Organ ve Doku Ticareti Suçlarının Hukuki Açısından Değerlendirilmesi
Merhabalar değerli okurlar öncelikle gelen olumlu geri dönüşleriniz için her yazımda olduğu gibi tekraren şükranlarımı sunarım, Bugün ki yazımızda “Organ ve Doku ticareti suçuna bağlı olarak gelişen tüm süreci hukuki olarak kişisel görüşlerimiz çerçevesinde değerlendireceğiz. Öncelikle İnsan hayatı Uluslararası sözleşmeler ve Anayasamız ile güvence altına alınmıştır. ( Anayasa m.17/1 “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz…” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 2.maddesi ve Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi 6. maddesi insan yaşamının korunması konusunda temel bir hükme yer vermektedir .) Bu açıdan kanunlar insan yaşamının kutsallığı ve dokunulmazlığı hakkında kesin kurallarla bağlanmıştır.
İnsanın vücudunda yer alan bazı bölümlere organ denmektedir, daha net bir tanım olan TDK ‘ya göre baktığımızda organ , “Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü “ olarak belirtilmektedir. Doku ise “Bir vücudun ya da bir organın yapı öğelerinden birini oluşturan gözeler bütünü” olarak belirtilmektedir. Bilindiği üzere organ ve doku nakli ihtiyaç sahipleri açısından hayati önem arz etmektedir. Bu bakımdan yukarıda insan yaşamına atıf yapmamız insan yaşamını doğrudan temel olarak ilgilendirmesi ile ilişkilidir. TCK ya baktığımız da Organ ve doku ticareti suçu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 91.maddesin’de “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. TCK Madde 91‘’ (1) Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın, kişiden organ alan kimse, beş yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun konusunun doku olması halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Hukuka aykırı olarak, ölüden organ veya doku alan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Organ veya doku satın alan, satan, satılmasına aracılık eden kişi hakkında, birinci fıkrada belirtilen cezalara hükmolunur. (4) Bir ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan organ veya dokuyu saklayan, nakleden veya aşılayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (6) Belli bir çıkar karşılığında organ veya doku teminine yönelik olarak ilan veya reklam veren veya yayınlayan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (7) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (8) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun ölmesi halinde, kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.’’ denmektedir. Önem arz eden birkaç husus ise Organ ve doku ticareti suçu şikâyete tabi suçlar arasında yer almaz ve uzlaşmaya tabi değildir. Yargılama asliye ceza mahkemesi tarafından gerçekleştirilir, Bu suç türünde Şikâyetten vazgeçme, ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. İlgili suç, savcılık tarafından re ’sen soruşturulmalıdır. Şikâyet hakkı, dava zamanaşımı süresinde de kullanılabilir. Organ ve doku ticareti suçu yargılamalarında olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Ancak, suçun örgütlü işlenmesi halinde dava zamanaşımı süresi onbeş yıldır.
Bu yazımızda “Organ ve Doku ticareti suçuna bağlı olarak gelişen tüm süreci kişisel görüşlerimiz eşliğinde değerlendirdik. Herkese sağlıklı günler dilerim. Hiçbir fazilet adalet kadar büyük olamaz.( J. Addison)
Av. Ali Birdal KAHRAMAN










