Ağırman, Mücadelemiz devleti yeniden halkın devleti yapmak için

Bu memleketin huzurlu, kibarlık ve anlayışla sükûnet içinde rahat ve güvenli, güzellik ve uyumlu yaşamaya,dostluğa ihtiyacı var. Anadolu hepimizin değişmeyen bir sevgiyle sorumlulukla bağlılık duyduğumuz, köklerimizle yuvamız sığınağımız, koruyucumuzdur.

Hepimiz, evini ailesini ülkesini seven vatanseverler olarak bu topraklara kendini adayanlara olan toplumsal saygı ve sevgiyi yaşatmalıyız. Geleneklere bağlılığı, tarihimizin bize yüklediği sorumlulukları bir borç bilerek öncelikle eşitsizlikleri yok ederek adil paylaşım sağlamalıyız.
Egemenden, güçlüden taraf ekonomiyi halkçı değerlerle geliştirip, çalışan, üreten sınıfın, mağdur toplulukların lehine dönen bir ekonomi yaratmak zorundayız. Bu model 1923 cumhuriyetimizin kuruluş modelidir. Varlıklı sınıf ve burjuvazinin yoksula egemen olma, azgın kar etme, toplumu yoksullaştırma dönemini bitirmeliyiz.
Politikalarda sosyal devlet ve halkçı belediyecilik hedeflemek dışında hiç bir seçeneğimiz yok. VArlığın çoğunu elinde tutan %1’lik gruba karşı yoksul halkın yanında olup, adil gelir dağılımı mücadelesi günümüzün politik hareketlerinin ekseni olmak zorundadır. Çalışan ve yoksul sınıflar parti seçiminde bu gerçekleri gözetmeli.
Mücadelemiz devleti yeniden halkın devleti yapmak için.
Demokratik devlet sadece zengin insanların değil hepimizi devleti demektir. AKP 20 yılda devletin yapısını demokratlaştırmadı, devlete sahip olan yeni zenginler, müteahhitler, din endüstrisini, kendi zenginlerini yarattı.
Unutma,
“İşsizinden tembel aylağına, işçisinden köylüsüne, sabah okuluna giden öğrencisinden emeklisine, toplumun tamamı…
Devlet sizsiniz, o mekanizme gerçekte sizsiniz, patron da siz, güç te siz, bunu fark etmek zorundasınız…
Türkiye cumhuriyeti vatandaş kimliğinin üstünde daha önemli hiçbir kimlik yoktur.
U’yan ve bil. Ölme öldürme, Aç yatma yatırma, karşındakine ağır laf söyleme kendine de söyletme
Hak yeme yedirme
Hakkı bil’ ve bildir’
Saygısızlık etme ettirme
Devlet de sensin…
Hükümet de.”
Her vatandaşımız desteklediği siyasi liderde hangi kriterler olması gerektiğini sorgulamalı?
1- Karakteri gelişmiş,
2- Liderlik karizması olan,
3- İçten ve gerçek olması,
4- Söylediklerine gerçekten inanması,
5- Halkın adamı olması
6- İstikrarlı olması.
7- Para ve güç için politikaya girmemesi,
8- Bilgili, bilge ve donanımlı olması.
Bunlardan bazılarının yokluğu bir siyasetçi için büyük eksiklik demektir. her vatandaşımız önümüzdeki dönemin siyasetçisini seçerken dikkatli olmalı, yeni bir 20 yılını, yetersiz bir isim ve parti ile kaybetmemelidir.
Bir yoksulun, orta gelir grubunun yani halkın, en temel şekliyle partisinden de bekledikleri şunlar olmalı;
1- Zenginlerin vergisini yükseltmeyi, vergi adaleti sağlamayı amaçlamalı,
2- Ücretliden vergi yükünü düşürmeyi hedef koymalı,
3- Eğitimi ücretsiz yapmalı (eğitim kalitesini özellerle eşitlemek, hatta geçmek),
4- Asgari ücreti yükseltmek, adil oranlarda artırmayı politika edinmeli,
5- Sağlık reformunu gerçekten yapmalı, herkese ücretsiz sağlık hizmetini sağlamayı hedef koymalı.
Samimi inancım şu.
Bahsettiğimiz halkçı ilkeler siyasete hakim olmadan, hiçbir partinin başına halkçı, dürüst çalışkan kimseyi getiremezsiniz. Sistemin adamları, sistemle işbirliği halinde halkı sömürmek için orada olacaklar. Bu nedenle kişilerden çok politik ilkelerde, toplumsal fayda gözeterek kadro hareketi ile ilerlemeliyiz.
Halkın devleti ve milletin iktidarı işçisini sermayenin gücü karşısında ezdirmeyendir, Atatürk’ün fabrikalarında işçilerin sosyal olarak ta yaşayabilecekleri lojman alanları ve tesisler üretilmişti. İşçiler toplumda özel bir yer edinmişti. Bugün de toplumsal barış dediğimizde bizim anladığımız, halkın refahtan daha çok pay almasıdır.
Biz partileri gönlümüzde taşıyacağız ama öncelikle “Dürüst ve namuslu insanları siyasetin ve devlet bürokrasisinin içinde” olması için dikkatli olacağız. Vatandaşlarımız seçimlerde tek başına parti bayrağına bakmayacak. Liyakat ve yeterli olana, politikaları ile sözü tutarlı olana oy verecek. Bir de genç olmasına ve partisinde yeteri sayıda kadın bulunmasına dikkat edecek.
İşte o zaman Türkiye’yi düşmüş olduğu bu orta, düşük gelir tuzağından, batık ekonomi batağından hep birlikte kurtarabiliriz.
Özlem AĞIRMAN
Gelişim ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı










