Muharrem Gür – Derin Yoksulluk

Derin Yoksulluk
Yaşadığımız bu topraklar, bu topraklarda yaşayan halklar, Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtaya yayıldığı en şaşaalı dönemleri de dahil olmak üzere hiçbir zaman ne zenginliği ne de huzuru göremedi.
Köylüsü, köyden kente göç eden kentlisi hep yarı aç, yarı tok aynı zamanda güvenlik kaygıları ile yaşadı.
Kanıksanmış yoksulluk ve güvenlik kaygısı ile yüzyıllardır yaşamaya alışmış bu ülkenin insanları için son yıllarda özellikle ekonomik anlamda bir kırılma ve bekli de çöküşün yaşandığı da herkesçe malum.
Özellikle pandemi döneminde tüm dünyada üretim sıkıntısı, yüksek enflasyon gibi nedenlerle başlayıp, sonrasında ülkemizde uygulanan yanlış ekonomik politikalarla devam eden refah kaybı bu ülkenin insanı için yeni bir dönemin başlangıcı oldu aslında.
Peki biz ne yaşıyoruz?
Geçmişte ekonomik sorunlar, krizler daha çok toplumun en alttaki kesimini etkiler ve bu kesim zaten hep içinde olduğu yoksullukla mücadeleye devam eder sonrada bu yaşam standardını çocuklarına miras olarak bırakırdı.
Bugün yaşadığımız refah kaybı halkımızın çok daha geniş bir kesimi için söz konusudur. Elbette durumun vahameti her kesim için aynı değildir. Bu refah kaybı bir kesim için lüksten vazgeçme, bir başka kesim için daha ucuz olan muadilini tercih etme, almayı erteleme bir başka kesim içinse sadece gerektiği kadarını alma şeklinde gerçekleşmiş olabilir.
Peki geçmişte zaten lüksü olmayan, zaten en ucuzunu alan, zaten sadece karnını doyuracak, üstünü örtecek kadar tüketebilenler… Bu toplumun en dar gelirli sınıfını oluşturanların hem sayısı arttı hem de geçinememekten öte ihtiyaçlarını karşılayamama durumu ile karşı karşıya kaldılar.
Peki sorun sadece toplumun bu çok önemli kesiminin geçinememesi midir?
Bu kesimler temel ihtiyaçlarını karşılayamama ya da karınlarını doyurabilmek adına temel gıda maddelerinin alabilecekleri en ucuzunu, dolayısı ile en sağlıksızını alarak önemli ve beklide kalıcı sağlık sorunları ile yaşamak zorunda kaldılar.
Ya çocuklar? Geleceğimiz çocuklar.
Sağlıklı ve yeterli besleyemediğimiz çocuklarımız sadece sağlıksız olmakla kalmayacak, bunun sonucu olarak zihinsel ve bedensel gelişimleri yeterli olmayacaktır. Aileden miras aldıkları yoksulluk ve sağlık sorunları ile yaşamak zorunda kalacaklardır.
Bu da kaybedilmiş bir gelecek ve bir var olma sorunu değil midir?
Muharrem Gür










