Çiftçi Ruhuna Sahip Politikacı Aranıyor

2050’de insanların yaklaşık yüzde 80’inin şehirlerde yaşıyor olacağı tahmin ediliyormuş. Bunun bir çok açıdan pek iyi bir tablo olmadığı söyleniyor. Sürekli üşüştüğümüz şehirlerde hayatta kalmak için ithal gıdaya mecburmuşuz. Bilim insanları şehirleri tarım alanlarına çevirmeye başlamamız gerektiğini düşünüyormuş. Nasıl olacak derseniz; dikey tarım sayesinde olacakmış. Bu devrimci tarım biçimi henüz emekleme aşamasında lakin umut vaat ediyor. Dikey tarım, özellikle bina gibi dikey yapılar içinde tarımsal üretimi kolaylaştırmak için tasarlanmış bir tarım şekli. Az yer kaplıyor, doğaya zarar vermiyor ve daha verimli ürün yetiştirmeye olanak sağlıyor. Daha ne olsun.
Bu yenilikçi yaklaşıma “üçüncü yeşil devrim” diyorlar. Dikey tarım sayesinde yüksek rakımlı dağ köylerinde, çöllerde ve kalabalık şehirlerde taze ürün yetiştirmek mümkün olabilecekmiş. Harika değil mi sizce de? Hem dikey çiftlikler, çevreye zarar veren pestisitler ve herbisitler kullanılmadan işletilebiliyormuş. Ay ne şahane!
Dünya, kent tarımını ve dikey bahçeleri 20 yıldır uygulamakta ve tartışmaktaymış. 2021 yılında yeni Nordic Harvest dikey çiftliğinin inşaatının ilk aşaması tamamlanmış, Danimarka’daki Kopenhag Pazarları’nda yer alan 7.000 metrekarelik tesis 14 kat yüksekliğiyle Avrupa’nın en büyük dikey çiftliği olacakmış. Sizin bunlardan haberiniz var mıydı? Bizleri geçtim de memleketi yönetenler ve yönetmeye aday olanların haberi var mıdır acaba? Eğer oylarımıza taliplerse tarım söylemleriyle değil çiftçi ruhuyla gelmeliler. Zira vazgeçemedikleri koltuklarda dikey, yatay, içbükey, dışbükey hiçbir şekilde tarım yapılamıyor.










