“Etimesgut Şeker Fabrikası NATO Gerekçesiyle Mi Boşaltılıyor? Cumhuriyet Mirası Tehlikede”

“Etimesgut Şeker Fabrikası NATO Gerekçesiyle Mi Boşaltılıyor? Cumhuriyet Mirası Tehlikede”
Toplumcu Siyaset’e Sunulan Raporda Çarpıcı Uyarılar: “Kamu Arazisi Rant Baskısı Altında”
Başkent Haber | Ankara – Etimesgut
Toplumcu Siyaset bileşenlerine sunulan ve İnşaat Mühendisi–Siyaset Bilimci Uğur Tunçay tarafından hazırlanan kapsamlı değerlendirme raporu, Etimesgut Şeker Fabrikası arazisinde yürütülen çalışmaların “NATO Zirvesi hazırlığı” gerekçesinin ötesine geçtiğini belirterek, Cumhuriyet’in en önemli kamusal alanlarından birinin büyük bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.
“Güvenlik ve zirve hazırlığı” adı altında yürütülen işlemlerin, gelecekte çok daha geniş kapsamlı projelerin habercisi olduğu vurgulanan raporda; lojmanların yıkılması, ağaç kesimleri ve iş makinelerinin bölgeye girişinin “kamusallık krizine işaret ettiği” belirtildi.
“Cumhuriyet’in Üretim Hafızası Yok Ediliyor”
Tunçay raporunda, Etimesgut Şeker Fabrikası’nın;
Cumhuriyet’in sanayileşme hamlesinin,
Yerli üretim politikalarının,
Kooperatifçilik anlayışının,
Sosyal yaşamı önceleyen planlı kent dokusunun
en güçlü temsilcilerinden biri olduğuna dikkat çekerek, söz konusu alanın yalnızca bir fabrika değil, toplumsal hafıza ve kamusal yaşamın sembolü olduğunu vurguladı.
Stratejik Kurum Kuşatması ve “Anormal Yoğunlaşma”
Raporda, son yıllarda Etimesgut ve çevresinde Genelkurmay, MİT, Dışişleri, Kuvvet Komutanlıkları ve Çevre-Şehircilik Bakanlığı gibi kritik yapıların aynı bölgeye taşınmasıyla “alışılmadık bir kurumsal yoğunlaşma” oluştuğuna dikkat çekildi.
Bu durumun:
Sivil yaşamı sınırladığı,
Trafik ve altyapı yükünü artırdığı,
Kamusal alanları daralttığı
belirtilirken, bölgenin planlama dışı bir şekilde yeniden şekillendirildiği ifade edildi.
“NATO Zirvesi Gerekçe, Asıl Plan Başka mı?”
2026 NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında “pist uzatma” gerekçesiyle yapılan müdahalelerin teknik olarak zorunlu olmadığı belirtilen raporda şu sorular öne çıktı:
Akıncı (Mürted) Üssü varken neden Etimesgut tercih edildi?
Neden yerleşik bir yaşam alanının ortasında pist düzenlemesi yapılıyor?
Zirve sonrası bu alan kime ve hangi projelere tahsis edilecek?
Kamuoyunda oluşan “rant projesi hazırlığı” şüphesinin “haklı ve güçlü bir kaygı” olduğu vurgulandı.
“Toplumsal Zarar, Bürokratik Konfor İçin Artıyor”
Rapora göre mevcut uygulamalar:
Etimesgut halkının yaşam kalitesini düşürüyor,
Gürültü ve hava kirliliği yaratıyor,
Yeşil alan kayıplarına yol açıyor,
Cumhuriyet mirasını yok ediyor.
Toplumun ortak zenginliğinin “küçük bir bürokratik grubun ihtiyaçlarına ve ileride doğacak rant projelerine feda edilmesinin kabul edilemez olduğu” ifade edildi.
Raporda Yer Alan Kritik Sorular
Tunçay tarafından hazırlanan raporun kamuoyuna yönelttiği sorular şöyle:
1. NATO Zirvesi sonrası arazi hangi amaçla kullanılacaktır?
2. Etimesgut’un merkezi neden sistemli biçimde boşaltılmaktadır?
3. Bürokratik ihtiyaçlar neden yüzbinlerce yurttaşın yaşam hakkından üstün tutulmaktadır?
4. Kamu arazisi üzerinde kurulacak projelerden kimler ekonomik çıkar sağlayacaktır?
5. Cumhuriyet mirası niteliğindeki bu alan neden şeffaf şekilde planlanmamaktadır?
Toplumcu Siyaset’ten Çağrı: “Bu Yıkım Durdurulmalı”
Raporda, başta Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Etimesgut Belediyesi olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşları, uzmanlar ve yurttaşlar kamusal mirasa sahip çıkmaya davet edildi.
Talep edilen adımlar şöyle sıralandı:
Etimesgut Şeker Fabrikası arazisindeki tüm işler derhal durdurulmalı,
NATO Zirvesi için alternatif alanlar değerlendirilmelidir,
Bölgenin geleceği halkın katılımıyla planlanmalıdır,
Şeffaflık sağlanmalı, kamu zararına neden olacak tüm projeler iptal edilmelidir,
Cumhuriyet mirasına yönelik tüm müdahaleler son bulmalıdır.
“Geleceğimizi Savunmak İçin Bugün Konuşmak Zorundayız”
Sonuç bölümünde rapor, Etimesgut Şeker Fabrikası’nın Türkiye’nin üretim tarihinin ve Cumhuriyet ideallerinin bir parçası olduğuna işaret ederek, alanın “birkaç kişinin konforu ve sermayenin çıkar ilişkileri için” feda edilmesine karşı toplumsal sorumluluk çağrısında bulundu.










