Hamza Can: Ankara’da Kentsel Dönüşümde Devlet Desteği Şart

Hamza Can: Ankara’da Kentsel Dönüşümde Devlet Desteği Şart
Başkent Haber | Ankara
Ankara son yıllarda inşaat sektörünün önde gelen şehirlerinden biri hâline geldi. Modern binalar, sosyal alanlar, millet bahçeleri, yeşil alanlar ve dikkat çekici projelerle kent sürekli gelişiyor. Ancak Ankara’nın çözülemeyen en önemli sorunlarından biri kentsel dönüşüm olarak öne çıkıyor. Bir dönem şehrin en cazip noktalarında yer alan yapılar bugün eskiyor, trafik ve yaşam yükünü taşıyamıyor ve şehir kimliği açısından uyumsuz bir görünüm oluşturuyor. Bu tabloyu değiştirmek için İstanbul’da uygulanan “Yarısı Bizden” benzeri bir desteğe ihtiyaç duyuluyor.
Ankara deprem açısından İstanbul kadar gündemde olmasa da, yapı stoku ve ekonomik gerçekler nedeniyle benzer bir desteğe ciddi şekilde ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle “yarısı bizden” benzeri bir kentsel dönüşüm modeli Ankara için artık bir tercih değil, giderek zorunluluk hâline geliyor. İstanbul’daki uygulama, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından özellikle deprem riski yüksek bölgelerde başlatılmış ve büyük ilgi görmüştü.
Ankara özelinde bakıldığında özellikle Mamak, Altındağ, Çankaya ve Keçiören gibi ilçelerde 50–60 yıllık yapı stoğu oldukça yaygın. Eski yönetmeliklere göre inşa edilmiş bu binalarda zemin etütleri ve mühendislik standartları bugünün şartlarına uygun değil. Bu durum olası bir deprem açısından ciddi bir risk oluşturuyor.
Metrekarelerin düşük olması, kat sınırlamaları ve benzeri nedenlerle eski binaların dönüşümünde hem vatandaşın hem de müteahhidin gücü yetersiz kalıyor. Son yıllarda artan inşaat maliyetleri, küresel ekonomik dalgalanmalar, bölgesel çatışmalar ve tedarik zinciri sorunları sektörü daha da zorlaştırmış durumda. Hak sahipleri arasındaki anlaşmazlıklar, yüksek beklentiler ve düşen kârlılık oranları nedeniyle birçok müteahhit kentsel dönüşüm projelerine mesafeli duruyor. Vatandaşın ise tek başına dönüşüm yapabilme imkânı bulunmuyor.
Bu noktada “Yarısı Bizden” benzeri bir devlet desteği Ankara için kritik bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Devlet desteği olmadan dönüşüm sürecinin hızlanması ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi mümkün görünmüyor.
Kentsel dönüşüm yalnızca binaların yenilenmesi değil, aynı zamanda şehir kalitesinin artırılması anlamına geliyor. Dar sokakların genişletilmesi, otopark sorunlarının çözülmesi, yeşil alanların artırılması ve daha yaşanabilir bir şehir düzeni için bu projeler büyük önem taşıyor. Ancak bu dönüşüm ciddi finansman gerektiriyor.
Öte yandan müteahhit–vatandaş dengesi de ciddi şekilde bozulmuş durumda. Eskiden müteahhitlerin finansman sağladığı modeller artık sürdürülebilir değil. Arsa paylarının yetersizliği, kat artışlarının sınırlı olması ve maliyetlerin yüksekliği nedeniyle birçok proje ekonomik olarak karşılık bulamıyor. Bu nedenle inşaat firmaları Ankara’nın çevre bölgelerine yönelirken şehir merkezi büyük ölçüde kilitlenmiş durumda.
Deprem gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Ankara, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na İstanbul kadar yakın olmasa da çevresinde aktif fay hatları bulunmaktadır. Risk “sıfır” değil, “görünmez” seviyededir. Bu nedenle dönüşümün ertelenmesi yerine hızlandırılması gerekmektedir. İstanbul’daki “yarısı bizden” modeli, süreci hızlandırmış ve vatandaşın karar alma sürecini kolaylaştırmıştır. Benzer bir uygulama Ankara’da da aynı etkiyi oluşturacaktır.
Sonuç olarak Ankara’nın kentsel dönüşümde devlet destekli bir modele ihtiyacı vardır. Riskli yapı stoğunun büyüklüğü, vatandaşın ekonomik gücünün yetersizliği ve müteahhit sisteminin tek başına sürdürülebilir olmaması bu ihtiyacı daha da artırmaktadır. Devlet desteği olmadan dönüşüm süreci yavaş ilerleyecek, bazı bölgelerde ise hiç başlamayacaktır.
Hamza Can
Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği (MİMDER) Başkanı
Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Üyesi










