Orman yangınlarıyla ilgili sorulması ve yanıtlanması gereken sorular

Orman yangınlarının yurdumuzu peşpeşe sardığı ve hepimizi derinden yaraladığı şu günlerde, Orman Y. Müh. Doç. Dr. Yücel Çağlar Hocamızın “Sessiz Tartışmalar” serisinde yeni yayımladığı yazısını paylaşıyorum.
Sivil Toplum Ağımızın ve Derneğimizin de kamuoyundaki gelip geçici çabalar yerine bu soruları üyeleriyle tartışmasını ve sorumlulara sormasını diliyorum.
Ülkemizde her zaman çıkan, bundan sonra da çıkabilecek olan orman yangınlarıyla ilgili sorulması ve yanıtlanması gereken o denli çok soru var ki… Ancak, bunların çoğu ya hiç sorulmuyor ya da sorulu-yormuş gibi yapılıyor. Varsa yoksa Orman Genel Müdürlüğü (OGM) neden uçak almıyor, THK’nun uçaklarından neden yararlanılmıyor, helikopterler, uçaklar neden bu denli gecikiyor, son zamanlarda da bir de küresel ısınmaya karşı önlemleri alınıyor mu vb… Bu türden soruların önemini yadsımıyorum kuşkusuz ama bence öncelikle ve ısrarla sorulması gereken çok daha önemli başka sorular var. En masumunu örnekleyeyim: İklimbilimcilerinin “küresel ısınma” öngörüsünün gerçekleşme olasılığı hiç de az değil; belirtileri çoktandır gündemde. Peki, ormancılığımızın bu olasılığa karşı şimdiden – ger-çekte çok önceden…- geliştirdiği ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültürel somut önlemleri var mı; daha da önemlisi, varsa bu önlemler belirli bir düzen içinde kararlılıkla uygulanabiliyor mu? Öte yan-dan, özellikle 2000’li yıllarda iyiden iyiye pekiştirilip yaygınlaştırılan ormancılık ideolojisi, başta OGM olmak üzere ilgili kuruluşlar yönetsel yapıları, gelenekleri ve olanaklarıyla bu gereği yerine getirebilir mi? Son orman yangınları da gösteriyor ki, hayır; kesinlikle yerine getiremez. Çünkü, günümüzde ormancılığımızın, daha geniş bir söylemle de kamu yönetiminin orman yangınlarının daha çok çıkma-sına, daha hızlı yayılmasına, daha büyük yıkımlara yol açmasına neden olabilecek politik, yasal, ku-rumsal ve teknik sorunları, yetersizlikleri var. Ben bu kez yalnızca göreceli olarak daha önemli bul-duklarımı sormakla yetineceğim.
SORULMASI GEREKENLER…
1) Anayasamızın 170. Maddesine göre;
“31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görül-meyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir. Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır. Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılır”.
Bu anayasal gerek yerine getiriliyor mu?
2) 2012 yılında çıkarılan 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Ha-zine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Ta-rım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un 4. Maddesinde;
“(1) Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan ve yerinde kalkındırılmaları mümkün gö-rülmeyen köyler halkının başvurusu üzerine veya bulundukları yerlerden orman rejimi bakı-mından kaldırılmaları zorunlu bulunan köyler halkının resen 2/A alanlarına, bu mümkün olma-dığı takdirde diğer yerlere kısmen veya tamamen nakline ve yerleştirilmelerine Cumhurbaşka-nınca karar verilir. Nakline ve yerleştirilmesine karar verilen bu köylerle ilgili iş ve işlemler Or-man Genel Müdürlüğünce yürütülür.” kuralı bulunuyor. Hemen hemen yalnızca ünlü “2B” arazilerinin herkese, bu kapsamda işgalcile-rine satılması amacıyla çıkartılan 6292 sayılı yasanın bu kuralı ne denli uygulanmıştır; daha doğ-rusu hiç uygulanmış mıdır?
3) 1954 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanunu 2020 yılı sonuna değin tam 42 kez değiştirilmiş, bu değişikliklerin 27’si 2003-2020 döneminde yapılmıştır. Yasanın belirli maddelerinde yapılan bu değişikliklerin yanı sıra yasaya 11 de ek madde getirilmiştir. Ek olarak, ilgili yönetmelikler de on-larca kez yeniden düzenlenmiştir. Ağırlıkla “devlet ormanı” sayılan yerlerin yapılaşmaya açılması, gerçek ve tüzel kişilerin bu yerlerden yararlanmasını kolaylaştırmak amacıyla yapılan bu düzen-lemelerin orman yangınlarını tetikleyici bir etkisi olmamış mıdır?
4) OGM, ağırlıkla, “devlet ormanı” sayılan 22,9 milyon hektar alanda başta “orman” sayılan yerler ile bu yerlerdeki tüm ormancılık çalışmalarını planlama ve yürütmekle görevlendirilmiş tüzel kişiliğe sahip katma bütçeli bir kuruluştur. Taşrada, temel olarak, 28 “orman bölge müdürlüğü” ile bunlara bağlı 263 “orman işletme müdürlüğü” ve bunlara bağlı 2140 “orman işletme şeflikleri” biçiminde yapılandırılmıştır. Bu birimler orman yangınlarının önlenmesinde ve söndürülmesinde doğrudan görevlidir. OGM, bu yapısıyla 2020 yılında;
✓ 15334 memur,
✓ 5564 sözleşmeli,
✓ 9089 sürekli işçi,
✓ 8197 geçici
olmak üzere toplam 38,2 bin işgören işlenmiştir.. Bu amaçla;
✓ 3,7 milyar TL genel bütçe ödeneğinden,
✓ 3,9 milyar TL özel gelirlerden ve
✓ 6,6 milyar TL de dönerden sermayeden
olmak üzere toplam 13,7 milyar TL harcamıştır.
OGM, bu para, alan ve işgücü kaynaklarını ne denli verimli kullanmıştır? Hiç böyle bir araştırma yapılmış mıdır?
5) Ülke ortalaması olarak OGM’nin taşra birimlerinden
✓ orman işletme müdürlüklerinin sorumlu oldukları “orman” sayılan alan genişliği 87,4 bin hektar,
✓ orman işletme şefliklerinin genişliği ise 10,7 bin hektardır.
Bu genişlikler ülkemiz koşullarında son derece geniştir. Böyleyken, orman yangını çıkma olasılığı en yüksek olan yedi orman bölge müdürlüğünde bu genişlikler şöyledir:

Görüldüğü gibi, orman yangınların olasılığının en yüksek olduğu orman bölge müdürlüklerindeki “orman” sayılan alan genişliklerinin ortalaması da ülke ortalamasına neredeyse eşittir:
✓ Orman işletme müdürlüklerinde 100,5 bin hektar !
✓ Orman işletme şefliklerindeyse 9,8 bin hektar !
Bu koşullarda, bu bölgelerde orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmaları gerektiğince etken olabilir mi?
6) Orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmalarında gerektiğince etkin olunabilmesi için or-man işletme müdürleri ile orman işletme şeflerinde işlendirilenlerin yörelerinin özellikle ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültür koşullarıyla tanışık, dahası uzmanlığının olması yaşamsal öneme sahiptir. Ancak OGM, bir yandan özellikle orman mühendisleri ile orman muhafaza memurlarını bilen sözleşmeli olarak işlendirme düzenini yaygınlaştırma çabasını sürdürmektedir. En son 2019 yılında;
✓ 2750 orman muhafaza memurunu,
✓ 1150 orman mühendisi ile
✓ 1146 öteki alanlardan işgöreni
sözleşmeli olarak işe almıştır.
OGM bir yandan da, kural durumuna getirilen ama uygulamada çeşitli haksızlıklara, keyfi görev-lendirmeleri önleyemeyen “rotasyon” düzenini sürdürmektedir.
Bu işgören işlendirme politikasıyla orman yangınları en aza indirilebilir, en az zararla söndürülebilir mi?
7) OGM’nin 2008 yılında başlattığı, 2010 yılında da gerekli genelgelerle yaygınlaştırdığı Yanan Alan-ların Rehabilitasyonu ve Yangına Dirençli Ormanlar Tesisi Projeleri (YARDOP) kapsamında yangına duyarlı bölgelerdeki orman ekosistemlerinde binlerce km uzunluğunda şeritler açılmıştır. Orman yangınların ağırlıkla daha az yıkımla söndürülmesi amacıyla yapıldığı öne sürülen bu ça-lışmalar ne denli yararlı olmuştur? Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nün TC Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Silvikültür Dairesi Başkanlığının 2013 yılında hazırladıkları “YARDOP Tesislerinin Araştırılması” başlıklı yazanakta getirilen öneriler ne denli yaşama geçirilmiştir? Ayrıca, 2007 yılında Ege Ormancılık Araştırma Müdürlüğü ile İzmir Meteo-roloji Müdürlüğü’ndeki uzmanların birlikte Büyük Orman Yangınlarının Meteorolojik Veriler Işı-ğında İncelenmesi başlıklı bir araştırma gerçekleştirmiştir. Ek olarak ülkemizde ormancılık araş-tırma enstitüleri ile orman fakültelerinde orman yangınlarının önlenmesi, yanı sıra, en az zararla
söndürülmesi konularında yapılmış onlarca araştırma bulunuyor. OGM bu araştırmaların hangi bulgusunu, nerelerde ne denli ve nasıl uygulamış ve ne sonuç almıştır?
8) OGM’nin “resmi istatistikler” adıyla düzenli olarak yayımlanan ve herkese açık olan verilerine göre ülkemizde yılda ortalama (1997-2020) 2262 orman yangını çıkıyor, ortalama 9201 hektar orman ve maki ekosistemi zarar görüyor. Öte yandan, yine OGM’nin belirlemelerine göre ülkemizde or-man yangınlarının;
%46,8’i ihmal,
%9,4’ü kaza,
%11’i doğal ve
%24,7’si de bilinmeyen
nedenlerle çıkıyormuş. Peki, başta kasıt olmak üzere ihmal, kaza, doğal nedenlerinin açılımı ne-dir; özellikle de nedeni belirlenemeyen yangınların nedenleri çok boyutlu olarak belirlenip, bunların önlenmesine yönelik önlemler geliştirilmiş ve yaşama geçirilmiş midir?
9) Ege ve Akdeniz Bölgelerinin kıyısal yörelerindeki yerleşmelerin, kara yollarının yakın çevresindeki orman ekosistemlerinde kolay yanıcı diri ve ölü bitki örtüsü ile ağaçların kurumuş dalların yangın çıkma olasılığını büyük ölçüde artırdığı biliniyor. Bu durumun özellikle sık dikimlerle oluşturulmuş ve 30-40 yaşlarına gelmiş orman ekosistemlerinde görece daha yoğun yaşandığı da bilinen bir başka gerçek. Bu yanıcıları temizlik çalışmaları neden yaygınlaştırılmıyor?
10) İzmir’deki Orman Yangınları İşçi Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün tam donanımlı tesisleri neden İz-mir Katip Çelebi Üniversitesi Orman Fakültesi’ne devredilmiştir? Bölgede orman yangınları işçileri için başka bir eğitim merkezi oluşturulmuş mudur?
11) “Devlet ormanı” sayılan yerlerde binlerce madencilik, enerji, turizm vb tesis için yer tahsis edilmiş-tir. Öyle ki, bu nedenle orman ekosistemleri, deyim yerindeyse yolgeçen hanına dönüştürülmüştür. Bu tesislerin orman yangınlarını önleme amaçlı donanımları, önlemleri yeterli midir; yeterli olup olmadığı düzenli olarak denetlenmekte midir; yeterince önlem alınmadığı gerekçesiyle bugüne değin bu gibi kaç tesise yaptırım uygulanmıştır?
12) OGM “devlet ormanı” sayılan yerlerdeki orman ekosistemlerinde kesilmesine karar verilen ağaç-ları dikili durumdayken ihaleyle ya da tahsisli olarak satmakta, bu uygulamayı giderek de yaygın-laştırmaktadır. Bu nedenle bir yandan orman yolları büyük taşıyıcıların kullanabileceği gibi geniş-letilmekte bir yandan da bu yerlere giriş çıkışlar orman ekosistemleri içindeki hareketliliği artırmak-tadır. OGM, orman ekosistemlerindeki bu hareketliliği nasıl ve ne denli denetleyebilmektedir?
13) OGM, 2000’li yıllara değin orman ekosistemlerinde yılda 7,5 milyon m3 endüstriyel hammadde odun hasat edip kendi depolarından satıyordu. Ancak bu miktar özellikle 2000’den sonra düzenli olarak hızla artırılmış, 2020 yılında %30,2’lik bir artışla 24,8 milyon m3’e çıkarılmıştır. OGM’nin tümüyle daha çok dışsatıma yönelik üretim yapma çabasındaki odun kökenli ürün sanayilerine daha ucuz hammadde sağlama amacının ürünü olan bu yönelimi orman ekosistemlerinin başta yangın olmak üzere her türlü tehlikeye karşı korunmasını güçleştirmiyor mu?
14) OGM, 1990’lı yıllardan beri “devlet ormanı” sayılan yerlerdeki “verimsiz” saydığı orman ekosistemleri ile maki ekosistemlerinin yerinde gerçek ve tüzel kişilerin özel ormanları gibi yararlanabilecekleri ağaçlandırmalar yapmasına izin vermektedir. 6831 sayılı Orman Ka-nunu’nun 57. Maddesine dayanılarak yapılan bu uygulama Anayasanın 169. Maddesine aykırıdır. Kaldı ki bu ağaçlandırmalar daha çok Ege ve Akdeniz Bölgelerindeki orman ve maki ekosistemleri içinde, çoğunlukla da zeytin, kestane, ceviz, badem vb meyveli ağaç ve ağaççık türleriyle yapılmaktadır. 2020 sonuna değin 142,3 bin hektara ulaşan bu çalış-malar, çevrelerindeki orman ekosistemlerinde başta yangınlar olmak üzere çeşitli olum-suzluklara yol açmıyor mu?
15) Şu hukuksal düzenlemeler;
✓ 6831 sayılı Orman Kanunu’nun orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesiyle ilgili 68-76 maddeleri,
✓ 6302 sayılı Orman Yangınlarıyla Mücadele Tamimi (2003),
✓ OGM’nin Orman Yangınlarıyla Mücadele Esasları (Tarihsiz);
✓ Yine OGM’nin Orman Yangınları İle Mücadelede Organizasyon başlıklı açıklamaları (2015)
✓ Orman Yangınlarıyla Mücadelede Görev Yapan Gönüllüler Hakkında Yönetmelik (2019)
neden yapılmıştır, çok daha önemlisi gerekleri ne denli yerine getiriliyor? Gerektiğince yerine ge-tirilmiyorsa eğer nedenlerini belirlemek amacıyla OGM’nin ormancılık araştırma enstitüleri ile or-man fakültelerinde yapılmış herhangi bir araştırma var mıdır? Yoksa eğer OGM’nin merkezdeki
✓ Dış İlişkiler, Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanlığı ile bu daire Başkanlığı’nın “yönlendirme-sindeki” ormancılık araştırma enstitüleri,
✓ “Orman Yangınları ile Mücadele Dairesi Başkanlığı” ile
✓ orman bölge müdürlüklerindeki “orman Yangınları ile mücadele şube müdürlükleri”
niçin varlar, ne yapıyorlar?
***
Söz sizin duyarlı yurttaşlarım; “devlet ormanı” sayılan yerler ile buralardaki her türlü doğal süreçler, ortamlar ile varlıklar da !
Sorularınızı kime mi soracaksınız, söyleyeyim: Öncelik sırasına göre;
✓ Tarım ve Orman Bakanı Dr Bekir Pakdemirli,
✓ Orman Genel Müdürü ile yardımcıları,
✓ OGM’nin özellikle ilgili daire başkanlıkları,
✓ Orman bölge müdürleri ile yardımcıları,
✓ Ormancılık araştırma enstitü müdürlükleri,
✓ Orman fakülteleri,
✓ Soruşturma açan ya da açacak olan başsavcılıklar,
Bu bağlamda TMMMOB Orman Mühendisleri Odası’nın “yöneticilerini” saymadım; saymadım çünkü, onlar web sitelerinde 30 Temmuz 2021 günü ne söyleyebileceklerini,
“YANAN ORMANLAR YEŞİLE DÖNÜYOR; orman yangınından etkilenen alanlar tekrar ağaç-landırılıyor”
başlıklı açıklamalarında söylemiş zaten.
Çoooook utandım çok !
Orman Y. Müh. Doç. Dr. YÜCEL ÇAĞLAR










