Dolar 44,8650
Euro 52,9536
Altın 6.903,16
BİST 14.251,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 20°C
Az Bulutlu
Ankara
20°C
Az Bulutlu
Per 22°C
Cum 22°C
Cts 15°C
Paz 13°C

Muharrem Gür – Şiddetsiz Kadın

Muharrem Gür – Şiddetsiz Kadın
12 Mart 2024 17:40

ŞİDDETSİZ KADIN

Eşi tarafından…

Eski eşi tarafından…

Erkek arkadaşı tarafından…

Babası…

Abisi…

Gün geçmiyor ki bir haber bülteninde bu kelimelerle başlayan bir cümle kurulmasın.

Kadına şiddet vakaları haber bültenlerinin eksik olmayan ana konularından maalesef.

Şiddet mağduru toplumsal kesimler o kadar çok ki her birini ayrı ayrı anlatmaya kelimeler yetmez. Bu kesimleri önem sırasına göre sıralamakta elbette doğru değil.

Kadına uygulanan şiddet konusuna dönecek olursak.

Eğitim, kültür, ekonomik veriler, refah düzeyi ve daha pek çok toplumsal sorunun zamanla olumlu yönde ilerleme kaydeden parametrelere bağlı olarak azalacağı belki de ortadan kalkacağına dair umut her zaman vardır.

Oysa kadına şiddet kendi kendini besleyen, kendi kendini yeniden üreten toplumsal sorunlardandır maalesef. Bu nedenledir ki nesillerdir fazla bir yol katedilemeden süregelmektedir.

Yine bu nedenledir ki ayrıca ele alınması gereken bir konudur, sorundur.

Kadına karşı şiddetin sorumlusu olarak sadece failini görmek doğru mudur? Yoksa sorunun kaynağı ve çözümü bireyselden çok toplumsal bir analiz mi gerektiriyor?

Evli olsunlar veya olmasınlar hayatlarındaki kadına sahip olduğu bir meta gözü ile bakan, ondan ayrılmak istemeyen, bağını bir türlü koparamayan, hatta hiçbir ilişkisi olmayan kadınlara karşı takıntılı erkekler.

Kadına şiddetin nedenleri saymakla, sıralamakla bitmez elbette ama yukarıda da ifade ettiğim gibi kadına şiddetin kendini besleyen ve yeniden üreten boyutu üzerinde durmak lazım.

Nedir bu boyut?

Doğacak çocuklarının erkek olması için dualar eden, dünyaya geldikten sonra ona erkek olmanın her türlü ayrıcalığı tanıyan, hissettiren anne babaları, akrabaları hepimiz biliyoruz ve içinde yaşıyoruz.

Erkek egemen toplumlarda erkeği yücelten, erkeğin kadının üzerindeki hakimiyetini, onu sahiplenici tutumunu besleyen bakış açısını da biliyoruz. Erkeklerin genelinin kadınlara göre çok daha avantajlı bu hakimiyet alanlarında kalmak istediklerini de biliyoruz elbette. Bunların hepsi tek tek mücadele edilmesi gereken sorunlu alanlar.

Burada dikkat çekmek istediğim husus hayatları erkek egemen toplumun cinayete varan zorluklarıyla geçmiş ve geçmeye devam eden kadınların bu sorunu beslemeye, sorunun kaynaklarından biri olmaya devam etmeleridir.

Peki neden?

Kadınların çocukluk, genç kızlık ve evlilik dönemlerini de kapsayan süreçte kadın olmaktan kaynaklanan zorlu yaşamını, kontrol edebileceği bir erkek çocuk dünyaya getirerek onun üzerinden daha konforlu hale getirmek istemesi .

Özellikle kayınvalide olduğunda anneliğini kullanarak gelini üzerinde kurmayı hayal ettiği hakimiyet ve bu sayede çektiği sıkıntıların “ödülü” nü almak istemesi.

Bir erkek çocuk dünyaya getirerek ev içerisindeki konumunu, varlığını güçlendirmek istemesi.

Bunların hepsi güçlü, kadınına hakim, sözü geçiren bir erkek modeli ile mümkün elbette. Bu süreç erkeği ön plana çıkardığı kadar kadını da bir o kadar pasifleştirmekte. Çalışma ve eğitim alanları başta olmak üzere kadının ayakları üzerinde durmasına katkısı olabilecek tüm yollara barikatlar döşenmekte. Kadın ne kadar silik ve erkeğin kontrolünde olursa, erkek kendini o güçlü hissedecektir çünkü.

Kadına şiddete karşı mücadelede kısa vadeli yasal ve adli mücadelenin yanında ve beklide onlardan daha önemli görev şiddet mağduru kadınlara düşmekte. Kadınların, kadına sahibi gibi değil eşit cinsiyet, eşit insan gözüyle bakan erkek çocuklar hatta bu bilinçte kız çocukları yetiştirmek başta gelen görevleri olmalıdır.

Haber: Muharrem Gür

 

 

 

Son Sözü Başkent Söyler baskenthaber.org baskenthaber.org@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.