TERÖR ÖRGÜTÜNÜN VE PARTİSİNİN YALNIZLAŞTIRILMASI SÜRECİ BAŞLATILMIŞTIR…

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN VE PARTİSİNİN YALNIZLAŞTIRILMASI SÜRECİ BAŞLATILMIŞTIR…
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi Cumhur ittifakının PKK ve partisine taviz vermediği, “oylarından” medet ummadığı bir seçim oldu. Bu durum öncelerde bu konuda yaptığı yanlışların zararını kritik etmiş olmasının sonucu da olabilir.
Millet İttifakı açıktan, göğsünü gere gere yapamasa da terörün partisinin desteğini aldı. S. Demirtaş’a özgürlük vaadetti. İ. Kaboğlu Fransız France 24 televizyonuna “HDP bizim açık olarak söylemediğimiz ortağımız” itirafında bulundu. Seçimden sonra birlikte çalışacaklarını da ekledi. Bizzat Kılıçdaroğlu’nun “Avrupa yerel yönetimler şartnamesindeki çekinceleri kaldıracağım” demesinin amacının, nihayi amacı özerkliğin ardından bağımsızlık olan HDP’ye bir vaat olduğunu anlamamak saflıktı. Kılıçdaroğlu 1 oy CHP’ye 1 oy HDP’ye kampanyası bile yürütmüştü. Bu kampanya neticesinde oyları artan HDP ve andaval destekçileri propagandalarındaki meşruiyet sahtekarlığını daha da güçlendirdiler. Bilmem kaç milyon oy alan HDP’yi yok sayamazsınız vb… propagandaları o kampanyanın sonucuydu. CHP’nin HDP ile ilişkileri görüşmeleri vb… sorular yöneltildiğinde “Hayır, ilişkimiz yok, görüşmüyoruz. HDP defalarca kendilerinin de itiraf ettikleri gibi PKK’nın partisidir. PKK terör örgütüdür” diyemedi. Bu soruları AKP’nin açılım sürecinde PKK – HDP ile tuttuğu işleri anlatarak geçiştirdi. Bu geçiştirme tutumunun altında dahi aslında bir meşruiyet kazandırma çalışması yatıyordu “yasa dışıysa siz niye görüştünüz, şimdi biz de görüşürüz” denilmiş oluyordu. Zaten AKP o işleri yaparken CHP o sürece karşı da çıkmamıştı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. Tura kalınca Kılıçdaroğlu “HDP oyları” ile de olamadığını gördüğünde başka bir rezaletin tescili yapıldı. Esasen 1992’de kurulmuş yalnızca adı Atatürk’ün partisinin adı olan partinin Atatürk’ün partisi algısına dahi ambargo konuldu. Ü. Özdağ destek için Anayasanın ilk 4 maddesine ve 66. Maddesine dokunulmaması şartını koştu. Rezalet Özdağ’ın şart koşmasında değil bu maddeleri Anayasaya sökülemez bir çivi gibi çakan Atatürk’ün olduğu iddia edilen partinin bu şartlara maruz kalmasındaydı. O parti ki Anayasanın ilk 4 maddesiyle ve 66. Maddedeki Türklük tanımıyla sorunluydu. Samimiyeti inandırıcı olmasa dahi Kılıçdaroğlu’nun şartları kabulü sevindiriciydi. Tabi sevinen bizler olduk. O maddelerle sorunlu, değiştirilmesi için daha önce AKP ile anlaşıp devamında kavga ederek hendeklere gömülmüş, sonra CHP ile anlaşmış seçim sonrası yeni Anayasa hayalleri kuran PKK ve partisi nasıl sevineceklerdi ki? İşte Ü. Özdağ’ın başlattığı bu süreç PKK ve partisinin Türk siyasetinde kendilerini yalnız hissetmelerine neden oldu. Tamamen nihai amaçlarına ilerlemek için faydacılık ilkesiyle hareket ederek herkesle taktik, stratejik işbirliği yapabilen HDP durumu idare eden bir açıklama yaparak mücadeleye devam edeceğini geveleyebildi. Bu seçimin en büyük kazanımı PKK’nın partisinin yalnızlaşması ve CHP’nin çok ikna edici olmasa da bu tutumunu göze alabilmesidir.
Ü. Özdağ’ın mimarı olarak başlatılan PKK’nın partisinin Türk siyasetinde yalnızlaştırılması sürecine tüm vatansever yurttaşlar , STK’ lar, partiler, dernekler bütün güçleriyle destek olmalıdırlar. Kim ırkçı, bölücü, faşist, emperyalizmin işbirlikçisi kanlı terör ötgütü PKK ve partisine direk yada dolaylı destek olur, fayda sağlar, işbirliği yaparsa karşı çıkılmalı, engel olunmalıdır. Bu yalnızlaştırılma Doğudaki ve Güneydoğudaki Kürt yurttaşlarımızın desteğini de kıracaktır. Çünkü verilen destekler bir şekilde meşruluk zeminini zorlamalarını sağlamaktadır. Oysa terör ve siyasi uzantısı bir elinde silah bir elinde demokrasi nameleriyle ve andaval destekçileriyle ne kadar oy alırsa alsın hiçbir şekilde meşru sayılamaz. Yurtiçindeki bu yalnızlaştırma sürecinin bölgemizde ve dünyada da mutlaka etkisi olacak ve meşruiyet kazandırmakta gönüllü olanların ellerine malzeme verilmemiş olacaktır.
01.6.2023
Zeynel Bektaş










