Dolar 44,9220
Euro 52,7031
Altın 6.823,85
BİST 14.335,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 16°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
16°C
Hafif Yağmurlu
Per 6°C
Cum 13°C
Cts 17°C
Paz 18°C

Cumhurbaşkanı Aday Adayı Ömer Lütfi Avşar Basın Açıklaması Yaptı

Cumhurbaşkanı Aday Adayı Ömer Lütfi Avşar Basın Açıklaması Yaptı
28 Ekim 2021 18:17

Saygıdeğer basın mensupları, değerli dostlar!

Hoşgeldiniz…
Değişmesi gereken her şeye dair sözümüz var.
Halkın her şeyi değiştirme kararı, azmi var; adalete dair, hukuka dair, işe, aşa dair, kendinden geçti çocuklarının, gençlerinin geleceğine dair.
Değişmesi gereken her şeye dair…
Ben bu kararlılık ve azmin sesiyim.
Bugün benim sesimden duyacağınız cümleler aziz halkımızın sözleridir.
Onlar pek çok mahfilde bazen konuşarak ve bazen de susarak, kendi geleceklerini umut ile sulayarak, kendi kendilerini çoğalttılar.
Kararsız diye tanımlanmak istenen, her geçen gün çoğalan halk iradesine baktığınızda görürsünüz; sahiden ikiye bölündük.
Bir yanda arkaik siyaset ve siyasetçiler, diğer yanda aziz halkımız var.
Halkın ise her şeyi değiştirmeye sözü var.
Bu nedenle yürüyüşümüze “efsane seçmen ol” diye başladık.
Köhneleşmiş, ilkeleri erozyona uğramış, her bir yanı dökülen bu siyasi yapıyı değiştirecek olan seçmen, aynı zamanda tarihin akışını da değiştirecek: Nesiller boyu anlatılacak destansı bir dönemin kahramanları olacaklardır.
Adına halk ittifakı dediğimiz bu yürüyüş için bugün burada “efsane başlıyor” diyoruz.
Halk ittifakının içinde olan her bir seçmen aynı zamanda anıt seçmendir!
İktidar bileşenlerini, muhalefet bileşenlerini yıkıp geçen ve yerine kendi iktidarını taşıyanlar, geleceğe onurlu bir miras bırakacaklar.
Şöyle bir bakın! Hangi büyük sorunu, hangi büyük problemi efsanevi bir biçimde çözmedik?
Bize özgü millet olmak bilincimizle, sorunları birlikte çözebilme becerimizle, bengiliğimize kastedenleri hezimete uğratmayı bilmiş ve ilelebet payidar kalacağımızı dünyanın siyasi hafızasına kazımışızdır.
Bugün de bizleri zorlayan, küçümseyemeyeceğimiz sorunlar girdabında savruluyor olsak da; halkımız bunların üstesinden gelerek aydınlık, güvenli, bereketli, huzurlu günlere erişecektir.
Bunun ise bugünkü siyasi konjonktür ve mevcut siyasi aktörlerle gerçekleştirilemeyeceğini halkımız görmüştür.
Türkiye’nin halkın liderliğine ve sadece halkın liderliğini temsil edecek bir lidere ihtiyacı var.
Türkiye’nin mevcut sorunları geçmiş sorunlarından çok daha büyük. Ancak gelecekteki sorunları da bugünkü sorunlarından çok daha büyük olacak.
Ya dünyanın yeni normalini yazanlar içinde olacağız ya da yeni normali biz yazacağız.
Büyük resmi görenlerden değil; büyük resmi çizenlerden olmalıyız ve mutlaka olacağız.
Türk Milleti için ütopya yoktur.
Türk Milleti için imkansız yoktur.
Bu nedenle ütopya kelimesini Yunan sözlüğünde, imkansız kelimesini Arap sözlüğünde bulabilirsiniz.
Bizim sözlüğümüzde gerçekleşmesi mümkün olmayan bir şeyi, bir hayali, bir ideali karşılayacak kelime bulamazsınız.
Kısa vadeli, uzun vadeli hedeflerimiz var.
Partisiz Cumhurbaşkanı olmanın sağladığı en önemli avantaj; liyakatli ve ehil kadrolar ile çalışma imkanıdır. Bu imkan, hedeflerimizi hızla gerçekleştirmemizi sağlayacaktır.
Ekonomiden sorumlu bakanımızı belirlerken, paydaşlara ve ideoloji prangasına mahkum olmadan en ideal kişiyi belirleyeceğiz.
Milli eğitimden, tarıma kadar bakanlarımızı ve ilgili kadroları aynı ilke ile belirleyeceğiz.
Oysa bugünkü seçim ve siyasi partiler kanununa tabi partiler bunu yapamazlar.
Her parti, kendine yakın isimleri göreve getirdiği için Türkiye bugüne kadar ortalama vasat ile idare edildi.
Halk ittifakı işte buna son verecek ve tarihi yazmayacak; tarih yapacaktır.
Halkımız önümüzdeki seçimde parti liderlerinin değil; kendilerinin belirledikleri Cumhurbaşkanı adayını seçerek yönetime el koyacaklar.
Türkiye’nin devasa ve yaşamsal sorunları var. Bu sorunları en kısa sürede çözecek liyakatli evlatları da var. Ancak liyakatli kadroları bir partinin ya da birkaç partinin dar hacminde bulamayız.
Onları önce Türk Coğrafyasının bağrından alıp; işi ehline verin düsturuna uyarak iş başına getireceğiz.
Dünyanın herhangi bir yerinde de olsalar; “Vazife zamanıdır: Buyurun” diyeceğiz.
Bütün anketlerde halkın öncelikli sorunu, artık tahammül edilemez hale gelen ekonomik çöküştür. Bu sorun; adeta turnusol kağıdı etkisi yaparak, ekonomik sıkıntıların temel nedenlerini de halkımıza, bir başka ifade ile seçmene, gösterdi.
Artık görünür olan bu nedenlerin başında şüphesiz ki liyakatin öncelik olmadığı, ölçüsüz, adaletsiz kadrolaşma; gençler başta olmak üzere ülkenin geleceğinden duyulan endişe, yolsuzluklar, dış sermaye girişini dahi etkileyen korku atmosferi ve kaybolan moral değerler sayılabilir.
Liste adeta sonsuza uzuyor gibi ve sayısız sorunu içeriyor.
Tüm bunlara Türkiye’nin dış politikasındaki derin sıkıntı ve riskler, ayrıca covid 19 pandemisinin dünya ölçeğindeki henüz belirsiz etki ve sonuçlarını da eklersek;
Zaman kaybetme lüksümüz yok!
Önümüzdeki seçimde; “ben” diyen iktidar sahiplerine ya da muhalefet parti liderlerine veyahut liderlere “ben”i atayın diyenlere, seçmen de “hayır bu defa ben!” diyecek.
Ama bu iki “ben” arasında derin farklar var. İlki tekil, ikincisi ise çoğul.
Seçmen “Erdoğan gitsin, yerine muhalefet parti liderlerinin belirlediği biri gelsin” demiyor.
“Bu sistem değişsin; yerine, beni, yani halkın her bir ferdini önceleyecek yeni bir sistem, yeni bir anlayış gelsin” diyor.
Bugün, birinci parti durumundaki, “kararsız” olarak tanımlanan seçmenin beklentisi ve isteği budur: Kendi iktidarı, halk iktidarıdır.
Halbuki muhalefet; seçmene, seçimden hemen sonra yeni bir seçim öneriyor!
Türkiye acil sorunlarını çözmeden, önümüzdeki seçimin hemen ardından ne yeni bir seçime gidebilir ne de parlamenter sisteme geçebilir.
Muhalefet partileri henüz parlamenter sisteme geçişin gerekçelerini dahi bize anlatabilmiş değiller.
Kuvvetler ayrılığına dayalı, denetim mekanizmaları güçlenmiş bir parlamenter sisteme geçmek elbette ki hayati değerde önemli. Ancak ondan çok daha önemli olan, kendini hükümet değil devlet zanneden AKP’nin ve Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında seçimi kazanacak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağıdır.
“Türkiye devlet merciinden mahrum bırakılmıştır…”
İşte bu noktada diyorum ki; bu defa, seçmenin belirlediği adayı siyasi partiler de kabul edecek!
Bugüne kadar seçmen kendisine dayatılan adayları seçmek zorunda kaldı. Kararlı kararsızların yüksek oranı ve kendi partilerinden de ciddi şikayetleri olan seçmen de ‘artık yeter!’ diyor.
İşte! seçmenin isteği ile doğan ve şekillenen halk ittifakı; bir muhalefet hareketi değildir.
Halkın kendi sorunlarını çözmesi için kendini iktidara taşıyacağı bir oluşum; partiler ve ideolojiler üstü, halkımızın ilk defa kendi adayını aracısız seçeceği bir harekettir.
Muhalefet partileri bugün geldikleri noktada kukla bir ortak adayla; seçmenin karşına çıkmayı planlıyorlar. Çünkü ancak kukla bir adaya razı olabiliyorlar. Neden kukla diyorum;
Kukla, çünkü her bir ipi farklı bir partinin genel başkanının elinde olacak. O kukla aday; kimin, hangi partinin oyununu oynayacak?
Ve “kukla olmayı kim kabul edecek?” demeyeceğim, maalesef kukla olmaya razı çok isim var.
Bir de o kukla olur da seçimi kazanırsa; işte o zaman vay halimize!
Bu çılgın fikrin özündeki büyük tehlike ve risklerin farkında olan halkımız ise bu mantığı reddediyor.
Anketlerde “kararsız seçmenler” diye tanımlanan, benim “kararlı kararsız seçmenler” diye tanımladığım yani artık ne iktidar partilerine ne de muhalefet partilerine oy vermemekte kararlı olan seçmen, hem iktidar hem de muhalefet bileşenlerine tarihi bir ders verecek:
Halka güvenecekler; çünkü halk kendine güveniyor.
Halka inanacaklar; çünkü halk kendine inanıyor.
Derlenip toparlanacaklar; çünkü halk kendi ittifakında, halk ittifakında çoğalarak toplanıyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize şunu söylemişti; “Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur.”
Ve O’ parolamızı da vermişti; “Yüksel Türk! senin için yüksekliğin hududu yoktur”: İşte parola budur.
Yolsuzluk, hırsızlık söylentilerinin ayyuka çıktığı; dövizin tükendiği; milletvekillerinin kendi hükümetleri aleyhine gensorular verdiği, istifa ettiği bir sırada merhum Adnan Menderes’in, DP milletvekillerine, “siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz” dediği dönemden, bugün, milliyetçiliğin ayaklar altına alındığı bir diğer bu döneme kadar; ülkemiz “Türk Aklı” ile yönetilmedi.
Türk Aklı daha önce hilafeti aldığı gibi yine aynı akıl ile hilafeti kaldırmıştı.
Bugün o aklın ne büyük bir iş yaptığını Ortadoğu bataklığına bakarak görebiliriz.
Tekrar dirilecek; “Türk Aklı” ve egemenliği kayıtsız ve şartsız millete teslim edecektir.
Halk ittifakı bunun için vardır.
Bu ittifakın kökleri milli mücadeledeki atalarına kadar uzanır.
Biz halk ittifakıyız. “Biz doğrudan doğruya millet severiz ve milliyetçiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk Topluluğudur.”
Halkın her şeyi değiştirmeye sözü var.
Ben halkın sözünün sesiyim.
Bugün benim sesimden duyduğunuz cümleler aziz halkımızın sözleriydi.
Aziz halkımızın iradesini ve gücünü yeniden hakim kılmak, bu amaçla önümüzdeki seçimlerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti 13. Cumhurbaşkanı olmak için çalışmalarıma başladım.
Adaylık sürecimin başladığını siz değerli basın mensupları ve kamuoyu ile paylaştım; hepinize katılımızdan dolayı müteşekkirim, teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI ADAY ADAYI
Ömer Lütfü Avşar

Nuri ŞAHİN baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.