Divriği Yeraltı Demir Madeni Açılsın, İşçiler İşbaşı Yapsın!

Divriği Yeraltı Demir Madeni Açılsın, İşçiler İşbaşı Yapsın!
Başkent Haber – Ankara
Açıklama, DİSK/Dev.Maden-Sen Genel Yönetim Kurulu tarafından yapıldı.
Divriği’de OYAK’a bağlı ERMADEN ve taşeron Çiftay şirketi tarafından, uluslararası piyasalardan sağlanan ithal demirin ton fiyatının Türkiye’de üretilen demir cevheri fiyatının altında seyretmesi gerekçe gösterilerek “küçülme” bahanesiyle 18 işçi işten çıkarılmıştır. Ardından yeraltı demir madeni kapatılmış, yüzlerce işçi ve ailesi işsizliğe mahkûm edilmiştir.
Bu kabul edilemez!
Kamusal zenginliğimiz olan Divriği demir madenciliği; kuşaklar boyunca madende çalışan işçilerin emeği ve Divriği halkının ödediği bedellerle Türkiye ekonomisinin can damarı olmuştur. Bugün karşımızda, Divriği’nin dağını taşını paraya çevirerek zenginleşen şirketler ile işsizliğe, yoksulluğa ve geleceksizliğe terk edilmek istenen bir Divriği gerçeği vardır.
T.C. Kalkınma Bakanlığı On Birinci Kalkınma Planı’na (2019–2023) göre, Türkiye’nin yıllık 16,5 milyon tonluk yüksek tenörlü demir cevheri ihtiyacının yalnızca 6 milyon tonu (%36,4’ü) yurtiçinden karşılanmaktadır. Yurtiçi yüksek tenörlü cevher ihtiyacının 1,5 milyon ton %66,5 Fe içerikli pelet ve 0,75 milyon ton parça-toz demir cevheri olmak üzere toplam 2,25 milyon tonu Sivas-Divriği’deki ocak ve tesislerden sağlanmaktadır. Rapordan da anlaşılacağı üzere Divriği demir madeni, ülke ekonomisi için vazgeçilmez stratejik öneme sahiptir.
Zenginlik üretirken yoksullaşan kent
Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Divriği demir madenciliği, yalnızca yerel bir faaliyet olmaktan çıkmış; ulusal sanayileşme politikasının temel bileşenlerinden biri hâline gelmiştir. Özellikle erken Cumhuriyet döneminde benimsenen devletçi sanayileşme politikaları çerçevesinde demir-çelik üretimi ağır sanayinin omurgası olarak ele alınmış, Divriği kamusal üretimin sürekliliğini sağlayan stratejik bir hammadde havzası olarak konumlandırılmıştır.
Buna rağmen özelleştirme ile OYAK’a devredilen maden sahasında, yöre halkının kalkınması ve istihdamın sürdürülmesi yönündeki kurumsal taahhütler yok sayılmaktadır. Kısa vadeli piyasa gerekçeleriyle işçi çıkarmak ve yeraltı madenini kapatmak, bu yükümlülüklere açıkça aykırıdır.
Tabir yerindeyse Divriği’nin dağını taşını paraya çevirip zenginleşen şirketler ile işsizliğe, yokluğa ve geleceksizliğe terk edilmek istenen bir Divriği vardır karşımızda.
Diğer taraftan, OYAK Grubu’nun özelleştirme yoluyla kendisine verilen maden sahasında kamuya beyan edilen “yörenin kalkınması ve madende işçi istihdamının sürdürülmesi” yükümlülüğü, kurumsal taahhütlere de aykırı biçimde ihlal edilmektedir. Bu yükümlülük, kısa vadeli piyasa dalgalanmalarına göre değil; uzun vadeli planlama, kamu politikaları ve stratejik hedefler doğrultusunda yönetilmesi gereken bir sorumluluktur.
Bu sorumluluktan kaçınılması ve alelacele işçi çıkarılarak yeraltı demir madeninin kapatılması, istihdam yaratma ve bölgesel kalkınma sağlama taahhüdüne de ihanettir.
Bir kez daha gerçekleri kamuoyuna açıklıyoruz:
Zarar gerekçesiyle “küçülme” bahanesiyle yapılan işten çıkarmalar ve kapatma kararları bahanedir!
OYAK Grubu’nun açıklanan verilerine göre, 2024 yılında 8,5 milyon ton ham çelik üretilmiş, ürünlerin %19’u 42 ülkeye ihraç edilmiştir. Yönetim Kurulu Başkanı dahi “zorlu dönemde üretimi ve istihdamı koruduklarını” ifade etmiştir.
Yine OYAK’ın borsada işlem gören ERDEMİR (Ereğli Demir Çelik Fabrikaları) ile demir cevheri üreten ERMADEN (Erdemir Maden) şirketlerinin dahil olduğu OYAK Maden Metalürji Grubu için, OYAK’ın resmi sitesinde yapılan açıklamada; “Dünya Çelik Birliği (worldsteel) tarafından şirketlerin ham çelik üretimlerine göre yapılan sıralamada, 2024 üretimlerine göre AB-27 çelik üreticileri arasında 4’üncü, Avrupa’da 7’nci sırada” yer aldıkları belirtilmiştir.
ERMADEN için yapılan açıklamada ise; “Erdemir Maden, Türkiye’de demir cevheri üretiminin %38’ini, ülkemizin demir cevheri ihtiyacının %16’sını karşılıyor. Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında uzun yıllardır yer alan Erdemir Maden…” ifadeleri kullanılmıştır.
OYAK zarar etmiyor, küçülmüyor. Aksine büyüyor.
Kârlar bir miktar azaldığında ilk bedelin işçilere ödetilmesi, 700 ailenin kışın ortasında işsiz bırakılması; göçlere, ailelerin parçalanmasına yol açması kabul edilemez.
Denetim ve kamusal koruma mekanizmalarının devreye sokulmaması yalnızca işçilere değil, madenden başka geçim kaynağı olmayan Divriği halkına ve ülke ekonomisine karşı da sorumsuzluktur.
Divriği, işsizliğe ve geleceksizliğe terk edilemez!
Madencilik Divriği’de yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir; toplumsal yaşamın, kültürün ve kimliğin merkezidir. Bugün yaşananlar, madenciliğin kamusal bir kalkınma aracı olmaktan çıkarılıp sermaye birikimine tabi kılınmasının açık göstergesidir.
Yıllarca Divriğili madencilerin emeğiyle zenginleşenler, bugün “eskisi kadar kâr etmiyoruz” diyerek işçileri gözden çıkaramaz. Divriği’nin doğasını kirletip, işçiyi işsiz, yöreyi geleceksiz bırakamazsınız.
OYAK’a, ERMADEN’e, ÇİFTAY’a bir kez daha sesleniyoruz:
Servetinizi Divriğili maden işçilerine ve Divriği halkına borçlusunuz!
“Önce insan” diyorsanız, işçinize sahip çıkın.
Bu yanlıştan dönün!
İşten çıkarmalara, yeraltı demir madeninin kapatılmasına ve hak gasplarına boyun eğmeyeceğiz.
66 gündür süren direnişimizin gücüyle bir kez daha söylüyoruz:
İşten çıkarmalar durdurulsun.
Yeraltı demir madeni yeniden açılsın.
Tüm işçiler işbaşı yapsın.
Divriği kazansın.
Türkiye kazansın.
Direne direne kazanacağız!
DİSK/Dev.Maden-Sen Genel Yönetim Kurulu










