Mahmut Kara: Türkiye Tahlilleri: Dün, Bugün, Yarın – 3

Mahmut Kara: Türkiye Tahlilleri: Dün, Bugün, Yarın – 3
Kıymetli yol arkadaşlarım, değerli Mamaklı ve Ankaralı hemşehrilerim;
Bu yazı dizisinin ilk iki bölümünde memleket meselelerine sadece günlük siyasetin diliyle değil, biraz daha derine inerek bakmaya çalışmıştık. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki üretim anlayışından, bugün yaşadığımız ekonomik sıkışmışlığa kadar uzanan bir tabloyu birlikte değerlendirmiştik.
Bugün ise konuya biraz daha farklı bir yerden bakalım.
Çünkü insanlarla her gün iç içe olan birisi olarak şunu çok net hissediyorum:
Türkiye’de insanların canını yakan şey artık sadece ekonomi değil.
Evet, hayat pahalı…
Evet, insanlar geçim sıkıntısı çekiyor…
Ama bunun yanında başka bir yorgunluk daha var.
Daha derin, daha sessiz bir yorgunluk…
Son zamanlarda Mamak’ta yaptığımız mahalle ve muhtar ziyaretlerinde, kahvehanelerde ve sokakta karşılaştığım vatandaşlarımızla sohbet ederken hep benzer şeyler duyuyorum:
“Eskiden böyle değildi, bu kadar da değildi…”
“Kimse kimseyi dinlemiyor artık…”
“Çocuklar için kaygılanıyoruz…”
Ben Ankara’da doğmuş, büyümüş biriyim.
Bu şehrin ayazını da bilirim, dayanışmasını da…
Mamak’ın sokaklarında siyaset yaparken şunu öğrendim:
Vatandaş önce samimiyet arıyor.
Kendisini gerçekten dinleyen insan arıyor. Gözünün içine bakıp içten, yürekten konuşanı hemen anlıyor.
Bugün toplumdaki kırılmanın bir tarafında ekonomik sorunlar varsa, diğer tarafında da yalnızlaşma var diye düşünüyorum.
Siyaset bilimi üzerine kafa yoranlar bilir; Antonio Gramsci, toplumların sadece baskıyla değil, insanların “rıza göstermesiyle” yönetildiğini söyler. Yani insanlar bir düzene inanırsa, geleceğe dair umut taşırsa o toplum ayakta kalır.
Ama bugün insanlarımızın önemli bir kısmı geleceğe güven duymuyor.
Bir dönem anne babalar, çocuklarının kendilerinden daha iyi yaşayacağına inanırdı. Sizce de öyle değil mi?
Şimdi ise gençlerimizin büyük kısmı başka ülkelere gidip hayat kurmanın hayalini kuruyor.
Bu sadece ekonomik bir mesele değil.
Bu aynı zamanda bir aidiyet meselesidir.
Sosyolog Zygmunt Bauman’ın anlattığı o “modern yalnızlık” hali artık bizim mahallelerimize kadar girmiş durumda.
Aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirini tanımıyor.
İnsanlar birbirinin fikrine tahammül etmekte zorlanıyor.
Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten dinlemiyor.
Açık söylemek gerekirse, beni en çok düşündüren meselelerden biri de bu.
Çünkü biz bu topraklarda dayanışmayı bilen bir milletiz.
Komşusunun kapısını çalan,
acıyı paylaşan,
düğünde, cenazede bir araya gelen insanlarız.
Cumhuriyet’in bize bıraktığı en kıymetli miraslardan biri de buydu aslında:
Birlikte yaşama kültürü.
İşte tam da bu yüzden bugün temiz siyasete her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Benim “temiz siyaset” anlayışım sadece yolsuzluk yapmamak değildir.
Temiz siyaset;
insana tepeden bakmamaktır,
dürüst olmaktır,
liyakati savunmaktır
ve halkın içinde kalabilmektir.
Vatandaş artık kavga eden siyasetçi görmek istemiyor.
Kendisine dokunan, halini anlayan, çözüm üreten insanlar görmek istiyor.
Ben hala umutluyum.
Çünkü bu ülkenin vicdanı tamamen kaybolmadı.
Mamak’ta hala paylaşmayı bilen insanlar var.
Ankara’da hala memleket meselesini dert edinen insanlar var.
Türkiye’nin dört bir yanında hâlâ iyi insanlar var.
Belki de yeniden başlamanın yolu tam olarak buradan geçiyor:
Birbirimizi yeniden dinlemekten…
Şimdi ben sizlere içtenlikle sormak istiyorum:
Sizce bugün Türkiye’nin en büyük problemi nedir?
Ekonomik kriz mi?
Adalet meselesi mi?
Yoksa toplum olarak birbirimize yabancılaşmamız mı?
Ve sizce gençlerin yeniden bu ülkeye umutla bakabilmesi için ilk olarak neyi değiştirmeliyiz?
Yorumlarınızı gerçekten merak ediyorum.
Çünkü bazen çözüm, uzun uzun konuşmaktan değil; birbirimizi samimiyetle dinlemekten başlıyor.
Bir sonraki yazımızda;
“Ekonomide Adalet: Vergi Sistemi, Gelir Dağılımı ve Sosyal Devletin Yeniden İnşası” başlığıyla, hayat pahalılığının arkasındaki yapısal sorunları konuşacağız.
Hep birlikte düşünmeye, konuşmaya ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.
Mahmut Kara
CHP Mamak İlçe Başkan Yardımcısı










