Dolar 44,7636
Euro 52,8283
Altın 6.914,00
BİST 14.176,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 20°C
Az Bulutlu
Ankara
20°C
Az Bulutlu
Per 22°C
Cum 22°C
Cts 15°C
Paz 13°C

NAZLIAKA’DAN HÜRRİYET YAZARI ABDULKADİR SELVİ’YE YANIT

NAZLIAKA’DAN HÜRRİYET YAZARI ABDULKADİR SELVİ’YE YANIT
7 Eylül 2021 18:03

CHP KADIN KOLLARI GENEL BAŞKANI AYLİN NAZLIAKA’DAN HÜRRİYET YAZARI ABDULKADİR SELVİ’YE YANIT

Bu aralar CHP hakkında yazı yazmaya pek meraklı olan Abdülkadir Selvi, dünkü köşe yazısında da şahsımla ilgili gerçek dışı ithamlarda bulunmuş. Kendi meslektaşları tarafından bile her fırsatta tiye alınan, itibarı yerlerde sürünen, yandaşlığı tescilli bu şahsa yanıt vermeye değmez, ama kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğu hissettim.

YALAN 1

Selvi, “CHP’li kadınları aracıyla ezmeye çalışacak kadar fanatik ve saldırgan AKP’li, reisçi” olarak takdim edilen şoför CHP’li çıktı.” diye yazmış. Öyleyse, bu şahıs neden “Reisi size yedirmeyiz” dedi? Neden Çanakkale il yöneticilerimiz onun ismini ilk kez duydu? Bu kişi CHP üyesi değil. Diyelim ki partimize gönül vermiş birisi, o halde neden koşa koşa gidip Sabah Gazetesi’ne röportaj verdi? Neden partililerimizden bir özür bile dilemedi?

YALAN 2

Çanakkale’de gerçekleşen saldırı girişimi için “çektiğim videoyu izlediğini” yazmış ve sanki olay anına ilişkin bir video çekmişim yalanını uydurmuş. Oysaki ben olay anında orada olmadığımı çok net ifade etmiştim.

YALAN 3

“Saldırı girişimi olsa ilk olarak ben karşı çıkardım” diyen Selvi, en hafif haliyle bile alkollü olarak kullandığı otomobili, üzerinde “Kadına Şiddete Son” yazan parti otobüsümüzün üzerine süren, sinkaflı küfürler eden bir kişinin yanında yer alıyor. Selvi’nin karşı çıkması için illaki arkadaşlarımızın ölmesi mi gerekirdi? Selvi yine AKP sözcülüğüne soyunup, yargıya talimat mı vermeye çalışıyor?

Eline tutuşturulan kağıttan soru okumayı gazetecilik sanan, soruyla birlikte yanıtı vererek sahibine ne söyleyeceğini hatırlatan bu “Kabataş Yalancısı”nın sicili çok kabarık.

FETÖ elebaşı, Fetullah Gülen’e 2013 tarihinde “Hocam Türkiye’ye Dön Artık” başlıklı bir yazı yazmıştı. Geçenlerde o yazıyı “FETÖ’yü ABD’nin kontrolünden çıkarmak için” yazdığını iddia ederek kargaları bile güldürdü.

Selvi’nin bir meslektaşının “Rüzgârın hızından hızlı dönen rüzgâr” başlıklı yazısını hatırlarsınız. Selvi, referandum döneminde, yapılmamış bir araştırmayı dayanak gösterip AKP’ye yaranmak için öyle sallamıştı ki, kendi gazetesindeki bir köşe yazarı bile dayanamayıp onunla dalga geçmişti.

Selvi, yandaşlığın dozunu son günlerde iyice arttırdı. Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’ın avukatlığına bile soyundu. “Yıldırım’ın Venezuela’ya götürdüğü test kiti ve maske, yanında taşıyabileceği miktarda olduğu için gümrükte yer almadı” diyerek herkesi kendisine bir kez daha güldürdü.

Özetle; Selvi’nin kalemi yalan yazmaktan tükendi, ama yalanları tükenmedi.

Şimdi asıl sorulması gereken soruları soralım:

Aşırı alkollü bir şekilde yasalara aykırı olarak araba kullanan bir kişi, üzerinde AKP Genel Başkanın fotoğrafının ve logosunun olduğu bir parti otobüsünün üzerine direksiyon kırsa, sinkaflı küfürler etse, Selvi nasıl bir yazı yazardı?

Emniyete seyahatimizden 2 gün önce verilen ve aşağıda yer alan dilekçeye rağmen, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı olarak benim ve MYK üyelerimizin Çanakkale ziyaretine ilişkin neden güvenlik önlemi alınmamıştır?

Partilimiz tarafından saat 02:05’de 155 aranılarak, 4 dakika 40 saniyede yapılan şikayete rağmen, neden Emniyet görevlileri gelmemiştir? Bu saldırı girişimi AKP’nin kurumsal kimliğine yapılsaydı, Çanakkale Emniyeti görevini bu kadar kolay ihmal edebilir miydi?

Vedat Aygören Sabah Gazetesi’ne verdiği demeçte, saat 17.00 civarında ifade vermeye çağrıldığını belirtmiş. Olay 02:00 civarında yaşanmasına rağmen, ifadesini almak için neden bu saate kadar beklenilmiştir?

Aygören, ilk ifadesinin ardından neden serbest bırakılmıştır? Birkaç saat sonra Aygören’ın gözaltına alınması için kamuoyu baskısı mı gerekmiştir?

Aygören’e soruşturmadan kurtulması için CHP aleyhine demeç vermesi için baskı yapılmış mıdır?

Partimizin avukatları dosyaya erişmek için günlerdir uğraşırken ve hala dosya verilmemişten, nasıl oluyor da yandaş medya dosyadaki her detayı yayımlıyor? Neden olay haberleştirilirken tanıkların ifadeleri cımbızlanıyor? Bu taktikle soruşturma süreci manipüle edilmeye mi çalışılıyor?

Nuri ŞAHİN baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.