Rüyanız

Sevgili Anneciğim, Babacığım;
Sizinle tanışmak için sizden daha az heyecanlı değilim. Benimle birlikte mutlu bir aile kurmanın hayaliyle sabırsızlandığınızı görebiliyorum. Ama aranıza katıldığımda mutluluk hayalinize ne kadar katkı sunabileceğim konusunda şüphelerim var.
Bunu düşünmeye ne zaman mı başladım? Anneciğim hani sen her gün işe giderken bir çocuk parkından geçiyorsun. Orada sabahın erken saatlerinde bir babayla oğlunu görüyorsun. Görüyorsun demeyim de göz ucuyla bakıp hızlıca oradan geçip gidiyorsun. Parkın taşla döşenmiş, dar yollarında hareket ettirmekte güçlük çektikleri bir engelli aracıyla gezintiye çıkıyorlar. Her gün aynı saatte ortada henüz günün yaşam belirtileri yokken, insanlar daha sokağa dökülmemişken onlar orada oluyorlar. Bazen göz göze gelecek kadar yakınından geçiyorlar. Bu anlarda seni tekmeliyorum, o çocuğa bakıp gülümsemeni ve babasına “günaydın” demeni istiyorum. Ama sanırım sen koşturduğun için hareketlendiğimi düşünüyor ve tepkilerimi anlamıyorsun. Ve bu anlayışsızlığın beni korkutuyor. Çünkü ben senin duyarsız dünyana olağan bir şekilde doğmayacağım. Sadece yürüyemeyen bir çocuğa karşı bu umarsızlığın, duyularını tamamen kullanamayacak olan beni yaşam konusunda huzursuz ediyor.
Yaşama dahil olmayı en kolaylaştıran yolun içine doğduğun evdeki, ailedeki insanların sevgisi olduğunu biliyorum. Ve benim, bana göre, benim yanımda normal olarak adlandırılacak çocuklardan çok daha fazla sevgiye, ilgiye ihtiyacım olacak.
Şehirli hayatlarınızda hıza ve modern yaşamınıza uyum sağlamak adına pekiştirdiğiniz empati yoksunluğunuzun farkındalığı olarak doğacağım. Beni sevgiyle kucaklayabilirseniz hayatınızdaki pek çok şeyden vazgeçmek zorunda kalacaksınız. Belki işiniz, arkadaşlarınız, yaşadığınız yer, yapmaktan hoşlandığınız ne varsa…
O güne kadar sizin için doğal olan ne varsa benim varlığımla yeşil bir vadi gibi kalacak hayatınızın gerisinde. Bana bir yaratık, kusurlu, eksik bir canlı gibi bakan insanlara beni anlatmak zorunda kalacaksınız. Hak edecek hiçbir şey yapmadığınız halde öyle çirkin ifadelerle karşılaşacaksınız ki bu beni şimdiden çok üzüyor. Ve ben bunların dışında sizin bana anlatacağınız dünya ile ilgileneceğim. Ne kadarını, nasıl sunacaksınız bilmiyorum, kolay olmayacak. Hani bu aralar neredeyse her yerde kulağa gelen bir şarkı var; “Bir yer bulalım dünyadan uzak”…
Eğer yaşamama karar verirseniz sizi daha en başından hiç bitmeyecek olan bir hastane süreci bekliyor. İlaçlar, makinalar, akıl verenler, olmazlar, olmazlar… İyileşmem ve iyi hissetmem için gerekli olan materyallere, etkinliklere, maddi ve manevi olanaklara ulaşmanız imkansızdan bir adım geride olacak hep. Kedinin fareyle oynadığı, olacakmış gibi hissettirilip son anda olmayan pek çok bürokratik prosedür ve umut kırıcı zorluk bekliyor sizi.
Öngörüyorum çünkü özverinizi hissediyorum. Bireylere eşit haklar sunması gereken kanunların. özel bir durum söz konusu olduğunda uygulaması, boşlukları dolduran yönetmelikler ile yararlanılamayan sistem engelleriyle karşı kaşıya bırakıyor insanları. Aynı zamanda özel koşullardan yararlanmak için öyleymiş gibi davranıp gerçek hak sahiplerinin mağduriyetine yol açan insanlar da var.
Ben büyük bir yalnızlıkla karşı karşıya kalacağım. Gölgesi hep ailemin üzerinde olacak. Bir bulut için bir çizgiyi binlerce defa çizmem gerekecek. Bembeyaz olana ulaşana değin kara bir bir bulut gibi. Şimdiden hazırladığınız benim dünyam olacak umudunuzun, sevginizin, merakınızın üstünde dolaşan iyimser ama kara bir bulut. Her şeye rağmen sıcaklığınızı, sesinizi, Rüyanızı, kucağınızı, evimi çok özlüyorum. Sizce Rüyanız gerçek olsun mu?
Hüseyin ÖZLÜK










