ERHAN OKTAY – TÜRK KADINI 89 YAŞINDA

TÜRK KADINI 89 YAŞINDA
Türk Kadını, 89 yaşında çünkü kadın ondan önceki dönemlerde kadınlara özgü siyasi, ekonomik, eğitim, öğretim, çalışma ve devlet dairelerinde görev alma, meslek edinme gibi tüm haklarından yoksundu. Bu sadece Türkiye’de yani ülkemizde değil, tüm dünya ülkelerinde ne yazık ki böyleydi. Ancak buradan belirtmek isterim ki, bazı Avrupa ülkelerde kadınların okuma, yazma, eğitim ve öğretim faaliyetlerine müsaade ediliyordu.
Oysa ki; kadın, böyle bir menfi ayrımcılığa maruz kalmamalıydı, çünkü kadın yeryüzünün en önemli ve değerli bir maneviyatıdır. Kadın, adeta yaşamın temel koşulu ve olmazsa olmazıdır, hayatın mihenk taşıdır. Kadın olmazsa yaşam olmaz, kadın olmazsa medeniyet ve uygarlık olmaz. Kadın, sadece Türk toplumunun ve ülkemizin değil, aynı zamanda yeryüzündeki tüm milletlerin ve medeniyetlerin, toplumların, medeniyetlerin en önemli temel taşıdır. Tüm dünyada ve medeniyetlerde insanlık tarihi boyunca bu böyle olmuştur, böylede olacaktır ve bu gerçek asla da değişmeyecektir.
Ancak dünyanın hiçbir ülkesinde kadına Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK kadar değer veren, bu değeri de ilk kez kanunlaştıran bir devlet adamı olmamıştır. 5 Aralık 1934 tarihi; Türk kadını için çok büyük bir gündür ve Cumhuriyetimizin omuzlarında taşımış olduğu mermilerle, kurulmasında büyük pay sahibi olan, kurtuluş destanımızın yazılmasına imza atan, değerli ve yüce Türk kadınlarının siyasi haklarını aldıkları çok önemli ve anlamlı gündür, o gün aynı zamanda Türk kadınının dünyada tüm ülkeler arasında bir ilk olduğu gündür. Buradan da Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün ne kadar büyük bir insan, ne kadar büyük bir devrimci, ne kadar büyük ve eşsiz bir lider olduğunu görüyoruz ve atamızla her zaman olduğu gibi gururlanıyoruz.
ATATÜRK, sadece bununla kalmayıp her fırsatta ve her ortamda Türk Kadınına duyduğu güveni ve onun eşsiz değerini sarf etmiş olduğu güzel sözlerle dile getirip, Türk Kadınının değerini ve maneviyatını belirtmiştir. Bunlardan en önemlileri ise; “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” Demek suretiyle kadınlarımızın önemine vurgu yapmıştır.
Yine başka bir veciz sözünde ise; “Kadının en büyük vazifesi analıktır! İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse, bu vazifenin ehemmiyeti layıkıyla anlaşılır. “Dünyadaki her şeyin kadının eseri” olduğunu söylemiştir. Ülkemiz topraklarında kurulan ve halen üzerinde hür ve özgürce yaşamış olduğumuz Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında Türk Kadınının büyük emekleri olduğunu “Dünyada hiçbir milletin kadını ben Anadolu Kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu Kadını kadar emek verdim diyemez!” diye söylemek suretiyle Türk Kadınının önemini gündeme getirmiştir.
Kadınlarımıza 89 yıl önce bu önemli günde seçme ve seçilme hakkı verilmiş bulunmaktadır. Bu kanuni haktan 1 yıl sonra ülkemizde yapılan Genel seçimlerde 18 kadın milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisine girmeye hak kazanarak, 2007 yılındaki seçimlere kadar tarihimizin en çok kadın milletvekili oranına sahip olan bir seçim dönemi yaşanmıştır.
Ülkemize her fırsatta medeniyet dersi vermeye kalkan ve medeni geçinen ülkeler kadının siyasi hakları yönünden ele alınıp değerlendirildiğinde, Fransa, İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Romanya, Yunanistan ve Bulgaristan, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Almanya bile Türk kadınından en az 15 yıl sonra ve Türkiye’yi örnek alarak, medeniyetin beşiği olarak kabul edilen ve pek çok ülkenin kanunlarını temel ve örnek alıp halen ülkesine uyarlayıp kullandığı İsviçre ise, 36 yıl sonra ülkesinin kadınlarına siyasi haklarını vermiş, kadınlarına seçme ve seçilme hakkını tanımıştır.
Ben burada şahsi kanaatim olarak ülkemizin güçlü ülkeler arasında olmasının ve zorlukların üstesinden kolaylıkla gelebilmesinin ana faktörü olarak Türk Kadınının çok güçlü olması ve çok önemli işlere imzasını atmasıdır. Ne yazık ki; günümüzde maalesef kadınların şiddet gördüğü, bıçaklandığı, kurşunlandığı, öldürüldüğü ve işkence edildiği vahim ve çok üzücü hadiseleri yaşıyoruz. Kadına verilen değer ancak kadınların haklarını korumak, kadınlara saygı ve hürmet göstererek olmaktadır. Kadın tüm medeniyetlerin ve ülkelerin olduğu gibi ülkemizin de baş tacı olmazsa olmazıdır. Dünyada her şey kadının esridir ve tıpkı öğretmenler gibi eserinin üzerinde imzası olmayan çok yüksek seciyeli bir maneviyattır. Kadın, tüm toplumları ve medeniyetleri aydınlatan ve hiçbir zaman batmayan bir güneştir. Kadın karanlıkları aydınlatan ve tüm cehaletlere meydan okuyan eşsiz bir güç ve kudrettir.
Dünyanın ve ülkemizin neresinde olursa olsun, hiçbir toplumda ve hiçbir sebeple kadına yapılan fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet ile kadınlara yönelik cinayetler asla kabul edilemez, gerekçesi ne olursa olsun asla haklı gösterilemez. Şahsım olarak, kesinlikle böyle bir vahşet ve insanlık suçuna her zaman karşı olduğumu açıkça belirtmek isterim. Şiddetin her türlüsü, güçsüzlüğün, psikolojik bozukluğun, cahilliğin, acizliğin, kültürsüzlüğün, eğitimsizliğin, gelişmemişliğin ve medeniyetsizliğin insanın iç dünyasından dış dünyasına bir tezahür şeklidir.
Kadına şiddet, yirmi birinci yüzyıl dünyasında bilim, teknoloji ve uzay çağında olduğumuz zaman dilimi içerisinde sadece kültürsüz, medeniyetten yoksun ve eğitimsiz toplumlarda görülmekle kalmayıp, medeni ve eğitim düzeyi ileri seviyede olan toplumlarda da görülebilmektedir. Kadına uygulanan fiziksel, cinsel, ekonomik şiddetin boyutu ve şiddeti ne olursa olsun, bu büyük bir insanlık suçudur, büyük bir ayıptır, hiçbir zaman tarihin karanlıklarına gömülerek unutulacak bir şey değildir, bunu yapan hiç kimsede vicdanında aklanamayacak ve kanunlar önünde de cezasını çekmekten kurtulamayacaktır. Anayasamızın 41. Maddesinde yer alan “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ailenin korunması için gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” Hükmü gereği ve bu hükümden hareketle 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi Kanunu gereği, kadına yönelik tüm olumsuz hususların ortadan kaldırılmasına yönelik tüm tedbirleri almalı, Anayasa ve kanun hükümlerine aykırı davranan ve muhalefet ederek suç işleyen kişileri en ağır şekilde cezalandırmak için gerekli önlem ve tedbirleri almalı ve istisnasız uygulamalıdır.
Gerek ülkemiz, gerekse tüm dünya kadınlarının fiziksel, cinsel, ekonomik ve kültürel şiddete maruz kalmadan huzur, refah ve güven içerisinde hür ve özgürce yaşamaları ve yaşatılmaları Anayasamızın 2. Maddesinde yer alan Laik, Demokratik Sosyal, Hukuk Devleti ilkelerinin gereğidir. Ayrıca insani ve vicdani bir sorumluluktur. Ben şahsi inancım olarak; devletimizin bu hususlarda duyarsız kalmayacağını ve konuyla ilgili çalışmaları daha da ileri seviyelerde yapacağını, çok çok iyi seviyelere getireceğini ümit ediyorum. Hatta partimizin ve devletimizin bana bu konuda görev vermesi halinde de, hiçbir karşılık beklemeden, her konuda olduğu gibi çalışmaya ve kadınlarımızla ilgili tüm projelerimi topluma mal etmeye her zaman hazır olduğumu belirtmek isterim.
Önemli başarı ve yeniliklere imza atan, kadına değer veren, kanunlaşan ve o günden bugüne kadar ulaşan ve 89 yaşında olan “Kadınlarımızın Siyasi Hakları” sayesinde bugünkü güçlü toplum ve güçlü Türkiye gerçeğine ulaşmış olmanın duygularıyla, tüm kadınlarımızın siyasi ve manevi kişilik kazanmalarını sağlayan bu özel ve anlamlı günlerini tebrik eder, Türk Kadınının her zaman olduğu gibi yeni ve nice başarılara imza atmalarını temenni ederim. Bu vecihle, Türk Kadınına bu imkanları sağlayan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ü özlem, rahmet, minnet ve en içten dileklerimde, hürmetle ve içtenlikle selamlıyorum.
Yazan: Erhan Oktay










