Dolar 47,9001
Euro 55,6309
Altın 6.775,18
BİST 14.184,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
27°C
Hafif Yağmurlu
Sal 29°C
Çar 31°C
Per 31°C
Cum 32°C

Murat Topçu – Medeniyet Betonla Değil, İnsanla Ölçülür

Murat Topçu – Medeniyet Betonla Değil, İnsanla Ölçülür
4 Ağustos 2026 13:17

Murat Topçu – Medeniyet Betonla Değil, İnsanla Ölçülür

Ben 1970 doğumluyum.

Bir neslin hem yokluğu hem de varlığı gördüğü yılların tanığıyım. Çocukluğumun sokakları bugünkü kadar gösterişli değildi. Mahallelerimizde lüks siteler yoktu. Otoyollar, dev köprüler, gökdelenler de yoktu. Arabalar eskiydi, yollar çukurluydu, musluklar zaman zaman akmazdı.

Ama hayatın içinde bugün çok özlediğim başka zenginlikler vardı.

İnsan vardı…

Mahalle vardı…

Komşuluk vardı…

Utanma duygusu vardı…

Saygı vardı…

Ve en önemlisi, güven vardı.

Akşam ezanı okununca anneler çocuklarını pencereden seslenerek çağırırdı. Kimsenin aklına kötü bir şey gelmezdi. Komşunun anahtarı komşuda dururdu. Bir tabak yemek pişti mi paylaşılırdı. Cenazede de düğünde de aynı insanlar omuz omuza olurdu.

Çünkü insanlar birbirini rakip değil, kader arkadaşı olarak görürdü.

Bugün ise teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerledi. Bir tuşla dünyanın öbür ucuna ulaşıyoruz. Evlerimiz büyüdü, şehirlerimiz değişti, yollarımız genişledi.

Bütün bunlar elbette küçümsenemez. Güçlü altyapı, kaliteli ulaşım ve modern şehirler bir ülke için önemlidir. Bunlar vatandaşın yaşamını kolaylaştıran yatırımlardır.

Ancak insanın iç dünyası aynı hızla gelişmediğinde, maddi ilerleme tek başına mutlu ve huzurlu bir toplum oluşturmaya yetmiyor.

Bugün insanlar daha çok konuşuyor ama daha az dinliyor.

Daha çok kazanıyor ama daha az paylaşıyor.

Daha kalabalık şehirlerde yaşıyor ama kendini daha yalnız hissediyor.

Daha fazla bilgiye ulaşıyor ama bilgeliğe eskisinden daha uzak kalıyor.

Bir zamanlar ayıp denilen birçok davranış bugün normal görülüyor. Nezaket zayıflık sanılıyor. Dürüstlük bazen saflıkla karıştırılıyor. Kurnazlık ise başarı diye alkışlanabiliyor.

Oysa bir toplumun gerçek gücü, en zengin insanının servetiyle değil; en sıradan vatandaşının ahlakıyla ölçülür.

Çocuklarımıza daha iyi telefonlar alıyoruz.

Ama onlara daha iyi bir örnek olabiliyor muyuz?

Daha büyük evler inşa ediyoruz.

Peki, o evlerin içine sevgiyi, saygıyı ve huzuru da koyabiliyor muyuz?

Onlara yabancı dil öğretiyoruz.

Peki, “lütfen”, “teşekkür ederim”, “özür dilerim” demeyi de aynı özenle öğretiyor muyuz?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Çünkü medeniyet, yalnızca mühendislik başarısı değildir.

Medeniyet, aynı zamanda karakter inşasıdır.

Bir ülke, yollarıyla övünebilir.

Ama o yollarda birbirine korna çalarak, hakaret ederek, tahammülsüzce ilerleyen insanlar varsa, o yol bizi gerçek medeniyete götürmez.

Bir ülke, en yüksek binaları yapabilir.

Ama o binaların içinde yaşayan insanlar birbirine selam vermiyorsa, yalnızca beton yükselmiştir; insan değil.

Bugün belki ekonomik göstergeleri konuşuyoruz.

Büyüme rakamlarını konuşuyoruz.

İhracatı, ithalatı, yatırımları konuşuyoruz.

Keşke aynı heyecanla dürüstlüğü, adaleti, kültürü, sanatı ve eğitimi de konuşabilsek.

Çünkü bir millet yalnızca üreterek değil; düşünerek, okuyarak, sorgulayarak ve birbirine değer vererek büyür.

Ben geçmişi kusursuz görmüyorum.

O günlerin de sıkıntıları vardı.

Yoksulluk vardı.

İmkânsızlık vardı.

Ama insan ilişkilerinde bugün eksikliğini hissettiğim sıcaklık da vardı.

Ben eski arabaları özlemiyorum.

Eski yolları özlemiyorum.

Eski muslukları hiç özlemiyorum.

Ben insanın insana güvenebildiği günleri özlüyorum.

Bir selamın karşılıksız kalmadığı günleri…

Büyüklerin sadece yaşı nedeniyle bile saygı gördüğü günleri…

Çocukların sokakta korkmadan oynayabildiği akşamları…

Ve insanların birbirine “Ne kazanırım?” diye değil, “Nasıl faydam olur?” diye baktığı zamanları…

Çünkü biliyorum ki, bir ülkeyi gerçekten ayakta tutan şey ne çimento, ne demir ne de asfalttır.

Bir ülkeyi ayakta tutan; vicdanlı insanlardır.

Beton şehir kurar.

Ahlak medeniyet kurar.

Para zenginlik getirir.

Karakter ise itibar getirir.

Ve unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur:

Bir nesil yollar yapabilir. Ama insan yetiştiremiyorsa, gelecek nesiller o yolların nereye çıktığını da kaybeder.

Dileğim; daha zengin değil, daha vicdanlı…

Daha güçlü değil, daha adil…

Daha gösterişli değil, daha saygılı…

Bir toplum olabilmektir.

Çünkü sonunda geriye ne binalar kalacak ne makamlar ne de servet.

İnsan öldüğünde arkasından konuşulan tek şey karakteridir.

Milletler için de durum farklı değildir.

Gerçek medeniyet, insanın insana gösterdiği saygıyla başlar.

Murat Topçu

 

Nuri ŞAHİN baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.