Dolar 46,1198
Euro 53,3124
Altın 6.196,87
BİST 13.741,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Az Bulutlu
Ankara
27°C
Az Bulutlu
Çar 24°C
Per 26°C
Cum 28°C
Cts 25°C

EŞİK, “HAYATLARIMIZ VE GELECEĞİMİZ İÇİN KAYGILIYIZ” – Mustafa AKGÜL Başkent Haber

EŞİK, “HAYATLARIMIZ VE GELECEĞİMİZ İÇİN KAYGILIYIZ” – Mustafa AKGÜL Başkent Haber
15 Ağustos 2025 19:55

Türkiye’yi Taliban Afganistanı’na çevirmek isteyenler var.Bölgemizdeki savaş ve soykırımlar, ülkemizdeki ekonomik kriz, her gün daha da artan hukuksuzluk, siyasi baskılar ve kadın düşmanlığı, hayatlarımız ve geleceğimiz için kaygılarımızı artırıyor.

Kadınlar ve erkekleriyle, dil, din, mezhep, siyasi görüş, felsefi inanç, cinsiyet, cinsel yönelim, yokluk, yoksulluk vb. nedenlerle ayrımcılığa uğramadan eşit yurttaşlık temelinde barış, özgürlük ve refah içinde yaşayacağımız bir Türkiye hayali kuruyoruz.

Ama başlatılan barış ve silahsızlanma süreci, adı bile konamadığı için bu hayalimizi mümkün kılacak bir heyecanı yaratamıyor. Barış kelimesini bile içeremeyen, demokrasi kelimesinin büyük pazarlıklarla iliştirildiği “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kaygılarımızı gideremiyor. Kadınlar, sadece savaş ve çatışma süreçlerinin mağduru değil, barış süreçlerinin de en önemli kurucu aktörlerinden olduğu, olması gerektiği halde komisyonda eşit temsil edilmiyor. 51 kişilik komisyonda sadece 10 kadın var ve yüzde 19,6 oranıyla eşit temsilin çok uzağında. İlk toplantıda oy birliğiyle kabul edilen komisyonun çalışma usul ve esasları arasında, davet edilecekler konusunda eşit temsile özen göstermek gibi bu eksikliği telafi edecek bir düzenleme yok. Aralarında Adana Seyhan belediye başkanı Oya Tekin ve çeşitli belediyelerden kadın belediye çalışanlarının olduğu çok sayıda belediye yöneticisi ve çalışanı tutuklu ve bu hukuka aykırı tutuklamalar sürüyor.

“Yeni” Türkiye’de Kadın Düşmanlığı ve Hukuksuzluk Artıyor

Bu iklimde, Diyanet İşleri Başkanlığı kadınların patriarkal tahakküm altına alınması için erkekleri kışkırtan açıklamalarını sürdürüyor. Hutbeleri, fetvaları, tüm söylemleri ile sadece kadınları değil, LGBTİ+ları ve kendi ilan ettikleri keyfi kriterlere uymayan herkesi tehdit ediyor. İktidar ise eşzamanlı olarak Medeni Yasa ve Ceza Yasası’nda değişiklik planlarıyla kadın ve çocuk haklarını budamaya, LGBTİ+ların varoluşunu kısıtlamaya yönelik yasalar çıkarmaya hazırlanıyor.

Kadınlar ve tüm bir toplum haya, edep, fıtrat kavramlarıyla kuşatılmak isteniyor

Anayasa’nın eşitlik ve laiklik ilkelerine, kadın ve çocuk haklarına aykırı söylemlerini yıllardır sürdüren Diyanet 1 Ağustos 2025’te kadınların giyim ve yaşam tarzını hedef alan bir cuma hutbesi daha yayınladı. İtalyanca, Rusça gibi diller dahil tam sekiz dilde yayınlanan “Hayâ: Allah’ın Emri, Fıtratın Gereği” başlıklı bu hutbe ile sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya ayar verilmeye çalışılıyor.

Hutbe, en az 90 bin camide, yüzde 99,99’u erkek olan cami cemaatine eşzamanlı olarak okundu ve “giyinik çıplaklar” denilerek beğenmedikleri kıyafetlerdeki kadınlar için adeta saldırın emri verildi.

Hutbede, bedeni açıkta bırakan elbiseler, vücut hatlarını, uzuvları belli eden kıyafetler tarifleri yapılarak; kısa, şeffaf ve dar kıyafetler giyilmesi Allah’ın örtünme emrinin ihlali olarak ilan ediliyor. Ekranlarda, dijital mecralarda, görsel ve yazılı basında bu kıyafetlerle paylaşımlar yapmak haramdır, deniyor. Aile kurumuna, ahlaka ve edep ölçülerine saldırı olarak ilan ediliyor. “Uygunsuz” olarak niteledikleri kıyafetlerle “toplumsal alanlarda, kurumsal özelliği olan mekânlarda bulunmak asgari ahlak kurallarına bile meydan okumak” olarak tanımlanıyor. Açıkça, kadınların sokağa çıkma, kamusal ve toplumsal alanlarda bulunma hak ve özgürlüklerine saldırılıyor.

Diyanet’in 1 Ağustos 2025 hutbesi, “vücut organlarının yapısını değiştirmek, estetik ameliyatlarla fıtratı bozmak … şeytanın oyununa gelmektir” diyerek; saç ektirmeden diş yaptırmaya, dövmeden proteze çeşitli alanlara müdahale ediyor.

Hutbe, öncelikli olarak kadınları, ama toplamda tüm bir toplumu, giyim sektörü, modacılar, medya, sinema, dizi filmler, tüm dijital mecralarda yapılan yayınlar ve reklamlar ile tüm kritik alanları tehdit ediyor.

“Neslimizin iffetini, edebini ve ahlakını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur”, “Ahlak ve edep ölçülerinin çiğnenmesine sessiz kalan herkes büyük bir vebal altındadır” denilerek sadece cami cemaati erkeklerine değil, toplumdaki tüm erkeklere ve sözlerinden çıkmayacak kadınlara, bu talimatları uygulatmak için “uygunsuz” bulunan herkese saldırma emri veriliyor.

Hatırlatıyoruz: Mahsa Amini başörtüsü takmadığı için değil, “uygunsuz şekilde” taktığı için İran ahlak polisince tutuklanmış ve öldürülmüştü. Laiklik ilkesinin altını oyan hutbe, kurum ve her türlü söylem “uygunsuz” olmanın da ötesinde Anayasa’ya aykırıdır.

Hutbeden sonra saldırılar arttı

Diyanetin bu hutbesini “geçmişteki başörtü yasağının rövanşı için bir başörtü dayatması” olarak değerlendiren feminist yazar Berrin Sönmez, tüm kadınlara başörtüsü zorunluluğu getirilmesi ihtimalini baş örtüsünü çıkartarak protesto etti.

Toplumun farklı kesimlerinden, farklı siyasi görüşlerden pek çok kadın söz konusu hutbeye tepki gösterdi. Tepkilerini açıkça ifade eden tüm kadınlar ve onlara destek olan herkes gerek sosyal medya platformları gerek yazılı basın üzerinden tehdit edildi, saldırıya uğradı.

CHP Kadın ve Aileden Sorumlu Gölge Bakanı Aylin Nazlıaka “Kadınların ne giyeceğine Diyanet karar veremez. “Diyanet, son hutbesiyle kadınların yaşam tarzına saldırıyor. Giydiğimiz kıyafet, bedenimiz, tercihlerimiz, hayatımız bize ait. Laiklik kırmızı çizgimizdir” dediği için ağır saldırılara ve provokasyon girişimlerine maruz kaldı.

Saldırılar bununla kalmadı, sokağa da yansıdı. Bir kadın şort giydiği için İstanbul’da sokak ortasında darp edildi. Ardından, AKP Kocaeli Gençlik Kolları Kurucu Başkanı Mehmet Acar, bir kadının şort giydiği için darp edilmesini destekleyerek; “şortla ve ahlaksız giyim tarzıyla gezenleri gördüğümde yüzlerine tükürmek geliyor içimden”, “hayvanlıktan başka bir şey değil”, “teşhircilik suç olmalı”, “Çoluk çocuğumuz var. Bu şekilde gezenler çocuk istismarı suçundan yargılanmalıdır” sözlerini sarf etti. Bu sözler AKP’li bakanlar ve yetkililer tarafından kınanmadı.

Eski AKP milletvekili, Cumhurbaşkanı Danışmanı Yasin Aktay “Afganistan dünya cenneti bir yer” dedi. Kadınların eğitim, çalışma, spor yapma, araba kullanma, erkek eşlikçi olmadan sağlık merkezlerine gitme, ülke içi/ülke dışı seyahat etme haklarının ellerinden alındığı; evlerde penceresiz odalara hapsedildiği bir ülkeyi “dünya cenneti” olarak niteledi. Aktay daha da ileri giderek “Afganistan’da sosyal hayat öyle zannedildiği kadar görünür katı kuralların olduğu bir hayat değil. Hatta bir açıdan gereğinden fazla rahat bile görülebilir” sözleriyle Taliban Afganistanı’ndan da katı bir rejim istediğini ilan etti. Kadınların cehenneminin erkeklerin cenneti olduğunu itiraf eden bu sözler de, başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olmak üzere AKP’li bakanlar ve yetkililer tarafından kınanmadı.

Bugün 15 Ağustos, 2021 yılında Taliban’ın Afganistan yönetimini ele geçirişinin yıldönümü. Taliban muhalifleri, Şii Hazaralar, LGBTİ+lar, dahil olmak üzere birçok kişi ağır insan hakları ihlallerine maruz kalmaya devam ediyor. Kadınlar ve kız çocukları için tam bir gender apartheid rejimi uygulanıyor. Medya ve sivil toplum ağır kısıtlamalar ve baskılar altında. Türkiye’yi de bu noktalara sürüklemek isteyenler var.

Fıtrat, haya, edep, ahlak gibi kavramların içeriklerinin boşaltılması ve kadınları ve tüm bir toplumu kontrol kavramlarına dönüştürülmesi yeni değil, bu propaganda yıllardır sürüyor. Yeni olan hutbelerin artan saldırı dozu ve bunları yasa ve hatta anayasa olarak da tüm topluma dayatma ve kalıcılaştırma girişimleri.

2022 yılında iktidar bloğunun kadınların kılık kıyafetlerini Anayasa ile düzenleme girişimini engellemiştik. İktidar şimdi de, hem kendi hazırladığı, hem de benzerini Hüda-Par’ın verdiği bir yasa teklifi ile “hayasızca hareketler” diyerek tüm toplumu cinsiyetçi ve homofobik bir cendere içine sıkıştırmak istiyor. Adalet Bakanı, bir tür “boş ol” sistemiyle boşanmayı erkekler için kolaylaştırıp kadınlar için imkânsız hale getirecek; aile arabuluculuğuyla kadınlara ekonomik şiddeti kurumsallaştıracak ve çok hukukluluğun kapısını aralayacak aile arabuluculuğu getirerek Medeni Yasa’yı delmek istiyor.

Afganistanlı ve Suriyeli kadınların mücadelesini selamlıyoruz.

Kadınlar Afganistan’da Taliban’ın, Suriye’de İŞİD’in kadınları köleleştirmeye yönelik saldırılarına karşı mücadele ediyor. Türkiye’de de Taliban ve İŞİD kafalılar, laik cumhuriyetin yıkılması, şeriat devletinin kurulması için her gün daha yüksek sesle devlet destekli kitlesel gösteriler yapmaya, her yere sızmaya devam ediyorlar.

Biz kadınların kıyafeti hutbesine itirazlarımızı hazırlarken; bu kez de kadınların eşit miras hakkına saldıran 15 Ağustos 2025 tarihli hutbesi geldi.

Her şeyin farkındayız.

“Yeni” Türkiye adıyla pazarlanan; kadınları, çocukları, eşit ve özgür yaşamak isteyen herkesi dışarıda bırakan, cinsiyetçi, dayatmacı, eşitsizlik ve şiddet dolu bu modele asla boyun eğmeyeceğiz. Marjinal bir azınlığın hedeflediği bu toplum tahayyülünün; hutbeler, yasa ya da anayasa değişiklikleriyle dayatılmasını kabul etmeyeceğiz.

Kendi inançlarını herkese dayatmaya çalışan muktedirlere karşı duran; hayatlarına, haklarına, hayallerine sahip çıkan; kıyafetiyle, şarkılarıyla, şiirleriyle, sanatlarıyla direnen; saklanmayan, geri adım atmayan, bedel ödemeyi göze alarak duruşundan taviz vermeyen tüm kadınlarla dayanışmaya ve birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

Eşit, özgür, laik, şiddetten uzak bir yaşam isteyen herkesi bu saldırılara karşı birlikte durmaya çağırıyoruz.

Hayatlarımızdan, haklarımızdan, hayallerimizden vazgeçmeyeceğiz.
Bu kavgayı, biz kazanacağız.
#Barış #Özgürlük #Eşitlik #Laiklik

#YasalaraDokunmaUygula #KıyafetimeKarışma #BenimBedenimBenimKararım

15 Ağustos 2025

EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu

www.esik.org.tr / iletisim@esikplatform.net

#MustafaAkgülEğitimciYazar

#BaşkentHaberGenelYayınYönetmeni

#OkuyalımOkutalımFarkındaOlalımTÜRKİYEM.

mustafaakgul06@gmail.com
Tel:05052762754

Eğitimci Yazar Mustafa Akgül mustafaakgul06@gmail.com Nevşehir'in  Ürgüp İlçesi  Ayvalı(Aravan) Köyün'de doğmuş,ilkokula başladığı yıl Kapadokya'nın sihirli,mistik dünyasından Ankara'ya göçmüştür. İlk ve ortaokulu Kayaş'ta lise eğitimini Atatürk Lisesi'nde tamamlamıştır Hacettepe İstatistik'ten ayrılıp Gazi Üniversitesi İşletme'yi bitirmiş aynı üniversitede yüksek lisansa başlamış ve halen Hacı Bayram Üniversitesi Sosyal Bilimler İşletme Yüksek Lisans öğrencisidir , Anadolu Üniversitesi  Kamuyönetimi Bölümü'nüde bitiren Mustafa Akgül,yerel ve ulusal basında dönem dönem güncel olaylara ve eğitime ilişkin yazılar yazmaktadır Halen ilkokul öğretmenliği yapan Mustafa Akgül'ün bir grup öğretmen arkadaşı ile birlikte çıkardığı "Katre-i Hatıra",isminde öğretmen anıları kitabı, "Heybe" isminde şiir kitabı ve "Renkler Konuşuyor-Birlikte Güzeliz" isminde çocuk kitabı vardır. Şuanda da 'Başkenthaber.Org'da genel yayın yönetmenliği konusunda danışmanlık yapmaktadır.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.