Muharrem Gür – Değişim Rüzgarları

DEĞİŞİM RÜZGARLARI
Son bir yıl içinde üst üste yaşadığımız üç seçimin ardından normal şartlar altında seçimsiz bir dört yıl bizi bekliyor.
Son olarak gerçekleştirilen 31 Mart seçimleri elbette birçok yönüyle, öncesi ve sonrasıyla ve toplumun birçok kesimi tarafından değerlendirilecektir. Biz burada değişim rüzgarları altında yaşanan CHP’nin seçim başarısı ile yönetim değişikliği arasındaki ilişkiyi değerlendirmeye çalışacağız.
31 Mart yerel seçimlerinden sonra özellikle yenilenen CHP yönetiminin beklenen ama beklentilerin de üzerinde gerçekleşen başarısı seçim öncesi gerçekleştirilen yönetim değişikliğine dayandırıldı. Bu seçimden net bir şekilde oy kaybı ile çıkan partilerde biraz da zorunlu olarak “değişim” rüzgârı estirdi. “Değişim”, “değişmeliyiz”, “değişeceğiz” gibi ifadeler her an bir yerlerde karşımıza çıkıyor.
Elbette ki değişim doğaldır, kaçınılmazdır ve değişime direnmek boşunadır.
Seçim sonuçlarının analizine dönecek olursak
CHP Mayıs 2023 genel seçimlerinin ardından başta genel başkan olmak üzere yönetim kadrolarını değiştirdi. Peki tüm seçim sonuçlarını bu değişim üzerinden açıklayabilir miyiz?
Muhakkak ki puan olarak bunun da bir katkısı olmuştur. Ama bu sonuçları salt yönetim değişikliği ile açıklamaya çalışmak geçmiş yönetime haksızlık olacağı gibi önümüzdeki dönemlerde girilecek seçimler için de son derece yanıltıcı olabilir.
Bu seçim sonucunu aniden karşımıza çıkmış bir durum gibi görmek yanılgısına düşmemek lazım. 2019 seçimlerinde de buna benzer bir durum yaşandı ve bugünkü sonuçların bir altyapısı oluşturuldu. Yıllardır Ak Parti’nin elinde bulunan Ankara, İstanbul, Antalya, Adana, Mersin, Kırşehir, Bolu ve daha başka pek çok belediyeyi CHP’li adaylar ittifakla da olsa kazanabilmişti. Hiçbir politika değişikliği olmadan sadece kadrolardaki değişiklikle gidilen on ay sonraki seçimin sonuçlarını değişime bağlamak yanlış ve yanıltıcı olacaktır.
Peki yerel seçimler sonucunda ortaya çıkan CHP’nin yeniden başarısı ve özellikle Ak Parti’nin yenilgisi ile sonuçlanan tabloyu nasıl açıklayabiliriz?
Sebepler şöyle sıralanabilir:
* Zaten CHP’de olan belediyelerin başarılı ve halka dokunan yönetimleri.
*Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir süredir toplumun tüm kesimleri ile barışık olma, helalleşme, beraber yürüme politikasının CHP’yi bir ölçüde milliyetçi ve muhafazakâr seçmen ile yakınlaştırması.
* Mevcut iktidarla bir şekilde sorunlu alanları bulunan diğer parti seçmenlerinin kazanmaya en yakın CHP adaylarında birleşmesi
* Ülkenin, dolayısı ile vatandaşın artık sürdürülmesi imkânsız boyutlara gelen ekonomik sorunları.
* Ak Parti’de ekonomi dışındaki nedenlere de bağlı olarak son yıllarda düzenli olarak yaşanan oy kaybı.
Bu seçimin analizini doğru yapan partiler bir sonraki seçimin kazananı olacaktır. İyi analiz edilememiş bir başarı ya da başarısızlık en büyük kayıptır.
Muharrem Gür
Sosyolog – İstatistikçi – Yazar










