Dolar 46,2642
Euro 53,5947
Altın 6.254,94
BİST 14.080,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 28°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
28°C
Parçalı Bulutlu
Cts 22°C
Paz 21°C
Pts 24°C
Sal 27°C

Prof.Dr.Ali YILDIRIM: Kadına Yönelik Şiddeti Önlemek Hayal Değildir

Prof.Dr.Ali YILDIRIM: Kadına Yönelik Şiddeti Önlemek Hayal Değildir
25 Kasım 2022 11:46

Prof.Dr.Ali YILDIRIM: KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ ÖNLEMEK HAYAL DEĞİLDİR.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü nedeni ile Yıldırım yazı kaleme aldı.

Değerli okurlar,
Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü. Bugün kadına şiddette mücadelede tarihsel açıdan dönüm noktalarından biri. Konu ile ilgili çalışmaları olan bir akademisyen olarak günün anlam ve önemini kısaca sizinle paylaşmak isterim. 25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde Rafael Trujillo’nun baskıcı iktidarına karşı kadınların özgürlük mücadelesini başlatan Mirabel Kardeşler olarak bilinen üç kız kardeş, bütün zorluk ve engellemelere rağmen hapishanedeki eşlerini ziyarete gittikleri sırada araçlarından indirilerek cinsel saldırıya uğradılar ve öldürüldüler. Bu vahim olaydan 39 yıl sonra BM’nin 17 Aralık 1999’da aldığı karar ile de her yıl 25 Kasım tarihi “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kutlanmaktadır.

Değerli okurlar,
Ülkelerin ve demokrasilerin gelişmişliğinin en önemli göstergelerinden biri de insan ve kadın haklarının ne seviyede korunduğudur. Ne yazık ki gelinen noktada insanlık tarihiyle yaşıt olan kadına yönelik şiddet, tüm toplumları derinden ve olumsuz biçimde etkilemekle birlikte temel insan hakları ve özgürlük sorunu olarak etnik köken, sınıf, din, sosyal statü, kültür, ekonomik ve coğrafi sınır tanımaksızın tüm dünyada varlığını sürdüren evrensel bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaya devam etmektedir.

Karşımıza en fazla aile şiddet şeklinde çıkan Kadına Yönelik Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü tarafından sırf kadın olduğu için kadına karşı fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik zararı veya ızdırabı ile sonuçlanan ya da sonuçlanma olasılığı bulunan her türlü davranış olarak tanımlanmaktadır.
Dünyada her üç kadından biri yaşamları boyunca en az bir kez şiddete maruz kalmaktadır. İnsanlığın bitmeyen sorunu, tükenmeyen çilesi olan Kadına Yönelik Şiddet, kadın ve toplum sağlığı üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara neden olmaktadır. Kadına Yönelik Şiddet kişide kısa ve uzun süreçte; sigara kullanımı, alkol ve madde kullanımı, fiziksel aktivitede azalma, aşırı yeme ve obezite gibi olumsuz sağlık davranışlarına sebep olmasının yanında depresyon, anksiyete, panik atak, sosyal dışlanma, travma sonrası stres bozukluğu gibi ruh sağlığı üzerine olumsuz etkileri olabilir. Ayrıca şiddet cinsel yolla bulaşan hastalıklar, istenmeyen gebelikler ve komplikasyonları gibi kadın üreme sağlığı üzerine olumsuz etkileri ile birlikte bedensel kalıcı sakatlıklardan intihar veya cinayetle sonuçlanan ölümcül sonuçlara da neden olabilmektedir.

Kadına yönelik şiddetin en temel nedeni toplumsal cinsiyet ayırımcılığı ve ataerkil toplum yapısından kaynaklanan asimetrik güç ilişkisi olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte aile içi çatışmalar ve uyumsuzluk, düşük gelir düzeyi, kişilik bozuklukları, çocuklukta şiddete maruz kalma, madde kullanımı (alkol, sigara vb.), eğitim düzeyi düşüklüğü, namus ve töresel bahaneler gibi birçok nedenle kadınlar şiddete maruz kalmaktadır.
Şiddeti önlemede bütüncül devlet politikaları ile kadın haklarının (istihdam, eğitim, sosyoekonomik, kültürel, siyasi vb.) yaşamın her alanında yüksek temsiliyetinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bu yazımızda dikkat çekmek istediğim en önemli konulardan biri de şiddetin bildirilmesidir. Yapılan bilimsel çalışmalarda şiddet mağduru kadınların %90-95’inin maruz kaldıkları şiddeti bildirmedikleri ortaya konmuştur. Bu durum da şiddetin devam etmesi ve daha can yakıcı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Nasıl ki kanser hastalığında erken tanı hayat kurtarıyorsa, şiddet olgularında da erken bildirim hayat kurtarıcı olabilir.
Şiddete uğrayan kadınlar ülkemizde idari kolluk kuvvetlerine (Valilikler, kaymakamlıklar), adli kolluk kuvvetlerine (Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Polis Merkezleri, Jandarma Genel Komutanlığına bağlı Jandarma Karakolları), Cumhuriyet Başsavcılıklarına, Aile Mahkemelerine, sağlık kuruluşlarına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ve bağlı birimlerine, yerel yönetimlere, barolara, sivil toplum kuruluşlarına başvurabilirler.

Hiç yaşanmamasını dilemekle birlikte böyle bir olayla karşılaşıldığında unutmayalım ki şiddeti önlemenin en önemli yolu şiddeti bildirmektir.

25 Kasım 2022

Prof. Dr. Ali YILDIRIM
S.C.Ü.T.F Adli Tıp A.D Öğretim Üyesi

 

 

 

Nuri ŞAHİN baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.