “ kamuoyu” yaratmaya çalışan bu grubun hiç de mağdur olmadığı, gerçek mağdurların kadınlar olduğu ortada.% 66 oranında ödenmeyen nafaka gerçeği, özünde kadınların mağduriyetini kanıtlıyor. AKP ise kadınların zararını gideren bir yol üretmek yerine erkeklere “gün” doğuruyor.
Şimdi, ülkemiz açısından hepimizin bildiği bir gerçeği anımsayalım. Erken evlilikler, pek çok kadını öğrenim olanaklarından alıkoymaktadır. Öğrenim görmüş ve iş sahibi olan kadınlar ise “evinin kadını” olmaya zorlanarak, işlerini terk etmek zorunda bırakılmaktadır. Böylece ev işi çocuk ve yaşlı bakımı gibi işlerin arasında kaybolmuş kadınlar, ekonomik açıdan güvenli bir gelecekten yoksun bırakılmaktadır. Kaldı ki hükmedilen nafakaların ortalaması 250-300 TL arasındadır. Bu miktarın zaten bir ihtiyacı karşılamayacağı da açıktır. Ayrıca bu gruplarca iddia edildiği gibi süresiz nafaka da yoktur. Nafaka alan kişinin medeni halinde değişiklik olması ya da belirli bir gelire sahip olması halinde, nafaka borçlusu bunu belgeleyerek mahkemeden nafakanın kaldırılmasını her zaman isteyebilir.
Bugün sözde nafaka mağdurları, çocuklarına bakmayı genellikle talep etmemektedirler. Bu nedenle velayet, çocuğuna bakmayı severek kabul eden anneye verilmektedir. Sözde mağdurlar, çocuğa hükmedilen iştirak nafakasını da kadına verilmiş bir miktar gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Bu, çocuğun hakkının, anne üzerinden sömürülmesinden başka bir şey değildir. Bu görüşte olan bir babanın var olduğu “aile” zaten aile olmaktan çıkmıştır.
Kısaca bu düzenlemenin amacı çok açıktır. Nafaka konusunda bir düzenleme ihtiyacı vardır. Ancak bu, kadın lehine bir düzenleme olmalıdır. Yapılması gereken, nafakanın takdirinde boşanmış kadının ev içi emeğinin hakkının verilmesi ve çocuklarına karşı anne ve babanın ortak bakım yükünün eşitlikçi biçimde paylaştırılması ve tahsilinin sağlanmasıdır.18 yaşını tamamlamış, öğrenim gören ama çalışmakta zorunda kalan çocuğun, nafakasını kaldırmak ise tam bir kötülüktür. Nafaka almasına karşı çalışan bir öğrenci zaten maddi sıkıntı içindedir. Yoksunluk nedeni ile okulundan kalan süre de çalışmak zorundadır.
Gerek sözde mağdurların ve gerekse erkek egemen bir dünyanın bakış açısı ile bu düzenlemeyi TBMM taşıyacak olanların vicdanlarının sorgulanması gerekir.
Şenal SARIHAN
29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı










