Dolar 46,2529
Euro 53,5509
Altın 6.246,13
BİST 13.743,50
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
26°C
Parçalı Bulutlu
Cum 28°C
Cts 20°C
Paz 21°C
Pts 24°C

Köy Enstitüleri’nin Mimarı: İsmail Hakkı TONGUÇ

Köy Enstitüleri’nin Mimarı: İsmail Hakkı TONGUÇ
17 Nisan 2022 15:50

Köy Enstitüleri’nin Mimarı:
”İSMAİL HAKKI TONGUÇ”

Bulgaristan’ın Silistre kentinin Tatar Atmaca köyünde ( bugünkü adı: Sokol ) doğar.
Sekiz kardeşin en büyüğü olduğu için bütün yük omuzlarındadır.
Aç karınlarını doyurmak için harman altında sapların arasında tek tek buğday tanelerini toplar.
Evde herkes onun yolunu gözlemektedir.
Bazen bir avuç, bazen bir tas buğdayla evine döner.
Bir avuçla eve döndüğünde, sanki suç işlemiş gibi annesinin gözlerine utancından bakamaz, o gün bir bahane bulur, evden ayrılır.
Annesi bir avuç buğdayla çorba yapıp, kardeşlerini doyurana kadar da eve dönmez, aç uyur.
Yeter ki kardeşleri ‘açım’ demesin!..

Baraka gibi bir evde yaşarlardı, evin üstünü bulabildiği tenekelerle kapatabildiği kadar kapatmıştı.
Bir sabah kalktığında, yağan yağmur, küçük kardeşinin beşiğini doldurmuştu.
O kardeşini kaybetti…

1914’de öğrenimine devam etmek üzere tek başına İstanbul’a geldi.
Maarif Nazırı Şükrü bey tarafından parasız yatılı öğrenci olarak Kastamonu Muallim Mektebine gönderildi.
Sabah olduğunda okulun kahvaltısına kalktı, ‘karnımı ilk defa 21 yaşında doyurabildim’ dedi.

Birinci Dünya Savaşının zor yılları…
Açlık ve sefalet…
Önce öğretmenlik yaptı, sonra 1935’de ‘İlköğretim Genel Müdürü’ oldu…

Çatısı olmayan evde kardeşini kaybetmişti.
Onu hiç unutmadı.

Sık sık ata biner, köy okullarını ziyaret ederdi.
Bir gün yağmur yağarken bir köy okuluna gitti, içeri girdi.
Kim olduğunu söylemedi.
Öğretmen çocukları çatının akmayan yerine toplamış yumak olmuşlardı.
‘Eyvah’ dedi, ‘bu öğretmen, yürekli bir öğretmen ama belli ki köy enstitüsü mezunu değil.
’‘Çocuklar’ dedi, ‘bana bir merdiven bulabilir misiniz?’
Birisi, ‘ben bulurum’ dedi.
Merdiven geldi, çatıyı bir yağmur damlası akmayacak hale getirdi.
Oradan ayrılırken, öğretmenin cebine kartını bıraktı.
Atına bindi, şiddetle yağan yağmura aldırmadan yoluna devam etti.
Öğretmen elini cebine attı, kartı çıkardı, okudu.

Şöyle yazıyordu:
İsmail Hakkı Tonguç- İlk Öğretim Genel Müdürü
Kartın arkasındaki yazı da şöyleydi:
‘Çatı yeniden yağmur akıtırsa, bana mektupla yazabilirsin.’

İşte bir öğretmen, bir idealist, bir eğitim devrimcisi…
Köy Enstitülerinin mimarı!…

Çocuklarımızı akıl ve bilimin aydınlık ışığına yönlendiren, onların insana, doğaya, tüm öteki canlılara duyarlı, merhametli, sevgi dolu, özgüvenli, kişilikli, erdemli bireyler olmaları için emek veren, onları yüksek insanlık değerleri ile donatan tüm öğretmenlerimize saygıyla..

Nuri ŞAHİN baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.